Osman Balcıgil

Korkuyorum...

7 Haziran ile yatıyor, yine onunla kalkıyoruz.

Biraz da bu nedenle olsa gerek, bir keman teli gibi gerildik.

Yediden yetmişe, tepeden tırnağa, köyden kente, sahilden yaylaya, mektepten tarlaya...

***

Dört satırlık yazılarımdan, üç yüz, beş yüz sayfalık kitaplarıma kadar önce “iş”imi bitirir, sonra “başlık” ararım.

Bu kez, nedense öyle olmadı.

Önce yazının başlığını koydum, sonra “iş”imi yapmaya koyuldum.

***

Korkuyorum.

Ve sizin de korktuğunuzdan eminim.

Yediden yetmişe, tepeden tırnağa, köyden kente, sahilden yaylaya, mektepten tarlaya, hepimiz kokuyoruz.

***

Korkumuzun nedeni malum:

Ya seçim yapalım derken, ülkeyi kan gölüne çevirirsek!

Bir başka deyişle, ya kaş yapalım derken göz çıkartırsak!

***

Bayanlar, Baylar ve Çocuklar,

Bu ülkeyi bu hale ne siz getirdiniz ne de ben.

Çünkü, memleketin cıvatalarını sadece gerektiği kadar, yani “tatlı bir sıkılık”ta bırakması gereken, ne sizdiniz ne de ben.

***

Anahtar takımını elinde bulunduran “usta”ya ne zaman baksam, cıvataya biraz daha yüklendiğini, baskı uyguladığını görüyorum.

Böyle olunca da gayrı ihtiyari “Vah benim güzel vatanım!” diyorum.

***

Dur “usta”, görmüyor musun?

Bu civata bir tur daha atmaz!

Ya civata kırılır ya somun patlar!

Dinleyen kim?

***

“Usta”nın cıvatayı çevirmeye başladığı yıl mektebe başlayan çocuklar yaşını başını aldı...

Erkek olanların bıyıkları terledi, kızlar ise çocuk sahibi...

“Usta” civata anahtarını çevirmede hala...

***

Yıllar, yıllar, yıllar...

Ve, 7 Haziran 2015.

Kopma noktası.

***

Ülke bir keman teli gibi gergin.

***

Korkuyorum.

***

En çok da, sandık başlarında olabileceklerden ve bunun ülke çapında bir çatışmaya dönüşmesinden korkuyorum.

Sizce vehim mi bu?

Yoksa benim gibi düşünmüyor musunuz?

Yanlış düşünen olmayı, sanıyorum hiç bu kadar istememiştim.

***

1876’dan itibaren, ite kaka da olsa bugüne getirmeyi başardığımız bir sistemi, başka bir deyişle “140 yıla yaklaşan demokrasi deneyimi”ni, kendi ellerimizle boğmaya kalkışabileceğimizden korkuyorum.

***

Gelin burada bir nefes alalım.

Neden korktuğuma, sonra devam edelim.

***

Sevgili bayanlar, baylar ve çocuklar,

Hepiniz “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” atasözünü biliyorsunuzdur.

Peki hikayesini biliyor musunuz?

Bu kez “Bilenler bilmeyenlere anlatsın” demeyeceğim.

***

Çok ama çok yıllar evvel... Fatih’te bir medrese... Her odada en az dört talebe... Eğitim sıkı mı sıkı! Sabahlara kadar ders çalışmak, bunun için de mum yakmak gerekiyor... Çocuklar cep harçlıklarından birer kuruş veriyor, üç beş mum alıyor, derslerini öyle çalışıyorlar... İçlerinden biri uyanık, el ayak çekildiğinde mumların eriyiklerini topluyor, eritiyor, mum haline getiriyor ve sanki yeni mummuş gibi arkadaşlarına yutturuyor... Ama bu mumlar, benzemekle birlikte bakkaldan alınanlardan farklı... Yatsı namazı vaktine kadar ancak yanıyor... Sonunda tabii ki durum anlaşılıyor ve “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!” atasözü, kültür hazinemize katılmış oluyor.

***

Keşke, içinde bulunduğumuz durum da bu kadar “masum” olsa.

Keşke, minik bir hırsızlık hikayesi olarak dinleyip ibret alsak ve yolumuza devam etsek.

Keşke, kültür hazinemize atasözü katacak bir anı olarak kalabilse.

***

“Korkuyorum,” dedim ve ekledim ya hani, “en çok da 7 Haziran’da sandık başlarında meydana gelebilecek tatsızlıklardan ve bunun ülke çapına yayılmasından korkuyorum” diye.

***

Ülke keman teli gibi gerilmişken...

“Usta” cıvataya abandıkça abanırken...

***

Ya bir de seçim sandıklarına hile hurda karışırsa!

Hepinizin malumu.

Bu ülkede, yalancının mumu yatsıya kadar sadece Fatih Medresesi’nde yanmadı!

***

2014’de gerçekleşen Belediye Seçimleri dün gibi...

ANKARA’DA

AKP: 1.411.583 oy, yani yüzde 44.6

CHP: 1.387.139 oy, yani yüzde 43.8

Aradaki fark, yüzde 0.8

YALOVA’DA

CHP: 27.229 oy yani yüzde 43.42

AKP: 27.223 yani 43.41

Aradaki fark, yüzde 0.1.

***

Bugün bile, Ankara’nın sonuçlarında hile olduğu kanaati hakim.

Bugün bile, Yalova’da hilenin son anda önlendiği biliniyor.

***

Trafolar, kediler, sağdan soldan bulunan oylar...

İstisnasız her sınava, her ihaleye hile karıştırılması...

Ülkenin tam da orta yerinde, dev bir kanalizasyon, nehir olmuş akıyor...

Pis koku gelmeyen herhangi bir yer kalmamış vaziyette...

***

Tıpkı malum atasözünde olduğu gibi:

“Yalancının mumu yatsıya kadar!” durumu.

***

Buna rağmen, birkaç gün önce Almanya’dan hile haberi geldi.

Buna rağmen, seçim sandıklarının durduğu anahtarın, olmaması gereken bir elde olduğu öğrenildi.

***

Ya 7 Haziran günü de bu tür durumlarla karşı karşıya kalırsak!

Dedim ya hani, kemanın teli misali taaa dibine kadar gerilmişken...

Civatanın, milimetrenin milyonda biri bile dönme ihtimali yokken...

***

“Usta” ben korkuyorum.

Sen korkmuyor musun?


 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS