"Savcı Öz'ün kılına zarar gelmesine gönlümüz razı gelmez." Kim söylüyor bu sözleri? Seçim nedeniyle yasa gereği değiştirilen üç bakandan biri, Adalet Bakanı… Yani özde değil, sözde tarafsız bakan yapıyor bunu. Üstelik başbakanın; "ben savcıların işine karışmam, onlar da benim işime karışmasın," dediği bir günde kameralar karşısında demeç veriyor. Aynı günde yapılan iki farklı açıklama bir kez daha; "hangisi AKP," sorusunu sorduruyor bize. Yani, gerçekten hukukun tarafsızlığını savunan bir parti mi, yoksa “bu davanın savcısıyım” diyerek hukuku da kendisine göre yönetmek isteyen bir parti mi? Fazla uzaklara gitmeden, yakın tarihi irdeleyerek yanıt arayalım.
İktidar partisinin öncelikli hedeflerinin arasında AB'ye tam üyelik vardı. Hatta müzakerelerin başlamasını bile başkentin göbeğinde gündüz vakti havai fişek atarak cümbür cemaat kutlamıştı. Aradan geçen yıllar, için için beslenen arzular gösterdi ki aslında geçmişte duyulan Arap ülkelerine yakınlaşma isteği, AB kamuflesinin önüne geçiyor. İsrail ile yaşanan "one minute" krizi, başbakanın Arap halklarına sevimli görünmek için yaptığı çıkışlar bunun en büyük göstergesidir. İktidar partisi yetkilileri, yalnızca AB konusunda mı birbirleriyle çelişen düşünce içindeler? Hemen her konuda söylediklerinin tersini arzulama gibi bir özellikleri var.
Doğru bildiğim görüşlerin arkasında durarak özenle savunmam gerektiğini çocukluğumdan beri bilir, uygularım. Ancak bu şekilde güven kazanacağımı ve kendime olan saygımı yitirmeyeceğimi düşünürüm. Güvenin en çok gerektirdiği meslek dalı, milletvekilliğidir. Ancak ülkemizde, bu gereklilik tam tersine işliyor. Yapılan kamuoyu yoklamalarında güvenilirlikte en son sırada milletvekillerinin geldiğini görüyoruz. Yani güven bunalımı AKP ile başlamadı elbette. Ancak tecrübeli siyasetçi, acemi siyasetçi tartışmalarının başladığı şu günlerde kaç yıllık siyasetçi olduğunun değil, siyasetçinin sözünün eri olup olmadığının tartışılmasının açılmasını doğru buluyorum.
Kendimle haksız bir yargılama içindeyim yıllardır. Bir yanım sürekli olarak halkın yarısının oyunu alan bir siyasi oluşumun doğru yaptığı bir şeyleri arıyor harıl harıl. Müzmin muhalif olan öbür yanımı suçluyor, düşünce körlüğüyle. Kızıyor; "adamların hiç mi elle tutulur bir tarafı yok" diyerek. Özürlüler Yasası'na saldırıyorum, sadaka kültürünün o iğrenç kokusu yayılıyor. Açılımları açıyorum, içi boş çıkıyor. Duble yollardan, zenginleşen müteahhitler... TOKİ'den, alt yapısı tamamlanamamış siteler... Milli Eğitim'den, öğretmensiz okullar... Adalet'ten, yıllardır süren davalar; yayımlanmamış kitaplara baskınlar... Ekonomi'den, ümidini kesmiş işsizler... Kadınların Sorumluluğundan; dayak yiyen ve töre cinayetine kurban gitmiş Ayşe'ler, Fatma'lar, Emine'ler... İçişleri'nden, cemaate el açmış insanlar... Ve Başbakanlıktan, aynı anda binlerce kişiyi dinleme yeteneğine sahip uzun kulaklı varlıklar fışkırıyor. Tüm bunlar aklıma geldikçe de "neresini öveyim ki" diye soruyorum objektif yanıma.
Çok yakında seçim sandığını koyacaklar yine önümüze. "Seç" diyecekler dayattıkları adayları. Ve biz, boynumuzu bükerek kuzu kuzu basacağız mührümüzü. Oyunu muhalefetten yana kullanacaklar neye oy vereceklerini az çok biliyorlardır da, AKP'ye verecekler için aynı şeyi söyleyebilir miyiz? AB yanlısı, demokrasiyi özümsemiş, özgürlükçü, yurttaşlarının gelir seviyesini en üst düzeye çıkarmış, getirimi ve kadrolaşmayı tarihin kirli sayfalarına hapsetmiş, kadınlarını ve özürlülerini koruyan, hoca görünümündeki hokkabazlara meydanı bırakmayan bir partiye mi oy verecekler; yoksa? Evet, yoksa? Sivil darbeciliğin çevresinde gezinen bir partiye mi? Hangi AKP'ye?
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
Bu ülkede hala başbakan adayını yakışıklı bulduğu için oy verenler,dindar insandan zarar gelmez düşüncesinde olanlar,üç kuruş menfaat uğruna oylarını satanlar,beyinlerini düşünmek için değilde başka şeyler için kullananlar var sevgili Ertan, o yüzden aklı selim bu ülkede hiç bir zaman iktidara gelmez,gelse gelse tarikat gelir,cemaat gelir,çakma padişah gelir yada kendini peygamber ilan etmeye çalışanlar gelir...Saygılar...
BeğendimBeğenmedimMilletvekilleri değil Türkiye de artık liderlerde partilerde güven vermiyor. Bağıran adamın partisi, İ.Tatlıses ile, H. Şükür ile, Adım Kemal partisi, H.Şaş ile bu memleketin sorunlarını çözecekse, vah ülkem vah..
BeğendimBeğenmedimErtan bey... "Hangi AKP'ye" başlıklı köşeyazınızı okudum... görüş ve değerlendirmelerinize tüm benliğimle katılıyorum... saygılarımla...
BeğendimBeğenmedim