Serdar Durat

Koalisyon için sokakların sesi dinlenmeli

Değerli Düşünür Dostlarım,
Ülkemizin halihazırdaki ana meselesi koalisyon hesapları ve kurulması beklenen koalisyon hükümetidir. Diğer bütün konular geçici olarak dondurulmuş, askıya alınmış durumdadır. Mevcut siyasi iklim sayesinde vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu adeta gönüllü birer siyaset bilimcisi/mühendisi, analizci ve yorumcu oldular. Toplumun hemen her kesiminde gerek sosyo-ekonomik koşulları, dünya görüşleri ve gerekse eğitim seviyeleri çok farklı insanlar sürekli kendi aralarında bu konuyu tartışıyorlar, istişarelerde bulunuyorlar.

Emekli kahvelerinde, pazar yerlerinde, STK lar bünyesinde, İş çevrelerinde, öğretim ve eğitim kurumlarında, medya kulislerinde muhteşem durum muhakemeleri yapılıyor.
Bu kapsamda iki temel eğilim sözkonusu olup kimileri "Seçmenin mesajını iyi okumak, geçmişi unutmak , geleceğe bakmak, erken seçime gitmeden bir koalisyon hükümeti kurarak ülkenin bir an önce önünü açmak gerek " şeklinde  değerlendirmelerde bulunuyorlar.
Kimileri de ; "Şartlar ne olursa olsun parti programlarından, ilkelerden, seçim propagandaları esnasında verilen vaadlerden kesinlikle taviz verilmemeli " benzemezlerin zoraki bir araya gelmeleriyle , yürümeyeceği baştan belli olan bir koalisyon hükümeti kurarak zaman kaybetmeden erken seçime gidilmeli " görüşünü savunuyorlar.

Sevgili okurlar,
İnsan psikolojisi ve yaradılış özelliği gereğince bireysel ihtiyaçlar, çıkarlar, beklentiler, talepler siyasi görüş - inanç - aidiyet duygusu oluşumunda yadsınamayacak belirleyici parametrelerdir. Ancak Ülkelerin milli menfaatleri, bekaları, gelişmişlik, özgürlük ve refah düzeyleri bireysel talepler ile %100 örtüşmeyebilir. Bazen ülkenin çıkarları için bireysel çıkarlardan fedakarlık etmek gerekebilir.

İşte içinde bulunduğumuz konjonktür tam da bu gerçeği yansıtmaktadır.
Uzlaşabilmek için keskin ve katı inatlardan, bireysel/kurumsal menfaat alanlarını korumak dürtülerinden arınmak şarttır. Hal böyle olunca da dört siyasi partinin de herhangi bir diğerleri ile koalisyona gitmekten korkmaması gerekir.

Aşağıdaki soruların zamanı değildir.
- Koalisyon hükümetinin ömrü ne olur ?
- Gelecek seçimlerde oy oranımız düşer mi ?
- İcracı bakanlıklar nasıl paylaşılabilir ?
- Parti içi güç dengeleri değişir mi ?
- Hesaplaşmadan helalleşme olur mu ?

Değerli düşünürler,
Bu tarz mülahazalar ve kaygılar önemli ölçüde duygusal ve intikam - rövanş gibi çatışmacı zihniyetlee ait retoriklerdir. Ezberlenmiş paradigmalardan beslenirler.

Strateji prensiplerine göre ;

" Alt edilemeyen / yenilemeyen rakip hiç olmazsa  kontrol edilebilmeli "

 " Oyunun kurallarını koyacak gücünüz yoksa mevcut kurallarla en iyi oyunu oynayabilecek taktikleriniz olmalı"

" Çözülemeyen kronik sorun alanlarını müşterek menfaatlere , tehditleri ise fırsatlara dönüştürmek için çaba sarf edilmeli"

Sokaktaki sıradan insan profili belki aynen bu şekilde olmasa da mealen bu yönde düşünmektedir. Hem verdiği oyun karşılığını almak istemekte ve hem de bir an evvel herhangi bir kombinasyonda koalisyon hükümetinin kurulmasını beklemektedir. TBMM Başkanlığı ve Koalisyon hükümetinin Bakanlıklarının ortaklar arasındaki paylaşımına ilişkin pazarlıklar seçmenin inancını, güvenini ve umutlarını tüketmek üzeredir.

Unutmayalım ki çok fazla uzun süren satranç müsabakaları bir yerden sonra oyunculara bıkkınlık verir ve en yanlış hamleleri yaptırır.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS