Nefise Seda Yanık

Katil Çin

Yıl 1944, Doğu Türkistan kuruluşunu ilan etti. Bundan sonra yaşanacak acıların da başlangıcıydı belki bu kuruluş. Kuruluşundan sonra bir çok kez Çin tarafından işgal edilse de, Çin hükümetine asla baş eğmedi. Doğru Türkistan halkı. damarlarında akan Türk kanına ihanet etmedi ve bir korkak gibi davranmadı hiçbir zaman. Belki de bu yüzden, Çin tam anlamıyla bir hakimiyeti asla sağlayamadı bölge de.

Tarihin sayfalarında gezinerek bir göz atalım bu meseleye. 1949 yılında iktidara gelen komünist Çin partisi iktidarıyla beraber, Çin zalim ve katil bir devlet haline dönüştü. İnsanları hayvan gibi gören ve Hitler Almanya"sında ki dünya görüşünü benimseyen Çin hükümeti “ kaliteli insan” anlayışı içine girerek, yoksul, fakir ve güçsüz gördüğü kendi halkına dahi işkence yapmaktan ve baskı göstermekten kaçınmadı. İşte bu anlayış çerçevesi içerinde, Çin yönetiminin adalet ve hukuka değil, baskı ve zulme dayanan keyfi bir devlet politikasıyla yönetildiğini söylersek yanlış konuşmuş olmayız. Bu rejimi eleştirmek isteyen halkın ise soluğu aldığı yer “ devlet hainliği” suçlamasıyla çalışma kampları olmaktaydı. Komünist Çin"in kurucusu olan Mao bu maddesel hayat görüşünü ve acımasız fikirlerini Darwin felsefesine dayandırmakta ve iyi olan kazanır mantığıyla hareket ederek, zayıf gördüğü halkı acımasızca ezmekteydi. Mao"nun insan sıfatına layık görmediği halkların başında ise hiç şüphesiz Uygur Türkleri geliyordu.

Türkistan toprakları tarihin ilk dönemlerinden beri Türklerin yurdu ve bin yıldır da İslam toprağıdır. Karahanlılar, Harzemşahlar, Gazneliler, Selçuklular, Saidiler bu topraklarda doğmuş en güzel Türk ve İslam uygarlıklarıdır. Büyük devlet adamlarının yanı sıra İbn-i Sina, Farabi, Fergani, Tirmizi, Buhari gibi İslam büyüklerini yetiştirmiş ve Türk tarihine kazandırmış şanlı topraklardır Türkistan toprakları. Kaşgarlı Mahmuttan tutunda, Kutadgu Bilig"in yazarı Yusuf Has Hacip"e ve adını zikredemediğimiz bir çok değere hayat veren topraklara diyoruz Türkistan diye. Her ne kadar yaşanan zulümler karşısında Çin Türkistan"ın kendisine ait olduğunu ve bunun bir iç mesele olarak kalması gerektiğini iddia etse de, zamanında yapılan Çin seddinin Türkistan"ı kapsamaması ve onu dış hatlarda bırakması dahi Türkistan"ın kendi başına, bağımsız bir Türk devleti olduğunun göstergesidir.

Doğru Türkistan Çin için her anlamda vazgeçilmezdir. Öncelikle Avrupa"ya açılan en medeni kapısı Türkistan topraklarıdır. Ardından Çin"de çıkarılan 148 çeşit maddenin 118 inin Türkistan topraklarından gelme olduğunu da eklersek, bu vazgeçilmezliği daha iyi anlayabileceğinizi umuyorum. Kendi başına bir Türk devleti olmasına izin verilmeyen ve bağımsızlığına gölge düşürülen Türkistan başlı başına bir maden yatağıdır.

Bütün dinler haricinde özellikle İslam"a nefret besleyen Mao döneminde binlerce cami kapatıldı, açık kalanlara Mao"nun resimleri asılarak saygı duruşunda bulunulması istendi. 54.000 den fazla din adamı topraklardan sürüldü ve çalışma kamplarına gönderildi. Kapatılan ibadethaneler ve camiler sinema, tiyatro ve depo gibi kullandı. Dini metinler, kitaplar, kutsal kitabımız olan Kuran-ı Kerim ve Arapça metinler yakılarak bir çok tarihi Türk belgesi de yok edildi. Halktan ölülerini yakmaları ve İslam adetlerine uygun defnetmemeleri istendi. Dindar insanları aşağılayarak Mao"yu ilah gibi göstermeye çalışan bu gibi halklarla istinaden Allah Kuran"da şöyle buyurur: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde "Düşük akıllıların iman ettiği gibimi iman edelim" derler. Bilin ki gerçekte düşük akıllılar kendileridir, fakat bilmezler”

Çin"in Urumçi üniversitesinde bir dönem asılan ve bir İngiliz yazarın kitabına taşıdığı duvar yazısı aynen şöyledir: “Uygur erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, Uygur kadınlarını da asırlar boyu fahişemiz” 18 yaşından önce dine dair bir şey öğrenmeleri yasaklanan, namazlarını gizli kılmak zorunda kalan, oruç tutmalarına izin verilmeyen, zorla kürtaj yaptırılan, fazladan çocuk yaptıkları zaman çocukları ellerinden alınan Uygur Türkleri işte bu muamelelere maruz kalarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Öyle ki, bir dönem fazladan çocuk sahibi olan kadınların çocuklarını doğurmaları beklenir ve doğan çocuğun beynine doktor zehirli aşı enjekte ederek çocuğu çöpe atardı. İşte bu millet bütün bu işkencelere sadece Müslüman ve Türk olduğu için katlanmak zorundadır. Kendi halkına eziyet etmekten kaçınmayan katil Çin, aşağı gördüğü asil Türklere bu işkenceleri layık görmektedir. Cezaevlerinde akıl almaz işkencelere ise yazımda hiç değinmeyeceğim. Guantanamo kampını ve orada yaşanan rezil işkenceleri bilenler ne tür işkencelerden bahsettiğimi anlayacaklardır. Sadece toplu olarak öldürülen ve hiç yoktan bahanelerle idam edilen Müslüman Türklerin organlarının en düşük 10-15 bin dolardan satıldığını söylesem yeterli gelir sanırım. Bu işi öyle ilerletmişler ki; yurt dışından organ nakli talebiyle gelen hastalara toplu idam dönemlerini beklemeleri salık verilmektedir.

1964 yılından bu yana ise bölge de 50"yi aşkın nükleer çalışma gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda binlerce Uygur Türk sakatlandı, engelli bir yaşama mahkum oldu veya öldü. Binlerce özürlü çocuk dünyaya geldi. İşte katil Çin"in hikayesi kısaca böyledir. Geçenlerde bir arkadaşım msn iletisine “Çin"in insanlığı da ürettiği mallar gibi; ucuz, basit ve kokuşmuş” yazmıştı. Şu an orada bulunan soydaşlarımızın da durumunu göz önüne alarak bundan daha iyi bir yorum yapamıyorum. Türkiye pazarında büyük bir yere sahip olan, insan gücüne, emeğine saygı duymayan bu kokuşmuş devleti hepimizin bir şekilde protesto etmesi gerektiği kanısındayım. Bu gün Dünya"nın dört bir yanında Müslümanlara ve Türklere zulüm yapılmaktadır. Bu zulmü bize layık görenlerde kimi zaman medeniyetine, kimi zaman teknolojisine hayran olduğumuz fakat insanlıktan bir haber yaşayan model devletlerdir. Ben Avrupa Birliğine karşı bir Türk olarak, bu devletlere tepkimizi yeteri kadar dile getiremediğimiz kanısındayım. İç piyasamıza girip, ekonomimizi mahvedebilecek düzeyde ticaret yapan ve fakat soydaşlarımızı sırf bizimle aynı özelliklere sahip oldukları için, yani Müslüman ve Türk oldukları için katletmekten kaçınmayan katil Çin"e karşı yeterli tepkiyi gösteremediğimiz kanısındayım. Allah Kuran-ı Kerim"de buyurur ki; “Yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek, fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil mi?” Hud Suresi 116.

İşte hepimize birey olarak bu anlamda görev düştüğünü anlayabilmemiz için yeterli bir delil bu ayet. Benim tepkimden ne olur demeyin lütfen. En azından ucuz mallarından feragat ederek bu zalim devlete karşı tavrımızı gösterelim, soydaşlarımıza karşı birazda olsa vicdanımızı rahatlatabiliriz belki böylece. Üzerinde “made in china” veya ''Made in P.R.C” yazan her üründen uzak durmanızı önemle rica ediyorum. Son olaylardan sonra yüzlerce Uygur Türkünün acısı yüreğimizi yakmaktayken anavatan Türkiye'nin, Çin'de yaşanan vahşete karşı tepkisiz kalması kabul edilemez. Bu her Türk'ün vazifesidir.

Sevgi ve barışla kalın.
Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS