Serdar Durat

Korkutmadan Saygıdeğer Olabilmek

Değerli düşünür dostlarım,

Normal akıl sağlığına sahip her insan başkaları tarafından önemsenmeyi, ciddiye alınmayı ve saygı duyulmayı arzu eder. Gelişmiş toplumlarda sosyal statüler, hiyerarşik üstünlükler saygıdeğer olmak için yeterli değildir. Saygı talep edilmez, ancak hak edilebilir.

Korkuya dayanan zoraki bir saygınlık kazanmak ise asla söz konusu değildir.

Bilgi - birikim ve vizyon sahibi olmak, tevazu ile bezenmiş bir özgüven, evrensel etik değerler, ilkeli ve tutarlı bir jargon, insan haklarına koşulsuz bağlılık, demokratik ve hukuk egemen sosyal ilişkileri idame etmek bir kişinin saygıdeğer olabilmesi için asgari vazgeçilmez parametrelerdir.  Bizim kültürümüzde durum  biraz daha farklıdır. En hafif tabiri ile caydırıcı içerikli bile olsa korkutarak itaat ettirmek ve saygınlık kazanmak alışkanlığı hakimdir.Gelin isterseniz birlikte çok kısa bir sosyolojik analiz yapalım . İlk ve en önemli eğitimin başladığı aile yapımıza bakacak olursak bu farkı kolayca görebiliriz.

Ana ,baba ve çocuklar arasındaki ilişkileri belirleyen zımnen de olsa bir hiyerarşi vardır. Anne ve babalarının tercih ettiği şekilde davranmadıkları takdirde çocukları bir şekilde cezalandırmak ve tabiatı ile korkutmak pek yaygındır. Çocukların empoze ve telkinlerden ziyade gördüklerini ve yaşadıklarını benimsedikleri, öğrendikleri gerçeğini göz ardı eder, kendi yanlışlarımızı duyarsızca sürdürürken onlara idealleri öğretmeye çabalarız.

''Su küçüğün söz büyüğün'' ,''Elinin hamuru ile erkek işine karışma'', '' Kızını dövmeyen dizini döver'', '' İcat çıkarma'', '' Eski köye yeni adet getirme''  '' Senin adam olman için kırk fırın ekmek yemen lazım'' gibi atasözlerimiz zaten yeterince manidardır.

Sevgili okurlar, yaş öncelikle olmak üzere hayatın hemen her alanında, kıdem ve makam denilen ama içinde yeterince liyakat olup olmadığına pek bakılmayan kavramlar gereğinden fazla belirleyici ve otoriteyi besleyicidir. Yaşı ve kıdemi görece daha küçük olan bireylerin daha üstün fikirleri olabileceği kolay kabul görülecek bir şey değildir bizim kültürümüzde. Okul döneminde öğrenci-öğretmen ilişkileri, askerlik döneminde ve iş hayatında amir-memur/ast-üst ilişkileri , vatandaş-polis münasebetleri hep ayni mantık esasına göre düzenlenmiştir. Otoriteyi elinde tutanların  muhataplarının-mahiyetlerinin saygılarını adeta hayranlık bazında hak etmeye çalışmak gibi bir dertleri yoktur. Zira sistem, bu saygıyı zorla alacak tarzda işler. Aksi takdirde muhtelif ceza ve müeyyideler yürürlüğe girer.

Bahsekonu müeyyideler, paydaşlar üzerinde sürekli bir korku yaratır ve insanlar yürekten saygı duymadıkları halde gücü elinde tutanlara gönülsüzce itaat ederler, sorgulamak-eleştirmek-tartışmak gibi medeni haklarından vazgeçerler. Vazgeçmeyenler bir şekilde hizaya getirilir..!

Değerli düşünürler, yasalara saygılı olduktan sonra ; yasa koyma ve yürütme gücünü milletin geçici bir emaneti olarak elinde tutanlardan korkmamak hakkımız vardır.

Ülkenin yönetimine talip olanların da demokrasi ve insan haklarına, evrensel hukuk değerlerine samimiyetle bağlı olmaları,  koşulsuz biat eden bir toplum yaratmak gayretine girmeden, korkutmadan saygıdeğer olmayı kendilerine düstur edinmeleri gerekir. Unutulmamalıdır  ki hayatta hiç bir güç sürekli değildir. Asıl olan gücü ve otoriteyi kaybettikten sonra da saygın kalabilmektir. Bir başka  halk deyişimizle bitirmek gerekirse

'' Dünya malı ve güç elde iken dost görünen bol olur, gücünü yitirdiğinde dostlar bile düşman olur'' sözünü hatırlatmak isterim. Huzurlu ve mutlu hayat korkunun bittiği yerde başlar.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist
21.09.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS