• İstanbul'a havaray müjdesi ! Tarih belli oldu
  • Terör örgütü PKK yeni Kandil'e iyice yerleşti !
  • Adil Öksüz en son görüşmeyi Amerikalılar ile yaptı
  • CHP'den sürpriz referandum iddiası
  • ORC'nin son referandum anketi
Serdar Durat

İç savaşa giden yolda terörün kaldıraç etkisi !

Değerli Düşünür Dostlarım,

10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara'da cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısı gerçekleştirildi. Anayasaya uygun olarak önceden gerekli izinleri alınan “Emek, barış, demokrasi” mitinginin yapılacağı Başkentimizde katılımcıların ilk toplanma alanı olan tren garı kavşağında gerçekleştirilen canlı bombalı saldırıda resmi açıklamalara göre 96 vatandaşımız hayatını kaybetti , 48'i ağır 246 kişi de yaralandı. 

Bu menfur saldırıya dolaylı veya doğrudan katkı sağlayan, sebep olan tüm alçakları, insan sevgisi ve vicdan yoksunu namert canileri şiddetle kınıyor, lanetliyorum. 

Aylardır Ulusça acı çekmekten, "değerli yalnızlık " kaynağı vizyonsuz dış politika ısrarının ve basiretsiz idarenin yaşattığı utançtan bıktık, usandık, yorulduk. Basmakalıp retoriklerle taziye ve birlik beraberlik mesajları vermek tabiri caizse artık toplumun gazını almıyor, yanan yüreklere su serpmiyor. Bu duygu ve düşüncelerle ; Ankara'da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza allahtan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize baş sağlığı ve sabırlar , yaralılara acil şifalar dilerim.


Sevgili Okurlar,

Bu terör saldırısını planlayan ve azmettiren güç odakları nedir ? 

Kimler neden yapmıştır ? 

Bu trajedik sonuç kimlerin işine yarar ? 

Güvenlik ve istihbarat zafiyeti var mıdır ?

Sorumlu makamlardaki yetkililerin istifa etmeleri gerekir mi ? 

İstifaları bir işe yarar mı ? 

Böyle bir ortamda 20 gün sonra yapılacak olan erken genel seçimler demokratik bir olgunluk ve emniyet içinde yapılabilir mi ? 

Bu ve benzeri soruların cevapları hakkında muhtelif analizler ve değerlendirmeler açık kaynaklarda mevcuttur. Özellikle farklı siyasi görüşler, tandanslar, sosyo-kültürel, etnisite ve inanç bazındaki değer'ler doğrultusunda birbirinden çok ayrışan yorumlar yapılmakta, karşılıklı suçlayıcı bir dil kullanılmaktadır.

Ülke kan ağlarken bile bireysel ve kurumsal çıkarlarını ulusal menfaatlerimizin üzerinde tutan , siyasi kaygılarını merkeze koymayı sürdüren , insan hayatını nicelik yönünden dikkate alarak can kayıpları çok olunca ulusal yas ilan etmek zorunda kalan zihniyet, siyasi irade, artık otoritesi  ve meşruiyeti açısından sorgulanır hale gelmiştir.

Sınır komşumuz Suriye'de yıllardır süregelen iç savaşa , emperyal güçlerin ve uluslararası terör odaklarının kendi aralarındaki hesaplaşmalarına tüm dünyadan daha fazla ve farklı bir şekilde angaje olan AKP iktidarı bir gün bu kaos ikliminin ve iç savaş provalarının ülkemize sıçrayabileceğini, iç ve dış etkenlerin kaldıraç tesiri ile anavatanımıza ithalatını, öngörememiş ve önleyememiştir.


Değerli okurlar,

Bu gün ülkenin yönetimini geçici olarak üstlenen hükümetin en öncelikli ve hayati sorumluluğu , ülkede kaybolan huzur ve asayiş ortamının ivedilikle tesis edilmesidir. Güvenlik ve özgürlük dengesini insanlarımızın can güvenliğini koşulsuz bir şekilde sağlayacak şekilde kurmak zorundadır. Gerekli iç barış ortamını derhal tesis ederek 1 Kasım Erken genel seçimlerinin demokratik bir şölen gibi yapılmasını gerçekleştirmek bu idarenin namus ve şeref meselesidir. 

Bu kapsamda, TBMM de grubu olan diğer muhalefet partilerinin de en az iktidar partisi kadar sorumlulukları vardır. Duygusal önyargılarından, varlık nedenleri olan klişe argümanlarından arınarak ülkemizin bir an evvel aydınlık ve müreffeh bir iklime kavuşması maksadı ile milli mutabakat için kapılarını açık tutmaları şarttır. 

Gerek istihbarat ve gerekse güvenlik güçlerimizin mevcut imkan ve kabiliyetleri yeterince rasyonel bir şekilde kullanılabilir ve doğru yönetilirse ülkemizi iç savaşın eşiğine getiren bu terör olaylarının çok büyük bir oranda önlenebileceği kanaatimi muhafaza ediyorum.

Dünyada hiç bir ülkenin istihbarat ve güvenlik yetenekleri asla muayyen bir siyasi görüşün/hareketin /zihniyetin emrinde ve hizmetinde olamaz. 

Bu küresel gerçeklik şüphesiz Türkiye içinde geçerlidir. Bu iki kurum ülkemizin ve milletimizin bekası için hayati önemi haiz iki öncelikli disiplin olup geçici hükümetlere değil Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yüksek menfaatlerine ve vatandaşlarımızın can güvenliğine yönelik hizmetler üretmek zorundadırlar.


Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS