Serdar Durat

İnsan ve Hayvan Türlerinin Erkekleri Arasındaki Fark

Değerli düşünür dostlarım,

Ülkemiz son günlerde tecavüz olaylarının sosyolojik ve ahlaki travmaları ile sarsılmakta.Gerek geleneksel ve gerekse sosyal medya platformlarındaki gündemin çok önemli bir kısmı bu konuya odaklanmış durumdadır. Daha önceki yazılarımda belirtmiştim insanların doğmatik/ biyolojik yaradılış özelliklerinden kaynaklanan/beslenen dürtüler onların yaşam biçimlerini betimleyen momentum etkisi yapar. Sosyal disiplinler de beşeri ilişkilerin tabiatını ve sınırlarını belirler.

Sosyal disiplinler kavramı gelişmişlik düzeyi ile alakalı olup İnsanların modern cemiyet hayatı içinde yaşarken riayet etmek zorunda oldukları maddi ve manevi kurallar bütünüdür. Bu kurallar ise insan onurunu, can ve mal güvenliğini, namus ve iffetini korumak esasına dayanır.

İnsanlar bir yandan bu toplumsal sosyolojik sınırlamalara göre hareketlerini düzenlerken öte yandan kendi bireysel Değer Yargılarına göre de davranış şekillerini kontrol ederler veya etmek zorundadırlar.

Tabiatı ile cemiyet hayatının kalitesi ve etik düzeyi o cemiyeti oluşturan bireylerin kalitesi ve düzeyi ile orantılıdır. Bahsekonu kalite ve düzeylilik için evrensel hukuk saygısı ve eğitim en belirleyici parametrelerdir.

Değerli düşünürler, tecavüz bizim ülkemizde ne yazıktır ki yadsınamayacak bir sosyal gerçekliktir ve çok ciddi sorundur. Toplum ancak afişe olan kadarını öğrenebilmekte ancak aslında başta korku-utanç-dışlanma-aşağılanma duygusundan kaçma-ekonomik çaresizlik-mahalle baskısı gibi muhtelif nedenlerle gizlenen çok daha fazla sayıda/dramatik vakalar olduğu bilinmektedir.

Bu sorunun kök nedenleri nelerdir acaba hiç düşünüyormuyuz ?

Cinsel dürtü genetik bir yaradılış özelliğidir ve hayatın/canlı türlerinin devamı için adeta açlık-susuzluk gibi diğer hayati dürtülerle birlikte tatmin edilmesi ihtiyacı kaçınılmazdır.

Sosyal yasaklar ve sınırlamalar bu doğal/bilimsel realiteyi değiştirmez ancak baskı ve kontrol altında tutabilme, etik yollarını bulma becerisini kazandırabilir.

Yasaklar çoğu zaman düzenleyici özelliklerinden çok tahrik edici ve merak uyandırıcı bir tesir de yaratır malesef. Bizim kültürümüzde, başta dini inançlarımız, gelenek - göreneklerimiz ve ailevi alışkanlıklarımız olmak üzere; cinsel açıdan tatmin olma ihtiyacını hep günah ve ayıp anlayışı ile gizlemek/yok saymak temayülü vardır.

Bu gereksinimin belirli bir yaşa gelinceye ve evleninceye kadar ertelenmesi çabası hakimdir. Mevcut kanunlarımız 18 yaşına kadar her insanı çocuk olarak kabul etmektedir. Oysaki tabiat; hiç bir şeyi ertelemez ve cinsel dürtüler çocukluk dönemi sonu ve biyolojik ergenlik  başlangıcından itibaren insanları etkilemeye başlar, ne 18 yaşına gelmesini ne de evlenmesini bekler..

Bu tespitlerin ışığı altında yapılması gerekenler nelerdir diye soracak olursanız verebileceğim cevap; Değer yargılarımızı, başta aile içi eğitimden başlamak üzere zenginleştirmek ve cinsel dürtülerimizi bu değer yargılarımızın süzgecinden geçirdikten sonra davranış içine girmekle başlayalım derim. Aksi takdirde bunu beceremezsek sokakta dişisini görünce ağzından salyalar akarak deliye dönen ve ilk refleksi onunla çiftleşmek olan bir erkek köpekten ne farkımız kalır dersiniz ?

İlaveten caydırıcı cezaların uygulanması çok önemlidir. Bu cümleden olarak izninizle bir anımı paylaşmak istiyorum sizlerle.. Uzun yıllar evvel ABD deki eğitimim kapsamında bir gün (Freedom of justice- Adil yargılanma özgürlüğü) nü bize göstermek için gerçek ve canlı bir mahkemede duruşmayı izledim.

Dava Rape(tecavüz) içerikli idi ve Siyahi bir amerikalı erkek yargılanıyordu. Ellerinden ve ayaklarından adeta vahşi bir hayvan gibi zincirlenmişti.

Gözümün önünde belki de 10 dk içinde adamı 20 yıl hapis cezası ile cezalandırdı yargıç...

Okullarımızda cinsel eğitim artık tabu olmaktan çıkarılmalı ve insani yönü ile belirli bir yaştan/sınıftan itibaren öğrencilere verilmelidir.

Gençlerimizi genel ahlak ve sosyo-kültürel sınırlar içinde bile olsa masum flörtlerinden ötürü günahkar ve terbiyesiz ilan etmeyecek kadar medeni olgunluk seviyesine erişebilmek te bir diğer önemli husustur kanaatindeyim.

Bu tür utançların yaşanmayacağı bir ülke dileği ile..

Saygılarımla,

Serdar DURAT
Stratejist


 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS