• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 59.662
  • Dolar
  • 1,7675
  • Euro
  • 2,3245
  • Altın
  • 653,05
  • Ankara : -2 °C
  • İstanbul : 1 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 7 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : 0 °C
Çerkezler ve Lazlar da anadil için karar aldı
Yarın İstanbul'a kar geliyor
Bu okulda verem kol geziyor !
Şırnak'ta 15 terörist öldürüldü
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Kılıçdaroğlu'yla ters düştüler

Kılıçdaroğlu'yla ters düştüler
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, şu sırada ''af'' konusunun ortamının olmadığını söyledi
09 Mart 2010 / 17:29

Baykal, ''Bu sözler yanlış sözler. Bunu gündeme getirmek ve buradan bir arayışa girmek kesinlikle doğru değildir'' dedi. Baykal, partisinin grup toplantısından sonra, konuya ilişkin soru üzerine, bu konuda CHP'nin düşüncesiyle ilgili herhangi bir tereddüte yer olmadığını ifade etti. CHP olarak terörle mücadelenin ülkenin temel önceliği olduğunu, teröre karşı kararlılıkla ve sonuç alıcı bir mücadele vermenin mutlak zorunluluk olduğunu düşündüklerini belirten Baykal, hep bu doğrultuda açıklamalar yaptıklarını vurguladı.

Baykal, sözlerine şöyle devam etti: ''Türkiye'de terörle mücadeleye artık bir son verildiğini, bu mücadeleyi açanlar ilan ettiği, ellerindeki silahların tümünü teslim ettiği, artık teröre tekrar başvurulmayacağı konusunda herkesin haklı bir güven duyabildiği bir noktada bir toplumsal barış projesi olarak af konusunun düşünülebileceğini söyledik, ben söyledim. O zaman da kullandığımız niteleme aftır. Herhangi bir onu niteleyecek kelime yoktur. Ülkenin şartlarına, ihtiyaçlarına göre bunun kapsamı, niteliği, çerçevesi elbette belirlenecektir. Ama Türkiye'de terör net bir şekilde gündemden düşecek ise, ortadan kalkacak ise, o günleri yaşar isek ve bunun kalıcı olduğu ortaya çıkar ise, silahlar tümüyle teslim edilir ve terör dönemi reddedilir ise elbette bizim insanları kin, intikam ve nefret duygusu içinde düşman gibi kabul etmemiz çok yanlıştır. Bir toplumsal barış projesine inşallah o gün geldiğinde Türkiye'de ihtiyaç olur, imkan olur, bu imkanı bu ihtiyacı o zaman değerlendiririz. Ama şu sırada, bakın ikinci şehidi verdik son iki gün içinde, böyle bir şeyin hiçbir ortamı yok. Bu sözler yanlış sözler. Bunu gündeme getirmek, taşımak ve buradan bir arayışa girmek kesinlikle doğru değildir.

Biz terörle mücadelenin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Terör tehdidi ülkenin gündeminden kesinlikle düştükten sonra elbette hepimiz bir toplumsal barış anlayışı içinde gereken neyse o zaman ona hep birlikte milletçe bakarız.''

PROTOKOLLER MECLİSTEN ÇEKİLMELİ

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ermenistan ile imzalanan aldatmaca belgesinden başka hiçbir değeri olmadığı ortaya çıkan protokollerin Meclis gündeminden çekilmesi gerektiğini'' savundu. Baykal, partisinin grup toplantısında, ekonomideki gelişmeleri ve ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde, 1915 olaylarına ilişkin karar tasarısının kabul edilmesini değerlendirdi.

Enflasyonun, uzun bir aradan sonra iki rakama ulaştığını, bunun kaygı verici olduğunu anlatan Baykal, memurun gelecek aylarda cepten yiyeceğini, cepten enflasyonu finanse edeceğini ve enflasyonun altında ezileceğini söyledi.

Son dönemde 2,5 milyon kişinin tarım dışına çıktığını ifade eden Baykal, tarımın çökertilmesiyle işsizliğin patladığını kaydetti. Baykal, Ziraat Bankasının yüzyılın en büyük karını yaparken, çiftçinin en perişan dönemini yaşadığını savunarak, sanayinin küçüldüğünü, işsizliğin arttığını ancak bütün bankaların kar ettiğini söyledi. Bunun, AK Parti'nin insan odaklı değil, rant, kar odaklı politikasını ortaya koyduğunu savunan Baykal, şöyle konuştu:

''ABD'de ekonomik kriz olduğunda, bankalar battı, vatandaş zarar gördü. Türkiye'de vatandaş zarar gördü, bankalar kar etti. Başbakan 'bu kriz bize teğet geçti' diyor. Eğer sen bankaysan, bankacıların adamıysan sana teğet geçti. Ama sen milletin, çiftçinin adamıysan sana teğet geçmedi. Kazanacaksak hep beraber kazanacağız. Banka da çiftçi de esnaf da sanayici de kazanacak. Eğer ülkenin şartları zarar etmemizi gerektiriyorsa, çiftçi zarar ederse, banka, herkes zarar edecek.''

''SANMAYIN Kİ BU KONU YENİ ORTAYA ÇIKTI''

Baykal, ABD Kongresinde, Türkiye ya da Osmanlı'ya yönelik tasarılarının konuşulmasının, karar alınmasının ilginç bir tarihi olduğunu belirten Baykal, ''Sanmayın ki bu konu yeni ortaya çıkmış bir konudur. 1890'dan itibaren, ortada 1915 olayları yokken, ABD Kongresi sürekli olarak, Türkiye'deki Ermeni konusuna yönelik ilgi sergilemiştir'' dedi.

Son tasarının, 1915-1923 yılları arasında yaşanan olaylar nedeniyle ABD Kongresinin karar almasını talep ettiğini anımsatan Baykal, hedefin sadece Osmanlı dönemi olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk döneminin de Ermeni ithamlarının hedefi haline getirilmek istendiğini söyledi.

''Ne kadar acı bir manzara, ne kadar iyi niyetten uzak, ne kadar gerçeklerden kopuk, ne kadar peşin fikirli, itham edici, karalayıcı bir zihniyetin yansıması'' diyen Baykal, ''Şimdi bu olay, tarihe yönelik bir karalama, suçlamanın ötesinde Türkiye'nin gelecekteki politikasını belirlemek için kullanılacak bir levye, araç haline getirilmektedir. İmzalanan protokoller, 116 yıllık çabaya, yeni bir hayat şansı vermiştir. Gelecek için artık bunu tehdit olarak, dış politika aleti olarak kullanmak, mümkün hale getirilmiştir'' görüşünü dile getirdi.

Baykal, ''Tasarı, 'insanlığın, adaletin ortaya çıkmasını sağlayalım, yaşanmış olan haksızlıkların adını koyalım' duygusallığının gereği olarak mı ortaya çıkıyor? Yoksa başka bir siyasi hesabın parçası olarak mı gündeme getiriliyor?'' diye sorarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Görüyoruz ki, Türkiye'yi Kafkasya konusunda bir istikamete sokabilmenin aracı olarak kullanılıyor? Protokollere ilişkin, bu konunun yeterince olgunlaşmadığını, Ermenistan ile Türkiye arasında arzu ettiğimiz yakınlığın kurulabilmesi için gereken zihni ortamın Ermenistan'da henüz şekillenmediğini söyledik. Protokol uygulanabilir değildi. İmzadan sonra Ermenistan Anayasa Mahkemesi bir karar aldı, 'soykırıma devam, Türkiye ile sınırı tanımıyoruz, gelin sınırı açın' diyor. Bu olaya fırsat veren o protokoller. Biz sevimli gözüktük, uyumlu gözüktük, bütün dünya 'aman ne kadar güzel Türkler bu konuda çok anlayışlı davranıyorlar' dedi. Ne oldu, yanlış...

Yapılması gereken iş, artık hiçbir anlam taşımadığı net bir şekilde gözüken bir aldatmaca belgesinden başka hiçbir değeri olmadığı ortaya çıkan bu protokolleri, Meclisin gündeminden çekmektir. Hükümet, bunu siyasi çekişme, sürtüşme konusu haline getirmeye, efelikler taslamayla, olayı iç politika zemininde kurcalamaya çalışıyor. Bunları bırakın, ciddi olun. Yapılması gereken, yapılması mümkün, kaçınılmaz olan tek iş var: Derhal o protokollerin anlamını kaybettiğini söyleyip, Meclis gündeminden alınız. Bunu yapınız, bu yeterince uyarıcı, ciddi olur.''

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ DAYATMASI DOĞRU DEĞİL

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''gümrükten mal kaçırır, evin önünden kütük kapar gibi anayasa değişikliği dayatmasının doğru olmadığını'' ifade ederek, ''Bu memleketin anayasası, Türkiye'de hazırlanacak, herhangi bir siyasi partinin genel merkezinde hazırlanmayacak'' dedi.  Baykal, partisinin grup toplantısında, Türkiye'de ciddi bir hukuk ve adalet sorunu olduğunu savundu. Anayasa değişikliğinin, ciddi, köklü, yeni bir yaklaşımı gerektirdiğini vurgulayan Baykal, anayasanın, herhangi bir siyasi partinin özel meselesi değil, Türkiye'nin işi olduğunu söyledi.

Deniz Baykal, ''Bir anayasal düzenlemeye ihtiyaç varsa, herkesin kafasında kendine göre bir anayasa projesi varsa, 'sizin projenizin önemi yok, ben kendi projemi dayatırım' diyerek anayasa yapmak, Türkiye'yi yeni krizlerle karşı karşıya bırakmak demektir'' diye konuştu.

Deniz Baykal, ''İrtica Eylem Planı'' ile ilgili gelişmeleri değerlendirirken, belgenin Genelkurmay'da hazırlanıp hazırlanmadığının net bir şekilde ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Baykal, ''Yukarıdaki siyasi pazarlıklar doğrultusunda, aldım verdim pazarlıklarıyla değil, gerçekten ortaya çıkması lazım'' dedi.

''SÖZÜN BİTTİĞİ NOKTADAYIZ''

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ve 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'in de sanık olduğu davanın iddianamesini gösteren Baykal, iddianamede ''Berk'in Alevi köyleriyle özel olarak ilgilendiği, ihtiyaçlarının giderilmesi için ordunun imkanlarını kullandığına'' ilişkin bir dosyadan alıntılara yer verildiğini kaydetti.

İddianamede, ''Berk'in böylece mezhep ayrımcılığı yaparak, çatışma çıkarmayı amaçladığının'' belirtildiğini ifade eden Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:

''Bu zihniyet bu anlayış, Cumhuriyeti koruyacak olan Cumhuriyet savcılarının anlayışı olarak önümüze çıkıyor. Ve bu gerekçeyle bir ordu komutanını şüpheli olarak ilan edip, onun hakkında bütün bu suçlama kampanyası sürdürebiliyorsa bunun hakka, adalete, demokrasiye, insan haklarına yararlı olabileceğini düşünmek mümkün mü? Yazıklar olsun, yazıklar olsun... Türkiye'de sözün bittiği noktadayız. Bunlar bugün Türkiye'de yaşanan olayların ipuçlarını bize veriyor. Bunları görünce bileceksiniz ki bu zihniyet ülkeyi yönetiyor, bu zihniyetin borusu ötüyor. Türkiye'yi önümüzdeki dönemde çok daha büyük sıkıntılara sürüklemesi mukadder olan bu zihniyeti, bir an önce iktidardan uzaklaştırmak tek çaredir.''

1620
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim