Nefise Seda Yanık

Kızları da Alın Askere !

 

Askerlik… Her Türk gencinin onurla, gururla taşıması gereken bir görev. Öyle ki yüzyıllar boyunca farklı isimlerle temsil edilmiş olsa da aynı bayrakla ve aynı ülküyle günümüze gelmiş en köklü medeniyetlerden biridir Türk milleti. Bu şanlı medeniyetin bir de bayrağı var. Üzerinde milyonlarca şehidin kanını simgeleyen kırmızısıyla, ayıyla, yıldızıyla her Türk gencinin göğsünü kabartan bir bayrağa sahibiz biz. Bir inanışa göre bayrağın üzerinde ay tasavvufta Allah"ı ve yıldız da Hz.Muhammed"i temsil etmektedir. Bir başka inanışa göre ise Ay yenilenmeyi ve yıldız ise Türklüğü simgelemektedir. Saltanatın kaldırılmasıyla son şeklini alan bayrağımız asırlardır aynı heyecanla göğsümüzü kabartmakta !

Trabzon Sürmene"ye bağlı küçük bir köyün taşlı yollarını her gün gidiş-dönüş 12 km yürüyerek aşıp okuyan; ve sonunda 8 lisan konuşabilen emekli bir albay olmayı başaran bir adamın torunu olarak; Orduyla, Türklüğümle ne kadar gurur duyduğumu söylesem azdır. Ne zaman üniformasıyla bir rütbeli asker görsem ailemden biriymiş gibi gelir ve ne zaman bir er görsem duygulanırım. Çünkü bilirim ailesinden uzakta ve geride bıraktığı onca şey var. Hasretleri, özlemleri var ve bilirim herhangi bir tehlike olsa işte bu insanlara güvenerek biz kendimizi iyi hissedeceğiz. Onlar sayesinde güven de olacağız. Bunu düşünmek şu an bile gururla ile karışık bir sevinç veriyor..

Bu günse etrafımda gördüğüm insanların askerliğe karşı olan lakaytlıkları beni derinden yaralıyor! Neden diyeceksiniz. Bundan birkaç sene evvel bir arkadaşım askerdeyken telefonla görüşüyorduk ve bana askerliğinden yakınıyordu. Elbette bu görevin insan nefsine aykırı geldiği ve zorlukları tartışılmaz. Buna katılıyor ve yakınmasını anlıyordum. Beni şaşırtan ve hayrete düşürense işte şu sözleri oldu:

“Benim vatana hiçbir borcum yok. Üniversiteyi okudum, işim gücüm de var ve vergimi de veriyorum. Beni neden burada tuttuklarını anlamış değilim. Bence saçmalık.”

O zaman beni hayrete düşüren, saygısızlığın dik alası olarak kabul ettiğim bu sözleri bir zaman sonra başka arkadaşlarımdan da duymaya başladım. Söz de hiç birinin bu vatana karşı bir borçları söz konusu değil! Neden gidip 5 ayımı ya da 15 ayımı askerlik yaparak harcayayım ki diyor bu insanlar. Sanki bundan daha önemli ve üstün bir görevleri varmış gibi askere gitmekten kaçınıyor ve korkuyorlar. Altı aylarını evde tv izleyerek geçirmek daha tatlı geliyor bu miskinlere. “Napcam lan askerde yat kalk” diye de küçümsüyorlar üstelik askerliği. Açık söyleyeyim kendilerine baktığım zaman tiksindiğimi hissettim desem yeridir. Bu nasıl çirkin bir yaklaşımdır ve nasıl kendilerinde böyle bir şeyi küçümseme yetisini bulabiliyorlar bilemiyorum. Fakat tahmin edebiliyorum.

Hepimiz de vardır. Bir şeyin değerini kaybettikten sonra anlarız. Yoksunluğunu çekmeden değerini bilemez ve elimizden uçup gittiğindeyse ahlanıp vahlanırız. Yaşantımızda ki bazı değerleri ise öylesine benimseriz ki, bir gün onu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelebileceğimiz aklımıza bile gelmez. İşte ben kendi jenerasyonumda ki gençlerin askerlik ve vatan anlayışını da bu benimsenen ve kıymeti bilinmeyen değerler arasında görüyorum. Yüzbinlerce askerin kan dökerek elde ettiği ve bize emanet ettiği bu toprakları öyle benimsemişiz ki, bu uğurda ne mücadeleler verildiği aklımıza bile gelmiyor. “Napcam lan askerde yat kalk” diyebiliyoruz aynı düşünce bağlamında. Öyle ya, burası bizim eğlence ve oyun alanımız, kimsenin de bu oyunu bölmeye hakkı yok!

Elbette ben bu cümleleri duyduğumda tepkisiz kalmıyor ve kendi düşüncelerimi ifade ediyorum. Aldığım yanıtlardan biri “Sen kızsın tabii böyle rahat konuşursun” oluyor genelde. Ve bu da bana dokunduğu için yazımın başlığını “Kızları da alın askere” olarak belirledim. Zira ben kadınların da kendilerine uygun şartlarda bu görevi ifa edebileceklerine inanıyorum. Kurtuluş savaşında ki kadınların kendileri aralarında kurdukları çeteleri bilenler, cepheye mermi taşıyan kadınların yıllarca bedenlerinde taşıdıkları kurşun yaralarını görenler ne demek istediğimi anlayacaktır eminim. Bunun kadın olmakla bir ilgisi yoktur. Bunun vatanını sevmekle ilgisi vardır. Bunun mesuliyet alabilmekle ve hayatı ciddiye almakla alakası vardır. Şunu da belirtmek isterim ki bu gün bana ihtiyaç olsa bu konuştuğum basiretsiz arkadaşlarımdan çok daha cesurca hareket edeceğime adım kadar eminim. Çocukları olduğu zaman Amerika da yada Avrupa da dünyaya getirmek istediklerini söyleyen bu insanlar, mesele kendi ülkelerine geldiği zaman küçümsüyorlar üstelik! İşte bu nokta da doğuda yetişmiş gençlerin nasıl severek ve isteyerek askere gittiğini görünce o saflığı özlüyor ve takdir ediyorum ben. Keşke hepimiz onlar kadar vefakar ve Vatan sevgisi ile dolu olabilsek!

Müsaade ederseniz burada Mustafa Kemal Atatürk"ün askerlikle ilgili bir anısını yazmak istiyorum:

O, Samsun'a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü. Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O'na sordu:
- Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun?
Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamladı.
- Söyle niçin ağlıyorsun?
İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çekti:
- Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, er'in omzuna elini koydu:
- Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle!
Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu.

İşte bu anıyı ne zaman okusam gözlerim dolar ve bu yazıda ki içtenliğe özenirim. Unutmayalım ki hiçbir şey bize sunulmuş birer armağan değildir. Hepsi kazanılmış ve bize emanet edilmiş değerlerdir. Üstelik Amerika"nın ve İsrail"in topraklarımız üzerinde ki oyunlarından bu kadar haberdar iken ve doğuda ki bir çok genç toprak uğruna şehit olurken Bizlere “Napcam lan orda” demek yakışmaz. Allahtan hepimize vatana millete faydalı olacak evlatlara sahip olmayı niyaz ediyorum. Doğuda yaşam mücadelesi veren kardeşlerime hayırlı terhisler ve kanlarını bu uğurda dökmüş şehitlerimize de Allahtan rahmet diliyorum.

• Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve yeteneğinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK


Sevgiyle… Vatan sevgisiyle kalın!

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS