İİBFLİLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Güzel ülkenin insanlarının sorunları öylesine çok ki biz paylaşanlar hangi birini öncelikli olarak ele alacağımıza karar veremiyoruz çoğu zaman. İşte böyle kararsız kaldığım anlardan birinde iletişim adreslerime düşen çığlık gibi bir ileti her şeyin önüne geçti. Çünkü kapitalizmin egemen olduğu dünyamızda yaşamda kalabilmenin ilk kuralı; para kazanmak ne yazık ki… Para kazanmak da bir işte çalışıyor olmaya bağlı. İşte, iletiyi gönderen arkadaş da işsizler ordusunun bir neferi. Ancak o, tembellik yaptığı için işsiz değil elbette. Onun tek şanssızlığı; torpilin, kopyanın döndüğü KPSS'ye girmek zorunda olması. Evet, o bir İİBF mezunu ve atanmayı bekleyen 300 bin İİBFLİDEN biri yalnızca.
Konuyu bu haftadaki sayıda ele alacağımı bildiren yanıtımdan sonra gelen onlarca ileti beni derin düşünmeye itti. Aileler için en önemli konu, çocuklarının iyi şartlarda yaşam sürdürebilmesidir. Çünkü bilirler ki bir çocuk kolay kolay dünyaya gelmez ve büyümez. Her gün koruyup kolladıkları, kendi camlarından daha fazla değer verdikleri canlıların üzülmesini istemezler. O küçük canlar da ebeveynlerinin bu olağanüstü çabasını boşa çıkarmamak için var güçleriyle kendi görevlerini yerine getirirler, yani çok çalışıp iyi bir üniversiteye girerler. Ya da görevlerini yerine getirdiklerini sanırlar desek daha doğru olur. Zira bilmezler ki yaşamın gerçekleriyle henüz tanışmamışlardır. Üniversite diplomasını aldıkları gün iş bulma telaşı başladığında, yaşam en acı yüzünü gösterir onlara. Tek tek çaldıkları kapılar peş peşe kapanmaya başladığındaysa umutsuzluk çöreklenir yüreklerine. O günden itibaren de yavrularını mutsuz gören aileler kendilerini sorgulamaya başlarlar; "biz nerede yanlış yaptık" diye. Yanlış yapanın ne kendilerinin, ne de çocuklarının olmadığını bile bile yaparlar bu sorgulamayı ve cezayı yine kendilerine kesip ölene dek çocukları için çalışmayı sürdürürler.
Türkiye’de kadın olmak zordur. Hele ki çalışmayı arzuluyorsa, hele ki kendi ayakları üzerinde durup erkeğinin eline bakmak istemiyorsa… İşte bu nedenledir belki de bazı liderlerimizin çıkıp “üç çocuk yapın” diye fetva vermesi… Bu sözdeki tek amaç kadının evinin dışına çıkıp sosyal yaşama katılmasını engellemek olsa gerek. İşte, bir okuyucuma; “sen maddi güçlüklerle okuyamazsın okumayı bırak evlen git" diyenlerin zihniyetiyle “üç çocuk yapın” diyenin zihniyeti birbirinden farksızdır ne yazık ki. Bu nedenle öncelikle kadınlar etkileniyor iş bulamama sorunundan. Ancak kadına baskı uygulayanların bilmedikleri şey çalışma arzusundaki kadının on yıl KPSS’ye girse bile yine yılmayacağı gerçeğidir. Okuyucum da yılmamış ve önüne çıkarılan tüm güçlüklere karşın ısrarla iş aramaya devam etmiş. “Hayır, benim işimi mi kapacaksın” diyenler, “git bir yerde tecrübe kazan öyle gel” deyip başından savmak isteyenler bile çıkmış karşısına. Peki, ne için bunca zorluk, bunca arayış? “Kadınım ama varım”, demek için bence.
Gelen iletilerden anladım ki arkanda dayın yoksa Türkiye’de erkek olmak da zormuş. “Yokluk demek, en başta; çocuklar okuldayken evde, çocuklar evdeyken sokakta olmak demek… Aynı kuaföre tıraş olmamak demek, aynı sokaktan üst üste geçmemek… Parkta otururken yanına biri gelince kalkmak demek, ya sorarsa işini… Baba, çarşıdayız; hani bize işyerini gösterecektin! Buraya uzak yavrum demek… İş arkadaşın yok mu baba, ben tek çalışıyorum yavrum demek… Arkadaşlarından kaçmak, kuytu köşelerde vakit geçirmek demek… Elinde ucuz bir çikolatayla akşamüzeri eve gelmek demek… Bunları yazarken ağlıyorum. Hayata küstüm, tavşan dağa küstü yani” diyor bir erkek okuyucum sürüp giden iletisinde. Bir başkasıysa; “1-Kız arkadaşımdan ayrıldım… 2-Özgüvenim kayboldu… Nedeni ne, biliyor musun? Yaptığım iş görüşmelerinde sorulan; ‘sigorta istiyor musun’ sorusuna; “evet” dediğim için, yapılan olumsuz geribildirimler yüzünden. 3-İdealisttim bir zamanlar, korumaya çalışıyorum, ama yakında; ''ne iş olsa yaparım abi'' diyenlerden olacağım. 4-Babama yardım ediyordum, pazarda meyve sebze satıyorduk birlikte. Artık çıkamıyorum pazara, insanlara; “atanamadım” dememek için… 5-Annemin ''olmadı'' dediğimde akıttığı gözyaşları ve babamın bana bakışını hayatımın sonuna kadar unutamam… 6-Birkaç ay sonra öğretim kredisi borçlarımı ödemeye başlayacağım, ama ben, işsizim… 7-Geleceğimi de etkiledi bu atanamama… Mesela gelecekte olacak çocuğumuzun adı Kayra olacaktı. Artık, başka biriyle, başka bir isim altında olacak çocuğum... Ya da hiç olmayacak belki de... 8-En güzel yıllarımda kız arkadaşımla kurduğum hayaller, gelecek, tamamen bitti! 9-En önemlisi, ben bittim… Ama kopyacılar yaşıyor. Hayatlarını düzene soktular. Hayallerinin peşinden koşuyorlar. Benim hakkımı gasp ederek… Onlara hakkımı helal etmiyorum” diyerek sıralıyor çektiği sıkıntıları.
İİBF mezunları gün geçtikçe artıyor. Ancak devletimizin onlara sunduğu yalnızca yılda 401 kişilik atama. Evet, yanlış okumadınız, 300 bin kişinin girdiği KPSS’den sonra sadece 401 kişi atanıyor. Bağırıyorlar, haykırıyorlar, ağlıyorlar İİBFLİLER. Kim bilir, belki de anaları da ağlıyordur çocuklarının bu acı veren çırpınışları yüzünden. Duyun artık, duyun seslerini ve bir son verin bu acı tabloya…
NOT: Bana ayrılan yerin sınırlı oluşu nedeniyle, bu konuyu daha sonra da işlemek üzere yarıda kesmek zorunda kaldım…
NOT2: Bu yazım 24.12.2011 tarihinde BirGün gazetesi kitap ekindeki köşemde yayımlanmıştır.
Bu yazıya 28 yorum yapıldı.
Ertan Doğan çok teşekkür ederiz... biz sosyal devletten işsizlere yönelik kapsamlı projeler bekliyoruz, ama onlar kendi maaşları derdine düşmüşler, % 100 zamla kendilerine çalışıyorlar, mecliste Türk gençliğinin ne halde yaşadığı kimsenin umrunda değil... bende mecliste güya bizim veklliğimizi yapan kişilere hakkımı helal etmiyorum... kpss deki KOPYE ahlakızlığın dibe vuruşudur, ösym nin de bu olaya göz yumanlarında AR damarı çatlamış...
BeğendimBeğenmedimne güzel yazmışsın ertan abiciğim. duyuglarımızı çığlığımızı haykırmışsın herkese çok teşekür ederiz. artık iibfmezunlarının kanayan yarasına çözüm üretsinler
BeğendimBeğenmedimGerçekten çok teşekkür ederiz. Üniversiteli işsiz pastasında en büyük pastayı görmezden gelen kitlere inat sesimizi duydunuz.Teşekkürler.İİBF'ler adına sizlere çok teşekkür ederiz.
BeğendimBeğenmedimBen Erhan, google girdim ve sizi defalarca okudum. Biz nekadar kör insanlarız ki senin çığlığını hiç duymadık. Oysa siz bizim çığlığımızı o güzel anlatımınızla dile getirdiniz. Biz İibf liler ve ailelerimiz bundan sonra senin bir numaralı okurlarınız.
BeğendimBeğenmedimteşekkürler sıkıntımızı dile getirdiğiniz için
BeğendimBeğenmedim