• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.557
  • Dolar
  • 1,7625
  • Euro
  • 2,3305
  • Altın
  • 652,04
  • Ankara : -10 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 7 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : -1 °C
Atatürk'ün heykeli Şeyh Sait'in mezarını mı gösteriyor ?
2 evladımız şehit düştü
İstanbul'a asıl kar şimdi geliyor !
İstanbul'da saldırı hazırlığında yakalandılar
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Neler Oluyor Bize ?

03 Nisan 2010 Cumartesi

Öyle anlar oluyor ki yaşamda; "biz bu dünyanın neresindeyiz, adeta işkenceye dönüşen böylesine bir yaşamı hak ediyor muyuz," dedirtiyor insana. İşte öyle anlarda, bedenimden sıyrılıp ayrılmak istiyor enerji kütlem ve dünyayı bulutların üzerinden izleyerek yaşanan kötü olaylara anında müdahale edip engellemek geliyor içimden.

Son birkaç yıldır sinir katsayımızı en üst seviyeye çıkartacak, bizi bir oturtup bir kaldırtacak cinayet, adam yaralama, gasp, hırsızlık vs. gibi haberleri ne çok duyar olduk. Birbiriyle sorununu paylaşmayı aklına dahi getirmediği için sokak ortasında karşısındakine bıçak ya da silah çekebilen, tuttuğu takım gol yedi diye birilerinin kışkırtmasına gelip saha basabilen, siyasi cinayetleri bolca yaşayan, sudan sebeplerle kadınını dövebilen, tartışmasını beceremeyen iki ayaklı ve düşünebilen hayvanların var olduğu insanlar topluluğu haline geldik ne yazık ki. Bu durum aklı başında olan toplumun büyük bir kısmına aynı soruyu sordurtuyor; neler oluyor bize?

Bir canlının diğerine zarar vermeyi beyninde tasarlaması için ya aklından zoru olması gerek ya da suç işlemeye meyilli bir yapıya sahip biri olarak yaşamda varlığını ispata kalkışan bir cani, diye düşünüyorum. Üçüncü bir seçenek ise iletişim bozukluğudur bence. Ne söylüyor diye kulak kabartmak yerine, karşımızdaki insan daha ağzındaki tümceyi tamamlamadan hücuma geçmeyi hedefliyoruz. Böyle olunca da en ufak düşünce ayrılıkları bile cinnete dönüşebiliyor.

Hoşgörüsüzlüğün hiçbir mazeretinin olmayacağı kanısındayım. İş bulamama, saatlerce çalışıp da emeğinin karşılığındaki ücreti alamama, gelir dağılımındaki adaletsizlik, hastalanan çocuğunu doktora götürememe gibi sorunlar tabi ki insan yaşamında hiç de hafife alınamayacak sorunlardır. Ancak bana göre bunların hiçbirisi çıkardığımız kavgaların nedenleri arasına giremez. Küçücük bir kıvılcımın ormanları yakabilecek dev bir alev topuna dönüşmesinin sebeplerinin başında diyalog eksikliği yatıyor. Yani konuşmayı sevdiğimiz kadar dinlemeyi ve karşıtımız olan insana hak vermeyi beceremiyoruz. Onları karşımızda bir barikat, hatta bir düşman askeriymiş gibi görüyoruz. İstiyoruz ki herkes bizim gibi düşünsün, bizim gibi kalkıp otursun, bizim gibi yatıp uyusun. Oysa insanın en güzel yönlerinden biri farklılıklarıdır bence.

Bu farklılıkların en göze çarpan mekânı da meclistir sanırım. Ancak vekillerimiz de birkaç yıldır asillerine ayak uydurmuş gibi gözüküyor. Fikir tartışması yapmak yerine, yumruklaşmalar, birbirlerinin saçını çekmeler, burunlardan makas almalar, mafya babaları gibi oda basmalar yerleşmiş durumda. Çoğunluğu elinde bulunduran iktidar partileri tıpkı manav Hasan, balıkçı Hüseyin, taksici Neriman gibi düşünüp muhalefeti düşman olarak görerek getirdikleri yasa değişikliği tekliflerinin tartışılmasını dahi istememekteler. Son olarak ortaya atılan anayasa değişikliği teklifinde de apaçık bir şekilde gördük ki en çok uzlaşılması ve bunun için herkesin açıkça görüşünü söylemesi gereken konuda bile görüş dayatması, rakibin kalesine gol atma anlayışıyla hareket ediliyor. Herkesin yakından izlediği meclisin bu durumda olması halkı da kutuplara ayırıyor ve zıt görüşlere karşı için için kinlenmesine yol açıyor. Bireysel çatışmalar grup çatışmalarına dönüşebilir vekiller kendilerine çeki düzen vermezlerse. Her an gerçekleşmesinden çekinilen bu öngörü de beni fazlasıyla korkutuyor.

Olaylara anında müdahale edip değiştirebilmek gibi bir yeteneğim yok. Ancak başta politikacılarımız olmak üzere birilerine; “neler oluyor bize” sorusunu sordurtup cepheleşmeyi önleyebilirsem, dünyanın en mutlu insanı sayacağım kendimi. Çünkü ülkemiz, adını telaffuz bile etmek istemediğim duruma doğru hızla sürükleniyor ne yazık ki.
 

Bu yazı toplam 1389 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim