Serdar Durat

Mazeretim var asabiyim ben

Değerli düşünür dostlarım,
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof.Metin Feyzioğlu'nun dün Danıştay 146 ncı kuruluş yıldönümü törenleri kapsamında yaptığı konuşması Başbakan Erdoğan'ı çok sinirlendirdi. Konuşma süresince izleyebildiğim kadarı ile Başbakan gerek beden dili ve gerekse yüzünün aldığı renk itibarı ile her an patlamaya hazır bir bomba gibi zor bekledi ve nitekim sonunda kontrolünü yitirip böylesine üst düzey bir devlet töreninde yaşanması hiç beklenmeyen ve şık olmayan tepki verdi.
Prof.Feyzioğlu'nu kürsüde konuşmasını sürdürürken yüksek sesle bağırarak edepsizlikle ve siyaset yapmakla suçladı. Konuşma süresinin ve hatta konuşma hakkının bile yasal olmadığına ilişkin düşüncelerini ifade etti.
Bütün bunlara rağmen Feyzioğlu soğukkanlılığını ve diplomatik nezaketini muhafaza ederek sözlerini tamamladı.

Sevgili okurlar,
Demokrasi tarihimize pek te gurur duymayacağımız bir şekilde geçen bu olayın sebep sonuç analizine tabi tutulması mümkündür ve uzmanlar tarafından muhtelif analizler yapılacaktır. Ayrıca medya organları da durdukları yer itibarı ile ya Başbakan'ı ya da Feyzioğlu'nu haklı bulan - destekleyen  değerlendirmelere, eleştirilere başladılar bile.

Gelin isterseniz birlikte çok basit bir yöntemle sadece bir kaç soru sorarak bu olayı anlamaya ve değerlendirmeye çalışalım.

1. Prof. Feyzioğlu'nun konuşma yapacağı önceden bilinmiyormuydu?

2. Ülkemizdeki hukuk erozyonu algısının egemen olduğu ve yargıya olan güvenin süratle azaldığı konjonktürde TBB başkanının Başbakana ve Hükümete takdirlerini ve hayranlığını belirten bir konuşma yapması ve çiçek sunması mı bekleniyordu ?

3. Anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü kapsamında ,Ülkemizin ulusal çıkarları doğrultusunda görüş ve öneri sunmak, endişe belirtmek için mutlaka aktif siyasetin içinde olmak şartmıdır?

4. Başbakan devlet ciddiyeti içinde icra edilen bir törende ; Saygısızlık ve hakaret olmadığı sürece konuşmanın sonuna kadar tahammül ederek bekleyebilseydi ve eğer gereçek dışı bilgiler varsa bilahare Feyzioğlu'nu ilk fırsatta davet edip itirazlarını ve tenkitlerini bildirseydi çok daha şık olmazmıydı? Hatta hemen tören akabinde bir basın toplantısı düzenleyip kendi görüşlerini ve paradigmalarını kamuoyu ile paylaşsaydı bir şey kaybedermiydi ?

5. İrticalen yapılan konuşmalarda belagat şehveti ve heyecan etkisi ile dil sürçmeleri, maksadını aşan ifadeler kullanılması mümkündür ama bilinçle kılı kırk yararak hazırlanan metinlerde bu arızi durum sözkonusu değildir. Prof. Feyzioğlu deneyimli bir hukuk ve bilim adamı olarak önceden hazırlanmış konuşma metninde gerçek ve edep dışı ifadelere yer verecek kadar cahil ve saf bir insana benzemektemidir ?

6. Farklı düşüncelere ve görüşlere tahammül en temel demokrasi gereği değilmidir ?

7. Öfke kontrolu liderlik niteliklerinden birisimidir?

8.Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyinin 15 Mart 2014 tarihinde yaptığı
 '' Başbakanın duygu durumundan endişe endiyoruz'' açıklaması  Başbakanın doktorları ve danışmanları tarafından hiç umursanmışmıdır? yoksa Başbakanımız asabi bir mizaca sahip deyip geçmişlermidir ?

Lütfen bir an için duygularınızdan arınıp bu sorulara sessizce bile olsa kendi gönül dünyanızda ve zihinlerinizde özgürce kendi cevaplarınızı veriniz.
Eminim saygıdeğer fikirleriniz oluşacaktır.

Değerli okurlar,
Hiç düşündünüz mü? Acaba neden Cübbelerin cepleri ve düğmeleri olmaz ?
Avukat kanunundaki tanımında da belirtildiği gibi bir kamu hizmeti olduğundan cübbenin cebi bulunmamaktadır. Avukatlık mesleği niteliği gereği bağımsızlığı gerektirdiği içinse cübbenin düğmeleri yoktur ve hiç bir kişi ve makam önünde iliklenmez.

Takdir sizlerindir.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS