• İstanbul'a havaray müjdesi ! Tarih belli oldu
  • Terör örgütü PKK yeni Kandil'e iyice yerleşti !
  • Adil Öksüz en son görüşmeyi Amerikalılar ile yaptı
  • CHP'den sürpriz referandum iddiası
  • ORC'nin son referandum anketi
Nefise Seda Yanık

Medeni Meclis ve Başörtüsü

CHP’de ki değişimi hayretler içerisinde izliyorum. Dayatmacı, uzlaşmaz, herşeye itiraz eden parti tarihe karışıp, yerine yepyeni bir Chp geliyor sanki. Geçtiğimiz günlerde mecliste başörtülü milletvekilerinin ilk kez yer alması ve bütün partilerin sağ duyulu bir şekilde bu olaya yaklaşımı beni çok duygulandırdı. Çünkü birbirine düşman olarak büyütülmüş ve belki de hep bir taraf olmak üzere yetiştirilmiş bir toplumun artık değiştiğinin göstergesiydi karşımızdaki tablo. Daha geçtiğimiz yıllarda Merve Kavakçı’nın meclise gelişi ve yuhalanması, alkışlarla protesto edilmesi, aşağılanması gözlerimizin önünden gitmemişken; böyle büyük bir değişim ve insan hakları konusundaki bu büyük ilerleme insanı gururlandırıyor.

 Chp’nin “Ak parti seçim öncesi puan topluyor” söylemine ise %100 katılıyorum.  Çünkü demokrasi paketinin yalnızca bir kısmı açıklanmışken, diğer yarısı henüz belirlenmeyen bir tarihte açıklanacak denip seçim sonrasına ertelenirken; başörtülü vekillerin meclise apar topar seçim öncesi sokulması, Ak partinin oyunu güzel oynadığının, siyaseti iyi bildiğinin göstergesidir. Siyaset bu tarz hamleler gerektirse de, siyasi oyunların içerisinde ki tilki kurnazlığı insana bazen “bu kadar da olmaz” dedirtebiliyor.. Demokrasi paketinin diğer yarısı açıklanmadan önce benim için rahat değil. Konunun “pkk’ya” uzanan bu kısmını şimdilik atlıyorum yoksa yazımız çok uzar.. Chp’nin başörtülü vekiller karşısında, her ne kadar tasvip etmese dahi tepki göstermemesi yine Chp’ye yaramıştır. Çünkü tepki gösterdiği takdirde seçim öncesi büyük yara alır ve yine başladığı noktaya dönerdi. Artık daha “medeni” bir meclisimiz var diyebiliriz.

Chp milletvekili Şafak Pavey’in konuşması da yerli yerindeydi bence. “Ben neden pantolon giyemiyorum?” çıkışında ise son derece haklıydı. Başörtüsüne varan bir özgürlüğün olduğu mecliste, pantolon yasağı sizce de komik durmuyor mu?

Şafak Pavey pantolon çıkışından sonra;  Başörtülü vekillerin daha önceki konuşmalarını taradığını ve orada “Başımı açarak bir daha kirlenmeyeceğim” ifadesine rastladığını, bundan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi. İşte bu konunun üzerinde biraz durmak istiyorum.. Benim de yıllardır en hassas olduğum konulardan biri; kişilerin birbirileri hakkında hüküm verebilme küstahlığını kendilerinde bulma cüretine olan kızgınlığımdır. Sevgili okuyucularımdan da şunu rica ediyorum. Lütfen kendi yaşam merkezinizi ve yaşam görüşünüzü baz alarak kimseye: “Sen günahkarsın; Ben modernim; Ayşe - Fatma kirlidir; Ali - Veli cennetliktir” gibi ithamlarda bulunmayınız. Herkesin yetiştirilme tarzı farklıdır. Kimi dindar yetişmez ama Allah’a imanı tamdır, kimi başını örter ama itikadı eksiktir. Allah-u Teala Kuran-ı Kerim’de “Kalpleri bilen yalnız Allah’tır” demiyor mu? Biz kimiz ki başkalarının dünyalık ve ahiretlik hükümlerine karar veriyoruz. İnançsız bir insanı bile, Allah isterse affeder. Yani onun adına hüküm vermek, üzülmek bize düşmez. Hele ki bir vekilin çıkıp “Bir daha başımı açarak kirlenmeyeceğim” demesi çok büyük talihsizliktir. Eğer baş açmayı kirlilik görecek kadar İslamiyet’i yaşamaya çalışan bir hanımefendiyseniz,  mecliste akşama kadar bir çok beyefendiyle bir arada olmamanız gerektiğinin, belki sizin görüşünüze göre bunun da bir çeşit kirlenme olduğunun altını çizmek isterim. Başörtülü vekillerin ve başörtülü insanlarımızın sıkıntılarını gideren; onlara üniversite, kamusal alan ve meclis gibi önemli kapıları açan bir partinin herhangi bir üyesinin; şimdi kalkıp diğer tarafı itham etmeye kalkıyor olması ne kadar acı değil mi? Bu şekilde söylemlerle, bahsettiğim kapıları zamanında sizlere kapayanlardan ne farkınız kalır? Sanırım bunun cevabı kocaman bir “Hiç..”

Mhp’li Ruhsar Demirel’in; Biz hanımlar üzerinden siyaset yapmayın artık! demesi de taşı gediğine oturtan bir konuşmaydı. Başörtüsü meselesi Türkiye’nin gündemini bu kadar uzun yıllar meşgul etmese, Türkiye’de çok daha sağlam bir muhalefet ve büyük bir ilerleme gerçekleşmiş olurdu. Ne herhangi bir parti başörtüsü üzerinden rant sağlayabilirdi, ne de diğer partiler başörtüsü yüzünden oy kaybederdi. Kaybettiğimiz zamanı meclisteki tüm partilerin, ülkenin gerçek sorunlarına odaklanarak ve kendi siyasal yapılarını geliştirerek telafi etmelerini temenni ediyorum.

Gelelim Marmaray projesine;

Günlerdir Ak Parti’nin yerlere göklere sığdıramadığı, muhalif görüşlerinse yerden yere vurduğu Marmaray projesi söylendiği gibi asrın projesi midir? Artık asrın projesidir veya değildir orasını değerlendirmeye bizim gücümüz yetmese dahi ,bunun büyük bir başarı ve Türkiye adına gurur verici bir adım olduğunu belirtmek isterim. Geçtiğimiz günlerde; 2020 Olimpiyatları’nı alamadık, Ak parti bir zafer kaybetti diye sevinç nidaları atanlarla, Marmaray projesini yerden yere vuranlar aynı zihniyetlerdir. Bir partiyi sevmeyebilir, desteklemeyebilirsiniz. Fakat ülke adına iyi bir şey yapılıyorsa bunu alkışlamakta yiğitliktendir. İyiye ve güzele “kötü” demek “tü-kaka” demek, var olan iyinin iyiliğinden ve güzelliğinden bir şey eksiltmez. Ancak bu densizliği yapanı daha da çirkinleştirir. O yüzden sağduyulu davranarak, ülkemizin yararına olan şeyleri gururla ve sevinçle karşılamalıyız. Bunu hangi partinin gerçekleştirdiğinin ne önemi var? Eğer muhalif olmak istiyorsanız lütfen daha başarılı projelerle göz önüne çıkınız da, vatansever Türk evlatları olarak sizleri de alkışlayalım. Sap ve samanı birbirinden ayırt edebilmek lazım.

Doğru ve güzel kalın..

Sevgiler

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS