• Adana'da kanlı gece ! 5 ölü
  • Kılıçdaroğlu'ndan önemli açıklamalar
  • PKK'dan kaçan terörist yaşadıklarını anlattı
  • Dursun Özbek'ten Hakan Şükür ve Arif Erdem açıklaması
  • İstanbul'da taksici dehşeti
Osman Balcıgil

Katliamı Okumak

Toplumsal hayatı bilimsel olarak açıklamanın en zor olduğu ülkenin adıdır Türkiye.

Malumunuz, bilimin yasaları vardır.

Hepimizin, ilk mektepten itibaren test edip gördüğümüz gibi, su 100 dereceye gelince kaynar, ısınan hava yükselir...

***

Siz “asil kan” filan edebiyatına bakmayın, ülkelerden birini ötekine göre daha değerli ya da değersiz kılan, toplumsal hayatın bilimsel kurallara ne kadar yakın ya da uzak yaşandığıdır.

***

Beş, bilemediniz on bin yıl öncesine kadar sürüler halinde yaşıyorduk.

Sonra bileği/aklı kuvvetli olanların (bilge krallar) etrafında toplanıldı.

Giderek inançlar üzerine  (peygamberler) bir araya gelişler başladı.

Onu uluslar (nasyonal sosyalizm) ve ardından sınıflar (komünizm) şeklinde örgütlenme çabaları izledi. 

İki dünya savaşından, özellikle ikincisi gösterdi ki bu ikisi de çare değil.

Medeniyet ekseninde buluşmaktan başka çare olmadığı, sonunda anlaşıldı.

Anlaşılmayan yerler de yok değil!

Nedense, bazı ülkeler sürü, kimileri inanç, biraz daha gelişmişleri ulus ve zirveye tırmanmayı becerenleri ise medeniyet ile yaşamayı sürdürüyor.

***

Medeni hayat, doğum ile ölüm arasında geçecek zamanı mutlu (Ne izafi bir kavram! Tarife ne kadar muhtaç değil mi? Ama şimdi ne yeri ne de sırası...) geçirmenin imkan dahilinde olduğu ve bunun için özel olarak çaba gösterilmesi gerektiğinin keşfedilmesiyle birlikte başladı.

Geçmişi yüz yıl bile değil...

***

İnsanın insanla ve insanın doğa ile “mücadele”sinde ulaşılan gelişmişlik düzeyidir bu, aynı zamanda.

***

Hayır, “mücadele” denildi diye, mutlaka boyun eğdirmek anlamında anlaşılması gerekmez.

Uyum halinde yaşamanın da yolları (en azından bir yolu) vardır mutlaka.

***

Hava, civa değil mi?

Laf olsun, torba dolsun misali...

***

Yaşadığımız topraklarda, maalesef  “havadan, civadan” konuşacak lükse sahip değiliz.

Otuz iki insanı kaybetmenin acısını, yirmi dört saat bile yaşayamayan bir ülkede nefes almaya çalışıyoruz çünkü...

***

Hep yeni acılar, yeni acılar, yeni acılar...

***

Dün de böyleydi, bugün de böyle, muhtemelen yarın da böyle olacak!

Gençliğim adli tıp kapılarında, üzerinde morg yazan sevimsiz yapıların önünde geçti.

Sırtladığım tabut sayısını hatırlamıyorum...

***

Birer birer öldük.

Bazen guruplar halinde...

Tıpkı bugün olduğu gibi.

***

Meseleleri, ancak birbirinizi öldürerek çözülebileceğinizi düşünme noktasındaysanız, önünüzde daha bir fırın ekmek vardır yenilecek olan.

Saydım ya hani sürüler, uluslar, sınıflar, medeniyet filan diye, toplumsal gelişme silsilesini...

***

Yeniden havaya, civaya dönmenin manası yok!

İşte size on somut örnek:

1-Dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek için kollar sıvandı!

2-Her iki okuldan biri İmam Hatip mektebine çevrildi.

3-Otuz iki canın hayatını kaybettiği noktada, daha birkaç saat geçmeden yakalanan mektepli bir imamın sırt çantasından IŞİD bayrağı çıktı.

4-Ömerli’de yapılan IŞİD bayramlaşması, sanki dünyanın en normal “iş”iymiş gibi karşılandı.

5-Fatih Camii’inden çıkan “Şeriat devletini kuracağız!” diye haykıran cemaate “Ne yapıyorsunuz?” diye bile sorulmadı.

6-Devlet televizyonundan, ülkeye medeniyeti getirmeye çalışanlar için ağız dolusu küfür ettirildi.

7-Daha dün, partinin bir nevi gençlik kollarına mensup, millet vekilleri ve bakanlarla poz poz resmi olan “semirtilmiş çocuk”, otuz iki canın kaybına yol açan IŞİD bombacısının ailesine taziyede bulundu, ardından Fatiha okudu.

8-IŞİD’in dergilerinin, kitaplarının, internet sitelerinin yayınlarına, Milli Eğitim Bakanlığı klasikleri muamelesi çekiliyor.

9-IŞİD’e MİT tırlarıyla gönderilen gelişmiş silahlarla ilgili fotoğrafları hatırlayın.

10- Mümkün olsa, bütün Suriye sınırını IŞİD’e emanet edecektik. “Neyse ki!” Kürt engeli çıktı.

***

Yeter mi bu on örnek?

Sayayım mı daha?

Manasız!

***

Topraklarınızda, din devleti özlemi çeken militanlar yetişmesi için, hükümet ve devlet olarak elinizden gelen bütün çabayı sarf ederseniz, gelinecek nokta işte tam olarak budur.

***

Başta onun için söyledim “Toplumsal hayatı bilimsel olarak açıklamanın en zor olduğu ülkenin adıdır Türkiye” diye.

Ocağı yakar tencereyi koyarsınız...

Toplum denilen garip yapı, bazen elli derecede kaynar. Bazen yüz elli!

Bu tuhaf duruma çare olsun diye, gelişmiş ülkeler tencereden de ocaktan da vazgeçtiler!

Yerine, adını “medeniyet” koydukları yasalar silsilesini icat ettiler.

Ve devlet mekanizmasına “medeniyet” kavramının ne anlama geldiğini öğrettiler.

***

Medeni ülkelerde,

İktidara işçi partisi gelince kiliseler, camiler, sinagoglar kapanmaz.

Ya da muhafazakarlar iş başına gelince, her televizyon, radyo istasyonu veya gazete din propagandası yapılan birer araç haline dönüştürülmez.

Ülkenin kaynakları, sadece ve sadece “dini bütün olanlar”ın emrine tahsis edilmez.

Din eğitimi gören gençlere “ülke teslim edilecek” olanlar, ötekilere ise “çöp tenekesine atılacaklar” şeklinde yaklaşılmaz.

Veya liberaller seçim kazanınca “Bizim hırsızımız makbuldür” denilmez.

Altın kol saatleri, ayakkabı kutusunda paralar havalarda uçuşmaz.

Sayayım mı daha?

Manasız!

***

Türkiye yüz yıla yakın bir süreyle “medeni bir ülke olmak” için çaba sarf etti.

Eğitim, Hukuk, Maliye ve benzeri tüm sistemler için, yüzü batıya dönük olarak çalıştı.

İyi ya da kötü bu sistemlerle, ülkenin bilime yaklaştırılması hedeflendi.

***

Tamam, toplumlar yüz derecede kaynamaz ama “aynı suça aynı ceza” pek ala mümkündür.

Devlet ihalelerinde sağlanacak şeffaflık “ülke kaynaklarını adil dağıtmak” anlamına gelir.

Siyasal partilerle, seçim sistemiyle ilgili yasalarında gerçekleştirilecek medenileştirmeler, “ülkenin yüzünü karanlığa değil aydınlığa çevirmesine” imkan verir.

Sayayım mı daha?

Gerek yok!

Bu kadar yeter.

***

Yüzlerce başka örnek vermenin manası yok anlamayacak olana!

Anlayacak olanlar ise, çoktan anlamışlardır umarım...

***

Türkiye, bir an önce ülkeyi karanlıklarda boğmaya çalışan bu hükümetten kurtulmalıdır.

Geçen on üç yıl net bir şekilde göstermiştir:

Rota, medeni ülkeler arasına katılmayı değil, tersine ulus devletten de geriye, din devletine, hatta sürü halinde yaşamaya doğru çizilmiştir...

***

Otuz iki insanın öldürülmesini de işte tam böyle okumak gerekir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS