İslâm dini, insanlara hoşgörülü olmayı, onların kusurlarını araştırmamayı emreder. İslama göre bir imtihan yeri olan bu dünyada iyilerle kötüler bir arada yaşamak durumundadır. Çünkü imtihan bunu gerektirir. Bir mü’min, bütün varlıklara ve özellikle insanlara sevgiyle yaklaşmalıdır. Nitekim Yunus Emre, Yaratılmışları severiz, Yaratandan ötürü, diyerek bu gerçeği dile getirmiştir.
‘Ananı da al da git, ‘ucube’ ve ‘ıslıklama’ tartışmalarını nasıl yorumlamalıyız?
Sevgi, kin ve nefretin zıddıdır. Kin ve nefret duygusu taşıyanlar, sevgiden yoksun olan kimselerdir. Bu gibi kimselerden hoşgörü beklenemez. Hoşgörülü olabilmek için insanlar, birbirlerinin kusurlarını araştırmamalı ve affedici olmalıdırlar. Peygamberimiz (s.a.v.), bu konuda şöyle buyurmuşlardır: “Herhangi bir kişi, dünyada diğer bir kişinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.
Sadece Başbakan değil, bakanların ve TBMM başkanının açıklamalarını bu çerçevede ele alalım. Enerji Bakanı Galatasaray taraftarlığını askıya almış. Gelişmeleri izliyormuş. Tanıdığım çok sayıdaki Galatasaray taraftarı da AKP’liliklerini askıya aldılar.
Öyle ise, bağışlamasını bilmeyen, hoşgörülü olamaz. Yüce Allah, affetmeyi sevmiş ve bizlerin de affedici olmasını istemiştir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever. Resulullah (s.a.v.) da şöyle buyurmuşlardır: “Allah, affeden kulunun şerefini artırır…”
Affetme bir tarafa, kin ve nefret duygularını körüklemek dinimizce nasıl karşılanır acaba? Yangına körükle giden bir zihniyetten ‘hoşgörü’ beklemek ne kadar doğrudur?
Çeşitli konulardaki tartışmalarda kırıcı olmamak ve tenkitte aşırı gitmemek de hoşgörünün bir gereğidir. Dinimiz kötülüğe iyilikle mukabelede bulunmayı emretmiştir. Ra’d sûresinde, akıl sahibi mü’minlerin üstün vasıfları sayılırken: “Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır.
Hoşgörünün olmadığı yerde taassup vardır. Taassubun da hiç kimseye bir faydası yoktur. Daima sıkıntı getirir. Aynı dünya üzerinde birlikte yaşadığımız insanlarla iyi geçinme durumundayız. Çünkü gidebileceğimiz başka bir dünya yoktur. Öyle ise, insan olarak birbirimize karşı anlayışlı olmaya, karşılıklı sevgi ve saygıya muhtacız. Dirlik ve düzen, buna bağlıdır. Sevgi ve saygı olmadan birlik ve beraberlik, birlik ve beraberlik olmadan da, maddi ve manevi kalkınma olamaz.
Kaynak; Diyanet İşleri web sayfası.Sadece italikle yazılmış kelimeler bana aittir.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
Doğru söze ne denir! Stad yapmak senin zaten görevin devletsen. Tepki aldığında önce kendine bakman lazım. Neden bu insanlar bana tepki gösterdi diye.
BeğendimBeğenmedim