• Bakan'dan kıdem tazminatı açıklaması
  • TSK PKK'ya bomba yağdırdı
  • Antalya'da Milli zafer !
  • ''Cinci hoca'' insaları böyle kandırdı !
  • Seçmenler sınırı yürüyerek geçmeye başladı
Osman Balcıgil

LÖSEV'in Arkasında AKP'li ''birileri'' Olsaydı..

Sık sık “İyi şeyler de oluyor!” diyebileceğimiz bir ülkede yaşamıyoruz maalesef.

LÖSEV ve benzeri birkaç örnek kuruluş da olmasa, kendimizi İYİCE ÇUKURDA hissedeceğiz vesselam.

Kimilerinizin “Amma da yaptın!” dediğini duyar gibi oluyorum.

Hatta birileriniz, eminim bir yığın vakıf ve dernek ismi sıralamaya başlamışsınızdır bile.

İyisi mi, derdimi tam olarak ifade edeyim:

İyiliği sadece iyilik olarak yapmaya çalışan kurumların çok olmadığından dert yanıyorum.

Yoksa, elinizi sallasanız ellisi...

Etrafımız dernekten vakıftan geçilemez hale geldi!

Fazlası var, eksiği yok. Neredeyse, kişi başına bir dernek düşüyor.

Tekrarlıyorum:

Ben, LÖSEV’i, iyiliği topluma ulaşmanın bir aracı olarak görmediği için seviyorum ve örnek bir sivil toplum hareketi olarak görüyor, gösteriyorum.

AÇMAM GEREKİRSE...

Özellikle AKP’ye gönül vermiş okurlar için ne demek istediğimi açmam gerektiğinin farkındayım.

Bu nedenle, önce müsaade edin bir soru sorayım:

İyiliği sadece iyilik olarak tasarlamakla, topluma ulaşmanın bir aracı olarak görmek arasında nasıl bir fark vardır?

Dananın kuyruğunun koptuğu nokta, işte tam da bu!

Dedim ya memlekette yardım kuruluşundan, dernekten, vakıftan geçilmiyor diye...

Bu kuruluşların yönetim kadrolarına bir göz atın, neredeyse hepsinin “derdinin zorunun” siyaset olduğunu görürsünüz.

Neredeyse hepsi, bir siyasi partiye ya da harekete angajedirler ve “iyilik” yapmak istemelerinin nedeni aslında tam olarak budur.

Sözde yardım yapacaklardır...

Sözde diyorum çünkü, yardım gerçekleşip sorun çözdüğünde, başlanacaktır yardım almış olan “didiklemeye”...

Neden?

Aslında siyaset erbabı olan “sözde iyilik meleği sivil toplum organizatörü”, “doğru yolu” yani kendi çizgisini gösterecek ve davetiye çıkartacaktır da onun için!

Tam bu noktada, sizi bilmem ama benim beynimin arkasında o malum reklam filminin melodisi çalmaya başlıyor ve dilimden televizyonlarda tekrarlanaduran sözler dökülüyor:

“Kekimi ye, beni yeme!”

BAYANLAR VE BAYLAR

Lütfen bana söyleyin, yardımı sadece İYİLİK olsun diye yapan, “iş”i bittikten sonra bir beklenti içine girmeyen kaç sivil toplum kuruluşu biliyorsunuz?

Rica ediyorum, lütfen sıralayın...

Bir elin parmaklarını geçmiyor değil mi?

İşte LÖSEV bunun için çok önemli.

Bu çok güzide kurum, 1988’den bu yana, lösemili çocuklar için imkan sahibi olanları seferber etmiş ve tuğla üzerine tuğla koyarak muhteşem sonuçlar alınmasını sağlamış durumda.

Lösemili ve kan hastası çocuklar için hastaneler yapıyor, onların sağlık ve eğitim başta olmak üzere her türlü ihtiyaçlarının sağlanmasına yardımcı oluyor ve bunun yanı sıra, kalıtsal ve bulaşıcı kan hastalıkları konusunda ulusal düzeyde eğitim ve araştırma kurumları kurmaya ve işletmeye çalışıyor.

Türkiye’de her yıl 1200 ila 1500 arasında lösemili çocuk vak’ası ortaya çıktığını biliyor muydunuz?

LÖSEV işte bu çocuklardan, ailesi dar bütçeli olanlara yardımcı olmak için ter döküyor.

Kurumun son muhteşem işi ise 400 yataklı bir hastane inşa etmek oldu.

Haberlerde izlemişsinizdir, hastane bitmek üzere.

Hizmete açılmak için geriye doğru gün sayıyor...

Hoooop, orada dur!

ÖNCESİ DE VAR...

Hatırlayacaksınız, Sağlık Bakanlığı, kurumun “Bir tuğla da sen koyar mısın?” kampanyasını “kamu spotu” (böyle olunca televizyonlar tanıtımı ücretsiz yayınlıyor) halinden çıkarttırmak için büyük bir çaba sarf etmiş, RTÜK gelen tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Şimdi de başta Sağlık Bakanı olmak üzere, Sağlık Bakanlığı tekmil kadro LÖSEV’in daha doğrusu açılmak üzere olan hastanenin ensesinde...

Gazetelerde 8 sütuna manşet, televizyonlarda her akşam bangır bangır:

“Yasssaaaak hemşerim! Açaman! Açtırmam!”

Neden?

“100 yataklık izin almışın! 400 yatak yapmışın! Bas geri hele!”

Bayanlar ve baylar,

Nerede görülmüş böyle bir saçmalık?

Durun, durun, durun...

ACABA SAÇMALIK MI? YOKSA...

İnanın saçmalık filan değil yapılan...

Keşke öyle olsaydı.

“Türkiye’de sık rastlanan bir durum” der, atlar geçerdik...

Öyle değil!

Peki ne?

Hükümetten, yani siyasal iktidardan yana olmayan bir sivil toplum kurumunun baskı altında tutulma, çabası.

En azından ben böyle olduğunu düşünüyorum!

Ve böyle düşünmek için haklı nedenlerim var.

Şimdi hepinize ve Sağlık Bakanı’na (özellikle de Sağlık Bakanı’na) soruyorum:

LÖSEV, AKP yanlısı bir sivil toplum örgütünün ya da herhangi bir tarikatın  filan girişimi olsaydı “Hoooop hemşerim yasssaak! Bas geri!” denir miydi?

Hayır, denmezdi.

Tersine, devletin tüm imkanları musluk haline getirilir, son damlasına kadar akıtılırdı.

Neden?

Çünkü bu kurumda köşe başlarını tutacak siyasi görüşü belli kişiler, hastalıkları iyileştirirken topluma da ulaşmış, kendilerine o muhteşem “doğru ve ak yol”u göstermiş olurlardı da onun için.

Ama LÖSEV, böyle bir sivil toplum kurumu değil.

Sayıları çok az kalmış, derdi gücü “iyilik, ama sadece iyilik” olan, ülkemizin yüz akı kuruluşlarından biri...

***

Hatırlayın, ne demişti iktidarının ilk günlerinde eskinin Başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan?

“TARAF OLMAYAN BERTARAF OLUR” dememiş miydi?

Bu ülke, zamanında sırtında çulu olmayan, siyaseten anlaşıldığı için  bugün varlık denizinde yüzen ne vakıflar ne sivil toplum örgütleri gördü...

Ne Deniz Fenerleri, neler neler...

Ötekiler ise birer ikişer bertaraf oldu...

“İyilik”, eğer sadece İYİLİK  olarak, yani LÖSEV’in yaptığı gibi olacaksa, maalesef bugün için geçer akçe değil güzel ülkemizde...

En kısa zamanda değişmesi dileğiyle...

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS