Bir süre önce tv de Zeyna diye bir dizi vardı. Adaleli, atletik, güçlü, zeki bir bayan, izlemeyeniz yoktur sanırım. Bir bölümünde Zeyna dipsiz bir kuyuya oldukça endişeli ve korkmuş bir biçimde dostu olan Gabriyel’ in adını bağırıyor, dostu kuyunun dibinde. Daha sonra dostu , arkadaşı için cesaretle kendisini sonu belirsiz o kuyunun içine bırakıyor.
Dostluk, arkadaşlık, sonu bilinmese de fedakarlık gerektiriyor.
O kuyuyu düşünün! Hepimizin içinde vardır, değil dostumuz kendimiz için bile o kuyulara kendimizi bırakamıyoruz. Yaşama farklı bakmak, farklı bir tat nerede ise olanaksızlaşıyor. Her gün aynı yoları yürüyoruz, aynı yemekler, aynı sevinçler, aynı üzüntüler, aynı haberler, aynı diziler. Biz kendimiz olamıyoruz. Dost sohbetlerinde yaptığımız ya birilerini övme veya yerme. Bu sohbetler gündemimizi belirlemeye yetiyor. Başkalarının sizi konuşması veya sizin başkalarını konuşmanız her gün yineleniyor. Hiç farkına varmadan siz başkaları oluyorsunuz! Zaten sistem sizi tüketime dayalı Amerikan tipi biri olmaya zorluyor. Cips, kola, hamburger, her kişiye bir televizyon, daha çok tüketim, kullan at, her şeyin iyisini kendisine isteme, vb. vb.
Kirlilik yaşamın zenginliğini bizlere unutturuyor. Her gün binlerce insan ibadethanelere gidiyor, başkaları için az da olsa, kendisi için sürekli iyi dilekler diliyor. İbadethanelerden çıktıktan sonra o iyi dileklerin askıda kaldığını düşünüyorum, yarınımız iyi olsun diye çabalayanlarımız az. Özünde biz olamıyoruz. Güzel sözler, nasihatler odalarımızın duvarlarını bir biblo gibi süslemekte. Bir türlü yaşama inemiyoruz. Yaşamımızı dedikodularla başkaları yönlendiriyor. En azından başımızı yastığa koyduğumuz zaman kendimiz olmalıyız. İçimizde iyi bir “ben” var. Kendimiz için karşılıksız, fedakarca, derin kuyulara dalarak içimizdeki beni bilmeyen “beni” yaşama katabiliriz. Eminim yaşam daha güzel olur.
Anı, şimdiyi, günü yaşama adına,işte yatak, işte yastık ve kuyular, gerisi size kalmış…
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
kesinlikle duvardaki yazıları yüreğimizde taşıma zamanıdır. hiç okunmayan kitapları dağıtın , en azından birileri okur. kalemine saglık.
BeğendimBeğenmedim