Osman Balcıgil

Herşeye müstahak ''layığı bu değil...''

İsterseniz önce bir efsaneyi kuşa çevirerek anlatayım, sonra ne demek istediğime geçeyim:

Moğollar, geçtikleri her yeri yıka döke, Karamanoğulları’nın kapısına ulaşmışlardır. Sabah olunca saldıracak, bu beyliği de talan edeceklerdir. Karamanoğulları’nın beyi hemen o akşam, askerlerine koyun postu giydirir, bazılarının boyunlarına çanlar takar ve bir koyun sürüsü gibi düşmanın gecelediği alana yaklaşır. Moğollar akşam eğlencesindedirler ama çan seslerini duyarlar. Birkaçı alelacele gidip göz atar. Bir çobanın koyunlarıyla yanlarından geçtiğini düşünürler. Oysa Karamanoğulları’nın askerleri diplerinde bitmiştir... Moğollar ülkelerine döndüklerinde, bu tatsız yenilgiyi, “Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu” diyerek hatırlarlar...

İşte AKP’nin “yeniden seçim” manevrası da tam bu hesap!

Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi, IŞİD ve PKK’ya saldırarak, yeni bir “Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu” söylencesi yaratmaya çalışıyor.

Öyle bir söylence olacak ki bu, “bir siyaset cambazlığı olarak” iri puntolarla kayda geçecek, ve 50 yıl 100 yıl sonra bile okullarda, tarih derslerinde okutulacak.

***

Dünya kadar insanın 7 Haziran seçimleri öncesinde dillendirdiği, “AKP’nin seçimlere yönelik savaş çıkartacağı” tezi, biraz gecikmeyle de olsa gerçek oluyor.

Seçimlerde hezimete uğrayan AKP, oluşacak savaş atmosferinde, “kan, dehşet ve gözyaşı” söylemini koltuk değneği yaparak, yeniden ve tek başına iktidara gelmenin peşinde.

Bunu, azıcık akla sahip herkes görüyor!

(Ne yazık ki Aziz Nesin’in ülkesinde, bu azıcık akıl meselesi dünden bugüne tartışmalı bir konu oldu ve öyle de kalacak gibi...)

***

Nedenini bilsek bile, anlamakta zorluk çektiğimiz bir mesele var:

Nasıl cesaret edebiliyor, koca bir ülkeyi son derece tehlikeli bir savaşa sokmaya AKP?

Ve yine nasıl göze alıyor, yüzüp kuyruğuna getirdiği “çözüm süreci”ni berhava etmeyi?

***

İşte sevgili Bayanlar, Baylar ve Çocuklar,

Beyninize layık ve dahi on numaralık bir uzmanlık sorusu!

***

IŞİD iyice azdı!

Sınır kapımıza dayandı!

Sınır karakollarımızın dibini yol geçen hanına dönüştürdü!

Gençlerin toplandıkları bir alana bomba koyup 32’sinin can vermesine yol açtı? (İrice bir bahane lazım ya yani!)

Peki yeni mi bu olup biten ve olmaya devam edecek olanlar?

***

Öte yandan:

Bu PKK var ya PKK...

Peki yeni mi bu PKK?

***

Sormazlar mı adama “On üç senedir neredeydin kardeşim sen?” diye.

Sormazlar mı adama “Bu ülkeyi on üç yıldır sen yönetmiyor muydun muhterem?” diye.

***

Gelin tam da bu noktada, bir kaç soru daha soralım:

Bırakın IŞİD’in sınırlarımızı eleğe çevirmesini filan, bu IŞİD denilen organizasyon kimin ellinde semirdi bu kadar?

Türkiye IŞİD’e en çok militanı gönderen ülkeyse eğer, bu militanların yetişmesini sağlayan “uhrevi atmosfer”i bu memlekette kim yarattı?

Bütün camilerin ve İmam Hatip Mektepleri’nin arka bahçelerine, radikal İslamcı militan devşirme uzmanı ağabeyler’in yerleşmesine kim göz yumdu?

Hatta, onlara kim manevi olduğu kadar maddi imkanlar da sağladı?

***

İsteyen herkes, bu soruların cevabına, kısacık bir tarama yaparak ulaşabilir.

Üstelik, herkese açık kaynaklardan!

İstihbarat teşkilatlarının bilgilerine filan ihtiyaç yok.

Açın eski gazeteleri, girin televizyonların haber arşivlerine...

***

Tamam, dünyanın her yerinden, hatta ABD’den ve Avrupa ülkelerinden bile IŞİD’e katılan radikal İslamcılar oldu.

Ama Türkiye, bu konuda birinciliği hiçbir ülkeye bırakacak gibi görünmüyor.

Tekrar söylüyorum, bunun nedeni son derece açık:

Ülkede on üç yıldır hüküm süren, siyasal İslamcı hükümet ve onun tarafından yönetilen devlet!

Radikal yapılanmalarına göz yummak şöyle dursun, “bizdendir” denilerek bu savaşçılara silah desteğinin sağlanması “sayesinde”, sınırımızda “nur topu” gibi, üstelik halifesi bile olan bir Irak Şam İslam Devleti’miz oldu.

***

Meselenin öteki boyutu ise PKK, bir başka şekilde söylenecek olursa Kürt gerçeği.

(Herkes diyor ya hani “bu ikisini birbirinden ayırmak lazım” diye, hiç de aynı görüşte değilim... Ama bu ayrı bir yazı konusu...)

HDP’yle yapılan pazarlıklar, İmralı ile gerçekleşen “Al takke ver külah” muhabbetler...

Bir başka şekilde söylenecek olursa, bilerek ve isteyerek yılan hikayesine dönüştürülen “çözüm süreci”...

(Son derece basit bir köylü ile yılan hikayesini o kadar uzun anlatılmıştır ki  hikayeci, halk arasında, bir şey gereğinden çok uzatılırsa “yılan hikayesine döndü” denir olmuştur...)

Ve bugün, “iyisiyle/kötüsüyle” bu süreç, yeniden ve tek başına iktidar olmak uğruna berhava edilmek üzeredir...

***

Evet, son birkaç gündür IŞİD yerleşimlerine ve PKK kamplarına bomba yağdırılmasının nedenleri bunlardır!

Yerleri, yurtları on üç yıldır bilinen örgüt evlerinin tam da bu günlerde basılmasının nedeni de aynı!

Yenik çıktığı seçimlere rağmen, bu büyüklükte kararlar alma hakkını kendinde bulan (gasp eden) hükümetin, büyük bir çılgınlık eseri olarak, Türkiye’yi uçurumdan aşağıya itmeye çalışmasının nedeni tam olarak bu!

***

Şunu yazın bir kenara:

Önümüzdeki günlerde bilerek ve isteyerek, AKP tarafından çıkmaza sokulacak koalisyon görüşmelerinin ardından, Erdoğan/Davutoğlu ikilisi topluma dönüp “böylesi bir ateş çemberinin içinden ancak tek parti iktidarı ile çıkılabileceğini” söyleyecektir.

Böyle olmaz ise, çok ama çok şaşırırım!

Mesela AKP ve CHP bir hükümet kurar, üstelik HDP bu hükümeti desteklerse, inanasım gelmez!

Haydi, şaşırt beni AKP!

***

Neden topal bir hükümet ülkeyi savaşa sokuyor da sessiz duruyor CHP?

Neden “sana savaş çıkarttırmayacağız” diye haykırıyor ve aynı anda ısrarla “çözüm süreci”ne devam edilmesi gerektiğini söylüyor HDP?

Koalisyon görüşmelerini bozan taraf kendileri olmak istemiyorlar da onun için!

Siyaseti kurallarına göre oynuyorlar...

Masa devrilsin ve koalisyon hükümeti ihtimali ortadan kalksın da siz o zaman görün...

İşte kıyamet tam da o an kopacak!

***

Türkiye toplumu yeniden sandığa gidecek.

Üstelik hem içte ve hem de dışta gerçek bir savaş atmosferinde.

Neden biliyor musunuz?

AKP, yeniden ve tek başına iktidar olsun diye!

***

Peki bunun nedeni ne biliyor musunuz?

Kirli çamaşırların ortaya döküleceğinden duyulan büyük ama çok büyük korku!

***

Vah benim güzel vatanım!

Bir avuç siyasal İslamcı muhteris ve onların arpalığından beslenen kadroların, geçen on üç yıl içinde işledikleri suçlar, yaptıkları hainlikler ortaya dökülmesin diye...

Bakalım hangi ocaklara ateşler düşecek, hangi güzelim vatan evlatları yitip gidecek...

***

Yıllar önce yazdığım bir kitaba, birbirine taban tabana iki zıt isim koymuştum:

HERŞEYE MÜSTAHAK/LAYIĞI BU DEĞİL

Tam da böyle.

Bana soracak olursanız, Türkiye toplumunun layığı bu değil...

Öte yandan öyle bir toplum ki bu, her şeye müstahak!

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS