Osman Balcıgil

Kalbim Küba'da Kaldı - 9

DOKUZUNCU BÖLÜM

Havana’nın dışında, Küba’da görmek istediğim neredeyse her yere gittim...

Dönüş günüm yaklaşıyor...

Havana’yı daha yakından tanımak, kafamda evirip çevirdiğim sorulara cevap bulmak için, biraz park bahçe, biraz da çarşı pazar dolaşmak istiyorum...

1-20151030141913.jpg

Bir de hafta sonunda gerçekleşecek bir Pazar Ayini’ne katılacağım...

***

Kentin merkezinde, nefes almak için bir parka girdiğimde, John Lennon’un bir bankta oturmakta olduğunu görüyorum. Yanında kimse yok. Hemen gidip yanına ilişiyorum bu eski dostumun.

Beatles “Yesterday” isimli şarkıyı takvimler 1965’i gösterirken söylemeye başladı...

Küba’nın o günkü devrimci yöneticileri, İngiltere’den doğup, Avrupa ve Amerika’da ses getiren bu rüzgara, “batı”dan estiği için olsa gerek kulaklarını tıkamayı seçtiler.

Günler günleri kovalayıp da Beatles ve John Lennon’un “burjuva düzenin savunucuları” olmadıkları, tıpkı kendileri gibi “kapitalizm karşıtı” olduklarını anladıklarında, yaptıkları hatayı telafi etmeye karar verdiler.

Kollarını sıvadılar ve ülkelerinde Beatles’in çılgınca sevilmesini sağladılar!

Bugün Küba’nın neresine giderseniz gidin bir Beatles, John Lennon ve Yesterday esintisi görürsünüz.

***

Havana’da kentin meydanında yer alan bir bankta, yanı başımda oturmuş olan John Lennon heykeli bunu en güzel örneğidir.

Ya da Trinidad’da bulunan Yesterday Cafe...

2-20151030141913.jpg

Kıpır kıpır Küba...

Fakirlikle boğuşuyor olsa da, kıpır kıpır bir ülke Küba...

Her köşede müzik ve dans...

Barları, salsa okulları, sokak çalgıcılarıyla, yüzlerce yıldır dans eden bir ülke ve halk...

Yıllar önce okuduğum Havana’daki Adamımız isimli romanın, gelmeden önce filmini de seyrettim.

Graham Green bu kitapta bir casusluk olayını biraz da dalga geçerek anlatır...

Filmi izlerken dinlediğim bütün müziklerin, tüm sokak ve bar çalgıcılarının hemen aynılarını Havana’yı gezerken görüyorum.

Sanki müzik ve dans açısından bu ülkede zaman durmuş gibi...

Birkaç gün önce, Küba’nın müzik ve danslarını yakından tanımak için Buena Vista Social Club’e gitmiştim. Bu gece de Havana’nın ünlü otellerinden Hotel Nacional de Cuba’da bulunan Cabaret Parisien’e gideceğim.

Biletimi almadan önce gösterinin tamamının Küba’ya özgü olduğunu öğrendim.

Bu nedenle içim rahat.

Gösterinin saati gelene kadar Havana’yı gezmeye devam...

El Sanatları Çarşısı

Rahatlıkla söyleyebilirim ki Kübalılar zevkli insanlar.

Yüzlerce tezgahın yer aldığı ahşap, deri gibi malzemeler kullanılarak yapılmış, cüzdandan tutun da satranç takımına kadar her şeyin satıldığı çarşıda bir tur atmanız bile bunu anlamanıza yetiyor da artıyor.

Ve tabii resimler... Canlı, hayat dolu Küba’nın, kendine özgü atmosferinin tuvale dökülmüş yansımaları...

3-601.jpg

Her ülkede olduğu gibi burada da bu tür ürünlerin alıcısı turistler.

Ama önemli bir fark var:

Küba’da ezici çoğunlukla Kübalılar’ın parası, bu tür eşyaları almaya yetmiyor. Onlar daha çok karınlarını doyurmanın peşindeler.

Evet, hiçbirisi aç değil açık değil. Suları akıyor, elektrikleri var, hastaneler ücretsiz, çocuklarını okula gönderebiliyor, üniversiteyi bitirene kadar ellerini ceplerine atmıyorlar ama daha fazlası ne yazık ki olamıyor.

Üniversiteyi bitirmiş ve doktor, mühendis olarak görev yapanların bile bütçeleri son derece kısıtlı.

Küba’da zengin fakir meselesi

Peki Küba’da paralı olan hiç mi yok?

Yavaş yavaş olmaya başlamış.

Bir kısım Kübalı bu duruma “olması gereken” diye bakarken, bir başka bölümü “sınıf farkının hortlaması” olarak yorumluyor.

Esasen bu konunun derinliğine irdelenmesi gerekiyor ama bu dizinin sınırları bu tür derinlemesine irdeleme için yeterli değil.

Kabaca söyleyecek olursak, mesela turizm sektörü Küba’da para kazanmaya başlamış durumda. Devlet bu alanda çalışmak isteyenlere destek olmaya çalışıyor.

İşte tam da bu noktada, kimilerine göre bazı uygulama yanlışlıkları, bazılarına göre ise çaresiz eşitsizlikler ortaya çıkıyor.

Mesela ABD’ye kaçmış ve para sahibi olmuş kimi Kübalılar’ın el altından ailelerine gönderdikleri destek (devlet artık çok sıkı denetimden vazgeçtiği için) fark yaratıyor.

Ya da şu anda devlette çalışanların yakınlarına öncelik tanınması, imkanlar seferber etmesi de insanlar arasında eşitsizliğe yol açıyor.

Bir bakıyorsunuz son model bir arabanın içinde bir Kübalı.

Soruyorsunuz “Nereden buldu bu parayı?” diye.

Alacağınız cevap üç aşağı beş yukarı aynı:

“Onun lokantası var, bu bar işletiyor ya da onun babası üst düzey bir asker...”

***

Tüm bu “gelişme”lere rağmen, sınıf farklarının yerli yerine oturduğunu söylemek için henüz erken.

Ama çok yakın!

ABD’nin ve dünyanın tekmil para babaları, yeni rant kapıları yaratmak için Küba’yı gözlüyor...

Büyükelçiliklerin otomobilleri Havana sokaklarında cirit atıyor...

Bakalım hangi kilit noktalardaki devlet görevlileri, hangi büyük  şirketlerle ne tür ortaklıklara imza atacaklar Küba’da? Sovyetler misali...

Görünen o ki eskiye, zenginin çok zengin, fakirin çok fakir olduğu günlere dönülmesi çok zaman almayacak Küba’da.

Gidişat bunu gösteriyor...

Cabaret Parisien

Havana’ya gelip de kente özel birkaç şov görmeden olmaz.

Onlardan biri de Cabaret Parisien’de sergileniyor.

4-380.jpg

Kentin ünlü otellerinden biri olan Hotel Nacional de Cuba’nın gece kulübü gibi işlev görüyor Cabaret Parisien.

Daha rezervasyonunuz yapılırken “Aman” diyorlar “şortla filan gitmeyin, yoksa içeriye almazlar...”

Uyarıyı dikkate alıp, kendime mümkün olduğunca çeki düzen veriyorum.

İyi yapmışım!

Sayıları çok olmasa da, son model otomobillerden, yüksek ökçelerinin üzerinde, gece kıyafetleriyle etrafı büyüleyen hanımlar ve rugan ayakkabılı beyefendiler iniyor...

Çoğunluk hali vakti yerinde turistlerden oluşuyor. Onlar da şık, alımlı..

Yemek yenilirken  üç kişilik bir gurup Küba ezgilerini seslendiriyor.

Yemekten sonra şov başlıyor!

Tipik Küba ezgileri eşliğinde, alımlı genç hanımlar ile yakışıklı delikanlılar sahneyi dolduruyor.

Belirli temalar işlenerek, danslar birbirini izliyor...

Kıyafetler, özellikle de başlarda taşınan “şey”ler (şapka filan gibi değil) abartının da abartısı... Neredeyse insan boyunda...

Tüm gösteri boyunca, tanrının neler yarattığına şaşıp kalıyorsunuz...

Ve tabii, insan vücudunun maharetine dair düşünceleriniz de tavan yapıyor...

5-217.jpg

Yarın Havana’da ve Küba’da son günüm...

Pazar günü...

Ve ben, Pazar Ayini’ne gideceğim...

Acaba Küba, dinsiz, din adamsız geçirdiği yarım yüzyıla yakın zamandan sonra bugün ve bu açıdan ne durumda?

Kapitalizme olduğu gibi dine dönüş de başladı mı?

Yarın anlatacağım...

Sekizinci bölüm için lütfen tıklayın.

Yedinci bölüm için lütfen tıklayın.

Altıncı bölüm için lütfen tıklayın.

Beşinci bölüm için lütfen tıklayın.

Dördüncü bölüm için lütfen tıklayın.

Üçüncü bölüm için lütfen tıklayın.

İkinci bölüm için lütfen tıklayın.

Birinci bölüm için lütfen tıklayın.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS