Serdar Durat

Küresel Silah Ticareti

Değerli düşünür dostlarım,

Küresel Silah Ticareti Anlaşması (ATT) BM Genel kurulunda oy çokluğu ile onaylanmış. Bahse konu anlaşmanın amacı yıllık 80 milyar doları bulan konvansiyonel silah ticaretini uluslararası denetim altına almakmış. Ülkelerin bu silahları kendi içinde nasıl kullandıklarına müdahale etmeyen anlaşma, üye devletleri silah ve yedek parça ticaretiyle, silah tüccarlarını denetim altına alacak yasalar çıkarmaya zorluyormuş.

Anlaşma yalnızca konvansiyonel silahları kapsıyormuş ki bu kapsama hafif silahlardan tank, uçak ve savaş gemileri gibi birçok silah türü giriyor. Nükleer, kimyasal ya da biyolojik silahların ticareti zaten yasak olduğu için bunlar bu anlaşmada yer almıyor.

Konsey 3’e karşı 154 oyla kabul edilen anlaşmayı halen 91 ülke imzalamış olup ABD yi temsilen Dış İşleri Bakanı Kerry tarafından dün imzalanmıştır.

Anlaşma silah ambargosunu ihlal eden, soykırım ya da insanlığa karşı suç işlenen ülkelere konvansiyonel silah ticaretini yasaklıyor.  Sivillere, okul ve hastane gibi sivil hedeflere karşı kullanılması durumunda da ilgili ülkelere silah ticareti yasağı getiriliyormuş.Anlaşma ile konvansiyonel silah üreticilerinin insanlığa karşı suç işlediğinden şüphelenen kişi ve ülkelere doğrudan silah satışı yasaklanmış olacakmış.

Anlaşmaya taraf ülkelerin, silah satışının uluslararası insan haklarının ihlali ya da silahların terör ya da organize suç amaçlı kullanılması ihtimallerini de göz önünde bulundurması öngörülüyormuş. Silah alan ya da satan taraf ülkeler ayrıca, silah ticaretinin barış ve güvenliği bozmak için kullanılmayacağına da dikkat etmek zorunda kalacaklarmış. Kulağa ne kadar hoş ve insani bir şeymiş gibi geliyor değil mi ?

Antlaşmayı ABD adına imzalayan Dışişleri Bakanı John Kerry, söz konusu anlaşmanın terörist ve suç gruplarının silah edinmesini engelleyeceğini ve ABD'nin güvenliğine katkı sağlayacağını söylemiş.

Kerry, anlaşma nedeniyle ABD vatandaşlarının anayasadan kaynaklanan silah edinme haklarının kıstlanmayacağını vurgulayarak, anlaşmanın ülkelerin kendi sınırları içindeki düzenlemelerini etkilemeyeceğini ifade etmiş.

Değerli düşünürler,

Bu Anlaşma ABD iç politikasının da tartışmalı konuları arasında bulunuyor. Dünyanın en büyük silah ihracatçısı olan ABD'deki silah lobileri ATT'ye karşı çıkıyor. Kerry'nin imzalamasına rağmen anlaşmanın Senato'daki onay sürecinin zorlu geçmesi bekleniyor.

BM Genel Kurul toplantıları sürecinde ATT'yi imzalayan ülke sayısının 100'ü geçmesi bekleniyormuş. Anlaşmanın yürülüğe girmesi için 50 ülkenin iç prosedürleri tamamlayarak onay mektubunu BM'ye sunması gerekiyormuş.

Anlaşmayı imzalayan ülkelerden henüz 4'ü onay sürecini tamamlamış.

Türkiye, temmuz ayında ATT'yi imzalayarak, bu anlaşmayı imzalayan 76. ülke olmuştu.

Sevgili Okurlar, dünyanın en büyük silah üreticisi ve satıcısı konumundaki ülkeler BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesi konumundaki ABD-Rusya-Çin-İngiltere-Fransa ve bunlara ilaveten Almanya'dır. Bu ülkelerin ekonomilerinin lokomotifi durumundadır silah ticareti. Bütün dünyada üretilen silah sistemlerinin dörtte üçü bu altı ülke tarafından üretilmektedir.

Silah sistemleri çoğunlukla raf ömürleri ve stok süreleri kısıtlı olan, üretimlerinden itibaren belirli bir zaman dilimi içinde tüketilmesi gereken, aksi takdirde hurdaya çıkarılması kaçınılmaz olan malzemelerdir.

Çok uzun zaman-çok büyük miktarda para ve çok sayıda uzman insan kaynaklarını gerektiren Araştırma geliştirme süreci sonunda seri üretimine geçilen silahların tedarik ve pazarlama süreçleri de uluslararası hukuk- siyaset- kredi temini ve finansman maliyetleri vs gibi çok farklı disiplinlerde gerçekleşir. Yapılan yatırımların geri dönüşünün çok uzun yıllara yayıldığı bu ticaretin adı bile ironiktir. Olağan üstü büyük montanlı alış verişlerin yaşandığı bu endüstriye tüm dünyada Savunma Sanayi adı verilir. Gaye mütecaviz bir görünümden olabildiğince uzak durabilmek ve bu bireysel veya kitlesel ölüm makinalarını salt öz savunma maksatlarına dönük sıradan emtia gibi satabilmektir.

Oysaki bu silahların çok büyük bir kısmı savunma amaçlarından çok taarruz amaçlı olarak dizayn edilirler.

Hal böyle iken , silah tüccarı ülkeler kendi refah düzeylerinin ve ekonomik özgürlüklerinin çok önemli bir kısmını bu silahların satışından sağlarken, bu ürünleri daha yüksek ticari getirisi olan sivil ürünlerle ikame edemedikleri sürece küresel silah ticareti anlaşmasının samimiyetine ve maksadına erişebileceğine inanmak pek kolay değil kanısındayım. Umarım yanılırım ve insanlık için, dünya barışı için katkı sağlar ama şimdilik sadece ikiyüzlü bir retorik olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS