• Dışişleri Bakanı'ndan son referandum anketi
  • Yunan hastalar Türkiye'ye geliyor
  • Erdoğan: Galatasaray'ın kararını hafif buluyorum
  • Erdoğan noktayı koydu: ''İspat et istifa edeceğim''
  • Başbakan'dan flaş seçim barajı açıklaması
Osman Balcıgil

Kalbim Küba'da Kaldı - 5

BEŞİNCİ BÖLÜM

Havana’dan Santa Clara’ya gideceğim otobüs, konforlu ve neredeyse tam zamanında hareket ediyor.

Şoför ve yardımcısı pırıl pırıl giyimli ve güler yüzlü.

Havana’dan çıkar çıkmaz üç gidiş üç geliş olmak üzere mükemmel bir yol ile yolculuğumuz başlıyor.

1-20151026072719.jpg

Yemyeşil, cennet misali bir ülke Küba.

Yolun iki tarafı boydan boya şeker kamışı ve muz plantasyonlukları ile kaplı. Her yerde besili koyun, keçi ve inekler otluyor.

Küba’ya gelmeden önce tarımın devlet eliyle yönetildiğini okumuştum. Tüm topraklar devletin. Buna karşılık küçük ölçeklerde, işlemek kaydıyla halka dağıtılmış toprak parçaları da var. Hatta üretimlerini sürdürebilmeleri için araç gereç de verilmiş. Yapmaları gereken tek şey, çalışıp ekmeklerini bu topraklardan çıkartmak.

Dediğim gibi büyük ölçüde devlete ait olan plantasyonluklarda tarım işçileri çalışıyor.

Aldıkları ücret yaşamalarına yetecek kadar!

Zengini az olan, bu karşılık aç insanı olmayan bir ülke Küba.

(Bu konuya, yani Küba’nın yeni zenginleri meselesine geri döneceğim.)

Santa Clara’ya girince...

Santa Clara’ya girer girmez Havana ile karşılaştırılmasının mümkün olmadığını anlıyorum.

Bu şehre gelmeyi çok istememin tek nedeni var: Che’nin anıt mezarı!

Önce bir casa’ya yerleşiyorum. Sahipleri güler yüzlü, genç, güvenilir insanlar...

Tanıdıkları bir taksiciye beni emanet ediyorlar...

Önce Che’nin anıt mezarını ziyaret ediyorum....

Kübalılar Che’ye olan gönül borcunu, bir tek bu anıt mezar söz konusu olsa bile ödemiş sayılırlar. Aslında öyle değil. Fazlası var.

Gezdiğim her yerde, duvara, dağa, taşa, hediyelik eşyaya, caddeye, sokağa her yere Che’yi işlemiş Küba yönetimi.

O kadar ki mesela Che 100 ise Fidel 1 durumunda.

Bunun  nedeni, bir hükümet politikası olmalı.

Öyle ya, yaşayan değil hayatını kaybetmiş bir devrimciyi KAHRAMAN’laştırmanın gerçekten de daha doğru bir davranış. Öteki türlü, ne farkı kalırdı Fidel’in Batista’dan.

Bakın geri kalmış ve diktatörlükle yönetilen öteki ülkelere... Hepsinde, o anda işbaşında bulunan birinci adamın resimleri, heykelleri, beyanatları...

Küba yönetimi bu konuda akıl yolunu seçtiği için mutlaka tebrik edilmeli.

Che’nin anıt mezarı

Che’nin dev boyutlarda heykelini, kocaman bir tören alanına bakarken görüp de duygulanmamak elde değil.

Gençliğini Che’ye hayranlıkla geçirmiş, bu kahraman devrimcinin muhteşem hayatına hep gıpta ile bakmış biri olarak, kaidesinde HASTA LA VICTORIA SIEMPRE yazılı heykelinin önünde bir fotoğraf çektirmek gerçekten hoşuma gidiyor.

Hasta La Victoria Siempre’yi kelime kelime çevirecek olursak “Zafere kadar daima!” diyebiliriz.

Che bu sözleri, Fidel’e yazdığı bir mektubunda söylüyor...

Mektubun muhteviyatı göz önünde bulunduğunda “Kurtuluşa kadar savaş!” dememizde hiç bir mahzur yok.

Che’ye göre “kurtulma”nın ancak dünya çapında olması halinde bir anlam taşıdığını biliyoruz.

Küba’da ya da herhangi bir ülkede devrim olmasının ona yetmediğini gösteren en önemli veri, başka başka ülkelerde, ölümüne savaşması.

Önce Guatemala’da, savaşıyor Che...

Sonra Fidel’in takımına katılıyor ve Küba’ya geliyor... Küba’ya Grandma (Küba’nın tek günlük gazetesine adı verilmiş) isimli tekneyle çıkartma yapan atmış iki devrimcinin içinde o da var...  Çıkartma sırasında vurularak yaralanıyor!

Küba’da, devrimi gerçekleştiren kadronun içinde, her aşamada yer alıyor Che ve sonrasında, ülkeye yön veren isimlerden biri oluyor...

Ama, kahramanımıza yetmiyor  bu... Kongo’ya gidiyor ve yeniden savaşıyor...

Bolivya, son devrim serüveni oluyor efsane Kumandan Che Guevera’nın...

Burada öldürülüyor...

Örnek devrimci Che Guevera’nın anıt mezarının ona ayrılmış bölümünü gezerken, kısa bir ömre rağmen “büyük bir yaşanmışlık”la karşılaşıyorum.

Arjantin doğumlu Che’nin gençlik günlerinde Latin Amerika’yı sırt çantasıyla dolaştığını gösteren fotoğrafları, okuduğu kitapları, arkadaşlarıyla çekilmiş fotoğraflarını görünce, onun “bu yol”a baş koymasının nedenini daha iyi anlıyorum...

Tesadüfen karşılaşılmış ya da mecburiyetten içine dalınmış değil, bilinçle seçilmiş bir yol Che Guevera’nın devrimciliği!

2-20151026072719.jpg

Santa Clara’nın feth edilişi

Kasım 1956’da, Grandma isimli tekneyle Meksika’dan gelip, Küba’nın güney doğusunda, Oriente’de karaya çıkan ve burada yoğun bir saldırıya maruz kalan gerillalar, sayıları on ikiye düşünce dağlara sığındılar.

Che burada yaralandı.

Sierra Maestra dağları Fidel, Che, Raul ve öteki gerillalar için saklanma ve güçlerini toparlama alanı oldu.

Kübalı devrimciler, ilerleyen gün ay ve yıllarda, dağlardan şehirlere doğru olan saldırılarını arttırdılar.

***

Castro’nun 26 Temmuz1953’teki başarısız Moncada Kışlası baskınını, bir yıl hapis yattıktan sonra Meksika’ya geçmesini, burada 26 Temmuz Hareketi ismini verdiği yeni bir örgüt kurmasını ve Che’nin bu örgüte burada katıldığını uzun uzun anlatmadım, anlatmayacağım.

Ama şunu söyleyeyim: Küba’lı devrimcilerin Kasım 1956’da başlayan mücadelesi 1 Ocak 1959’da, Batista, Dominik Cumhuriyeti’ne kaçana kadar sürdü.

3-593.jpg

***

Yeniden Santa Clara’ya dönecek olursam...

Batista’nın askerleri, tüm Küba’yı olduğu gibi Santa Clara’yı da devrimcilere karşı savunmaktaydı.

Fidel ve Che’nin diktatörlüğe karşı savaşmakta olduğunun haberini alan başka başka fraksiyonlardan devrimciler her yerde Fidel ve Che’ye yardım etmeye başladılar.

Devrime, zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan muz ve şeker kamışı plantayonluklarında çalışan tarım işçilerinden de birer ikişer katılım başladı.

Che, Santa Clara’ya silah ve asker taşıyan trenlerin arkasını kesmezlerse, kenti düşüremeyeceklerinin farkındaydı. Bunu Santa Clara’lı teknisyen Alberto Garcia ile paylaştı.

4-375.jpg

Santa Clara Savaşı esnasında, savaşmanın yanı sıra evinin bir köşesinde, Che ve öteki devrimcilerin tutukluk yapan silahlarını da onaran Garcia gelecek olan bir treni raydan çıkartmak üzere bir traktör teçhiz etti.

Che ile Garcia’nın bu ortak planı başarılı oldu, tren raydan çıktı.

Santa Clara işte bu önemli saldırıdan sonra düştü.

***

Galiba kendimi kaptırdım ve aniden devrimin nasıl gerçekleştiğini anlatmaya başladım...

Neyse...

Aşağıdaki fotoğrafla, Che’nin, tarihe Santa Clara Muharebesi olarak geçen ve treni yoldan çıkartmakla neticelenen “eylem”ini anlattığım bölüme son veriyorum.

5-212.jpg

Zaten, Santa Clara’da Che’nin anıt mezarı ve fotoğrafını gördüğünüz Tren Saldırısı’nın gerçekleştiği yerde bulunan müzeden başka gezilecek görülecek bir şey yok.

***

İnternet bağlantısı için Santa Clara’nın meydanında, bilgisayarını kullanmaya çalışırken karşılaştığım ve lafladığım bir gencin bazı duygu ve düşüncelerini buraya aktarmakta yarar görüyorum...

Diyor ki bu genç adam:

“Dedem Che’nin yanında savaşmış. Basit bir köylüymüş. Savaştan sonra asker olarak kabul görmüş. Devrimden kaçan bir zenginin evini ona vermişler. Ölünceye kadar askerlik maaşı aldı. Onu bir kaç yıl önce kaybettik. Son nefesine kadar devrime bağlı kaldı. Hep bu devrimin kolay kazanılmadığını söyledi.”

“Peki” diyorum “sen ne düşünüyorsun? Senin istediklerini karşılayabildi mi devrim?”

“Babam” diyor genç adam “bir tahta masanın üzerine binip kendisini akıntıya bırakarak ABD’ye kaçtı. Şimdi orada yaşıyor. Binlerce insan gitti aynı yolla... Ben burada üniversite okudum, evlendim... Burada bir işim var... Bekliyorum... Güzel günler göreceğimizi düşünüyorum...”

Nelerden zevk aldığını sorduğumda da şunları söylüyor:

“Eşimle birlikte Küba’yı geziyoruz. Film seyretmeyi çok seviyorum. Müzik dinliyorum. Kitap okuyorum...”

Genç adam bir kaç kez Godfather filminde söz ettiği için, bu filmi çok sevmiş olduğunu anlıyorum.

Belli ki yakın tarihli filmleri de seyretmiş...

Beatles ve Pink Floyd, müzik dünyasından favorileri...

Santa Clara’dan, bu genç adamı, Che’nin ruhunu ve aşağıda fotoğrafını göreceğiniz kız çocuğunu geride bırakarak ayrılıyorum.

Ver elini, Trinidad...

6-153.jpg

BEŞİNCİ BÖLÜM SONU

Dördüncü bölüm için lütfen tıklayın.

Üçüncü bölüm için lütfen tıklayın.

İkinci bölüm için lütfen tıklayın.

Birinci bölüm için lütfen tıklayın.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS