Serdar Durat

Müjdeler Olsun Türkiyem

Değerli düşünür dostlarım,

Bilirsiniz Salı günleri TBMM de siyasi partiler grup toplantıları yaparlar ve liderler kendi milletvekillerine ve partililerine hitap ederler. Genellikle bu konuşmaların önemli bir kısmı tabanlarına-kamu oyuna mesaj vermek ve birbirlerini eleştirmek-suçlamakla geçer. Geçen hafta gerçekleşen sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Başbakan arasındaki zirve görüşmesinden sonra bugün yapılan ilk meclis grup toplantısında her iki liderin de usluplarına özen gösterdikleri,birbirlerini eskiden olduğu gibi ağır sözlerle itham etmedikleri, terör ve kürt sorununun çözümü için işbirliği azim ve iradelerini sürdürdükleri görülmüştür. Bu siyasi iklimin-konjonktürün tesis ve idame edilmesi toplumda geniş tabanlı bir memnuniyet yaratmış olup ülkemizin geleceği adına güven ve umut vericidir. AKP ve CHP müşterek çabalarını birlikte sergilemeye devam ettikleri sürece, halen kendini bu oluşumun dışında tutan MHP nin de kendi argümanlarını yeniden gözden geçirebileceği ve en azından kurulacak uzlaşma komisyonlarına katılacağı, görüşlerini bu platformda dile getirebileceği değerlendirilmektedir.

BDP ise mevcut statükodan beslendiği ve çözümün parçası olmak istemediğine dair toplumda varolan imajını düzeltmek adına mutlaka bu çalışmalara katkı vermek isteyecektir. Aksi takdirde asla bölgesel bir siyasi hareket olmaktan öteye gidemeyeceğini, kürt kökenli vatandaşlarımızın yegane temsilcisi olamayacağını bilmektedir. O halde yapılması gereken;Uygun uslup kullanarak ve diplomatik nezaket kurallarından ayrılmadan bir araya gelmek, ortak bir müzakere zeminini yaratmaktır. İnanınız sorun çözme becerileri bizden çok daha yüksek olan gelişmiş ülkeler en karmaşık-ihtilaflı ulusal meselelerini dahi uygarca tartışarak, ortak akıl ve ikna yöntemlerini kullanarak ülkelerinin çıkarları doğrultusunda çözüme ulaştırmaktadırlar. Bizim neyimiz eksik ? neden hep birbirimizle itiş kakış halindeyiz?Konu ülkemizin huzuru ve bekası ise geri kalan her şey teferruat olmalı, bireysel ve kurumsal menfaatler asla milli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir.

Sevginin derecesini ve dürüstlüğünü ölçmenin bir şekli de o sevgi uğruna nelerden vazgeçebileceğinizle ilgilidir. Memleket sevdası da öyle kuru hamasetle gösterilemez. Kendi çıkarlarınızdan ve beklentilerinizden fedakarlık edebildiğiniz ölçüde ve bu yolda alabildiğiniz risk’in büyüklüğü kadardır sevdanız gerisi olsa olsa ancak lafı güzaf olur.

Ne denli samimi ve içten olduğunu bilemem ama  Ahmet Türk’ün ‘’Kürt sorunu çözülsün Allah ertesi gün benim canımı alsın razıyım’’ deyişi akıllarda kalmıştır.

CHP lideri sayın Kılıçdaroğlu’nun bu girişimi ve çabası da parti içinde çok büyük eleştirilere ve baskılara maruz kalmasına neden olmuştur. Bunun üzerine sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘’ülkemizin bu en büyük sorununun çözümü benim genel başkanlığıma mal olacaksa razıyım’’ deyişi de hakeza takdirle karşılanmıştır.

Değerli düşünürler, kim ne derse desin Türkiye’nin önünü tıkayan, sosyal barışını geciktiren, gelişme hızını düşüren, enerjisini ve birikimlerini tüketen en büyük ve ciddi engel terör ve kürt meselesidir. Bu meselenin kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi halinde; Dış İşleri Bakanı sayın Davutoğlu’nun AKP Sivas il kongresinde ifade ettiği ‘’çok yakında CİHAN DEVLETİ kurmamıza kimse mani olamayacaktır’’ tezinin bile ütopya-fantazi bir hayalden daha makul bir ideoloji haline dönüşmesi mümkün olabilir.

Gözün aydın güzel ülkem, müjdeler olsun Türkiyem ! hak ettiğin,layik olduğun çok daha güzel günler yakında.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist
12.06.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS