• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.810
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3065
  • Altın
  • 619,17
  • Ankara : 13 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 15 °C
  • Diyarbakır : 13 °C
ATM’ye dokunan yanıyor
AK Parti'yi Şahin temsil ediyor
Bu karar Türkiye’de bir ilk !
Memurlara maaş farkı ödeniyor !
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

O Genetik Zincirlerimiz Yok mu!..

Neslihan Yalman

Akademik bir metin üzerinde saatlerce uğraşmam neticesinde, günün ağarmaya başladığını fark etmemiştim. Derken pencereye baktım. Martıların sesleri camlara çarpıyordu.

 

Ardından gözlerim kaşınmaya başladı. Birden bilgisayar ekranındaki kelimelerin birbirinin içine geçerek DNA sarmalları oluşturduğunu gördüm. O an geçici bir aydınlanma yaşadım. Anladım ki, her yazının kendine has bir genetik zinciri var. Tıpkı, bizim genetik zincirlerimiz gibi… Yazarından kelimelerin seçimine, başlıktan sonuç cümlesine kadar uzayıp giden bir ağ...

 

Onun için okuduğumuz her yazarı, dinlediğimiz her şarkıyı, izlediğimiz her filmi genetik kodlarımıza yakın düşecek şekilde severek seçiyoruz. Bizi biz yapan unsurlar kimi zaman da sevmeyerek ve istemsizce kapılıp gittiklerimizde gizleniyor. Hayatta birçok seçim yapmaya çalışsak da, bizim dışımızda gelişen kültürel, tarihsel ve sosyolojik süreçlere tamamen karşı koyamıyoruz.  

 

 

Üç Haber, Üç Biz…

 

Yukarıda bahsettiğim sarmalın bir örneğini 30 Eylül 2009 tarihli Hürriyet gazetesinin 20. sayfasını okurken gördüm. Gazetenin sağ köşesinde yukarıdan aşağıya dizilmiş üç haber dikkati çekiyordu.

 

*Birinci haberde ünlü biraderler Ahmet Hakan ve Ertuğrul Özkök’ün umre ziyaretleri konu alınmıştı.

 

(Başlık: ‘Çok güzel bir iş çıkarmışlar’… Bunu söyleyen Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi…)

 

*İkinci haberde TSK’dan ihraç edilen 21 davacının AİHM’de kazandıkları davayla ilgili detaylar verilmişti.

 

(Başlık: ‘TSK’dan ihraca tazminat’… Başlığın yanındaki kırmızı kutucukta ‘AİHM kararı’ yazıyordu. ) 

 

*Üçüncü ve son haber Tokat’ta bulunan tuhaf Atatürk heykeline gönderme yapıyordu.

 

(Başlık: ‘Tuhaf bir heykel daha’… Haberin üstünde, gülümser vaziyette duran ve Atatürk’ten çok Sakıp Sabancı’ya benzeyen bir heykel başının fotoğrafı…) 

 

Şimdi zinciri kurmaya başlayarak, genetik kodlarımızda yatan kimi unsurları yukarıdan aşağıya okumaya başlayalım.

 

BİRİNCİ HABER:

 

1) Bu haberle birlikte şunu anlıyoruz. Artık, ülkemizde ‘yarı-tanrı’ konumundaki kişiler şairler yerine gazetecilerdir. Kendileri maç yorumundan umre ziyaretine, Afrika turundan yemek tariflerine kadar her alanda at koşturmaktadırlar. Bu haberde hem gazetecilerin hindi misali kabaran egolarını hem de moda haline gelen İslami popülist söylemi görüyoruz.

 

2) Bu haber, uyuşturucu bağımlıları gibi niye aynı köşe yazarlarına bağımlı olduğumuzun ve niye Arabik öğeler taşıyan İslam’ı kendi İslamik dünyamızdan ayrıştırmak için canhıraş bir çaba verdiğimizin de kanıtıdır.

 

Öyleyse, bu haberin başlığını İSLAM TRAVMASI VE POPÜLİZM olarak kendimizce ikame edelim. Alt başlıkları da Tanrılığa Oynayan Gazeteciler, Türk Usulü İslamda Arap Etkisi ve Biz Kabe’nin Neresine Denk Düşüyoruz? koyalım. 

 

 

İKİNCİ HABER:

 

Birinci haberin altındaki ikinci haberle birlikte İslamik travmalarımız giderek genişliyor. Bu sefer konu ordu, sekülerizm, 28 Şubat süreci ve laiklik çerçevesinde daha da dallanıp budaklanıyor.  

 

1) İkinci haber, orduya olan güvenimizi sorgulatan bir yazı niteliğindedir. Bu sorguyu yapsak da, güvendiğimiz kurum olarak birinci sıraya yine orduyu koymamızı hiçbir kuvvet engelleyememektedir.

 

2) Bu haber, Türkiye’nin AİHM’de daha birçok konuda ceza aldığına örnek teşkil eden bir belgedir.

 

3) Türk yargısının kendi evlatlarını mahkum eden zalim bir babaya dönüştüğünü ve her birimizin özgürlük çemberinin giderek daraldığını da bu haberle tescillemiş oluruz. Artık, insanlar Türk mahkemeleri yerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri’ni tercih etmektedirler.

 

4) Haberde ‘Kışlaya geri dönme’ alt başlığıyla birlikte ‘Yunan vatandaşı’ alt başlığının verilmesi de ilginç bir vurgudur. Bu alt başlıktaki haberde iki Yunanlı, Türk vatandaşı olan ailelerinden kalan malların iade edilmesi konusunda AİHM tarafından haklı bulunmuşlardır.

 

Yunanlılarla olan it dalaşlarımızı, tarihsel hesaplaşmalarımızı, Yunan işgalinde ordunun rolünü anımsayacak olursak; niçin ordudan ihraç edilenlerle Yunan vatandaşlarının AİHM çatısı altında bir haberde alt alta koyuldukları daha iyi anlaşılacaktır. Biz buna naçizane ‘bilinçaltını kışkırtıcı haber söylemi’ adını verdik.

 

Öyleyse ikinci haberin başlığını ORDU, İSLAM VE ANADOLU’NUN İŞGALİ  koyalım. Alt başlıkları da Bak Şu Yunan’ın Bize Ettiğine, 28 Şubat Süreci ve İyi ki Varsın AİHM şeklinde ekleyebiliriz. Bu başlıklar bizim İslamik, militer, hukuki, şeriat karşıtı misali bol salçalı her türlü travmamıza neşter atmaya yeter…

 

ÜÇÜNCÜ HABER:

 

1) Son haberimizde artık DNA’larımız birbirine iyice dolanır. İkinci babamız saydığımız Atatürk’ün kısa boylu, bir gözü kısık ve ‘kiç’ halde yapılmış heykeliyle ilgili haberle birlikte, ilk iki haberde ateşlenen travmalarımız daha da ayyuğa çıkar.

 

2) Birinci haberde umreyle başlatılan ve ikinci haberde TSK’ya çaktırmadan sataşılan (İslam-cumhuriyet karmaşası içindeki) travmalarımız, sembolik olarak Atatürk’te vücut bulur. Anlarız ki Türkiye’de Atatürk düşmanı olan kimi çevreler onun heykellerini yıkamazlarsa, yamultmaya çalışırlar. Bir görme kusuru yaratmak isterler.

 

Öyleyse biz üçüncü haberin başlığını da ATATÜRK DÜŞMANLIĞI HORTLADI MI?  koyalım. Alt başlıkları da Mustafa Filmini İzlemek mi Atatürk Heykeline Taciz mi Daha Büyük Günahtır, Atatürk Namaz Kılar Mıydı?, Tokat’ta  Şeriat İzleri ve Ordu Nerede, Biz Orada şeklinde serpiştirelim.

 

Düğüm Düğüm Zincirlerimiz…

 

Şimdi bu üç haber ışığında bir fikir jimnastiği yapalım. Sondan başa doğru gidersek…

 

*Peki Atatürk’e yapılan haksızlıklara karşı onun ismini ve bizi kim koruyacaktır?  ORDU!..

 

*Peki cumhuriyetin yılmaz bekçileri olan askerler bizi korurlarsa ne olur?  ORDU SİYASETE KARIŞIR, İSLAM ELDEN GİDER!..  HATTA DARBE OLUR, ÜLKENİN ADINI ERGENEKON DİYE DEĞİŞTİRİRLER.

 

*Peki ‘GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE Mİ?’ ya da ‘GÜÇLÜ TÜRKİYE GÜÇLÜ ORDU MU?’  daha doğru bir önermedir?

 

*Peki İslam nasıl elden gider? ATATÜRK’ÜN CUMHURİYETİ YÜZÜNDEN… OLMADI, ARAP İSLAMININ VE BİD’ATLARININ TÜRKİYE’DE MANTAR GİBİ  TÜREMESİ YÜZÜNDEN…

 

*Peki, Ahmet Hakan ve Ertuğrul Özkök’ü tebrik eden kimdir? BİR ARAP…

 

*Peki, Türkiye nasıl tanımlanır? LAİKLİĞİ YAŞAYIP YAŞATAN TEK İSLAM ÜLKESİ!..  

 

Yukarıdaki sarmal iç içe geçerek böylece uzayıp gidiyor. Fark ettiyseniz her şey birbirine karışıyor. Bu da bizim kimyamızı oluşturuyor!..

 

 

Üç Kuruşa Bir Sarmal: Denemesi Bedava!..

 

Dileyenler genetik sarmalı;

 

‘Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ Filmi Oscar Aday Adayı’,

 

‘DTP’liler İfade Vermeye Gidecekler mi?’,

 

‘Hülya Avşar Kürt Açılımı’yla İlgili İfade Verecek’ ,

 

                                                                                     haberleri çerçevesinde PKK, Kürt açılımı saçılımı, ‘Kart Kurt’ sesleri ve Türk sinemasının geldiği nokta konularını birbirine ekleyerek oluşturabilirler.  

 

Dileyenler bu sarmalı; 

 

‘AMATEM’de birlikte yattığı bir kimya hocası tarafından kendisine sağlanan uyuşturucu sonucu Begüm Veral öldü’,

 

‘Uyuşturucu satmak ve temin etmekten sekiz ay içeride yatan Deniz Seki tahliye edildi’,

 

 ‘Türkiye uyuşturucu trafiğinde başrolde’,
 

                                                         haberleri ekseninde okulların güvenliği, uyuşturucu kullanım yaşının düşmesi, örnek aldığımız sanatçılar, kurumların tavsaması ve popüler kültür başlıklarını birbirine ekleyerek uzatabilirler.

 

Her koşulda, her haber başlığı altından biz çıkarız. Bizden portreler çıkar. 

 

 

Hakikati Arama Gayret(ler)imiz

 

Haber3 sitesindeki ‘Kültürel Müslümanlığın İzdüşümleri Ve Mecitefendi Şifa Ürünleri’ adlı yazım için ‘Feylesof’ lakaplı bir okuyucu ‘Herkes benimki hakikat diyor. Hangisi hakikat?’ mealinde bir yorum yapmış. Kendisine ve -saygı sınırları çerçevesinde- olumlu/olumsuz yorum yapan diğer tüm okuyanlara teşekkürlerimi sunarım.

 

Bilinmelidir ki, hayatta hakikatler değil gerçeklikler vardır. Gerçeklikler sadece hakikate giden yolda kullanılan yöntemlerin taşıyıcısıdırlar. Hakikat bizim ulaşamadığımız bir noktada durur. Bizler iç içe geçmiş DNA’larımızla/sarmallarımızla, kimi zaman örümcek ağına takılmışçasına debelenip hakikate ulaşamadan göçer gideriz. Ama onu aramaktan da vazgeçmeyiz!.. Bizi insan yapan, bizi biz yapan hakikati arama çabalarımız ve onu aramak için kullandığımız yöntemlerin kalitesidir.

 

 

YAZARIN NOTU:

 

Herkesin okuduğu haberlere -büyüteçle bakarcasına- dikkatle bakmasını, hatta çocuklarına miras bırakmak üzere tarihli gazete kupür defterleri oluşturmasını salık veririm.

 

Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün bir programda dile getirdiği üzere ‘bir haberin niye diğeriyle yan yana, alt alta koyulduğunu’ düşünmeliyiz. Bakmayın Türklerin gazete okumaya saatlerini ayırdıkları mavalına… Mizanpajlardan verilen eklerdeki fotoğraf seçimlerine, üst başlıklardan alt başlıklara kadar büyük bir genetik zincir inci tanesi gibi saçılmayı bekliyor. Hepimize iyi okumalar!..

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1434 defa okunmuştur
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya 5 yorum yapıldı.
  • hakikat deneyiEfe Türkyılmaz05 Ekim 2009 Pazartesi 00:24

    Hakikat konusunda küçük bir deney için: iki-üç bardak şarap. Göreceksiniz hakikat diye sarıldığınız şeyler size komik gelecek, bilinçli haldeki hakikatinizin çakırkeyf hakikatinize neden üstün olduğunu sorgularken bulacaksınız kendinizi. İçiniz kötüyse bağırıp küfür edeceksiniz, benim gibi içiniz temizse (bööö), gecenin bir yarısı üşenmeyip buraya yorum yazacaksınız :)). İçki kötüdür, ama hakikatiniz konusundaki samimiyetimizi ölçmesi açısından birebirdir.

    BeğendimBeğenmedim
  • yazaraEfe Türkyılmaz05 Ekim 2009 Pazartesi 00:07

    Sizin de benim gibi "giriş" konusunda sıkıntılarınız var sanırım. "Camlara çarpan martı sesleri..." :)). Yazınızın sonrasını iyi toparlamışsınız; ve güzel bir yazı, ama giriş, kusuruma bakmayın ama çok kötü olmuş. Size tavsiyem bazen damdan düşmeyi deneyin. Kendinizi giriş yazmak zorunda hissetmeyin. Düşün gitsin. O tarz girişi ileride yazacağınız romanda kullanırsınız.

    BeğendimBeğenmedim
  • hakikatEfe Türkyılmaz04 Ekim 2009 Pazar 23:59

    Hakikatleri biz yaparız, biz yıkarız. Hakikat hakkındaki tek hakikat, onun yapılıp bozulabilmesidir. Bu süreç hayatın devamıdır. Tek ve vazgeçilmez hakikati bulduğunu sananlar, hayat denilen mefhumun ellerinden kayıp gidişine şahit olacaktır. Ama bu, her hakikat doğru olabilir demek değildir. Kimi hakikatler kimi hakikatleri dövebilir. Sen kendi hakikat ağını ördün, ben benimkini. Seninki yırtıldı, benimki hala sağlam. İnat etme buyur benimkine gel; ya da yenisini yap.

    BeğendimBeğenmedim
  • Hakikati Ararken...Feylesof02 Ekim 2009 Cuma 21:50

    ..Burdan oraya kendi hakikatimizle hiç nazar etme tenezzülünde bulunmadık.Çünkü bize iki yön verilmişti.Biri diğerine küfür nisbet edilen iki yön:sağ ve sol...Hangi sağ Hangi sol?Kavramları tanımlayamadık.Ancak herkesin bir tarafa çektiği muhtelif imgeler olarak kaldılar zihinlerde.Bu ülkenin hakikat savaşçıları ilk önce kendilerini inkişaf ettirmeli.Hangi hakikat derken,meramım biraz da kendimizi sorgulamamız ve oynak mefhumları yerinden daha da oynatmamaktı...O kadar oynak hakikat varken...

    BeğendimBeğenmedim
  • Hakikati Ararken...Feylesof02 Ekim 2009 Cuma 18:03

    Bu toprakların çocukları yıllardır hakikati kendilerinde ve inkar ettikleri geçmişlerinde aramak yerine,yaşanmaz hale getirdikleri kendi memalikini ''virane'';yere göğe sığdıramadıkları Frengistan düvelini ve ideolojilerini de ''kaşane'' ilan etmekten geri durmadılar.Hakikat aslında haberdar olmadıkları kendilerine teslim ve tebliğ edilmişti zaten...'O zaman,'Neyi arama gayreti?Cevap:kendilerini.Biz hakikati hep ''oradan buraya bakarak aradık..Burdan oraya kendi hakikatimizle hiç naz

    BeğendimBeğenmedim
Yazarın Diğer Yazıları
MANŞETLER
Pasaport alacaklar dikkat''Futbolcular çok özel hayvanlardır''Bütün dünya onun hamile kalmasını bekliyorGökçek twitterı yine salladıAcilde para isteyen kapanacakİzmir'de sapık baba dehşetiİsveç'in adayı muhaliflerle görüşünce...Bu polis Twitter'ı salladı !Pazarlıklar sonuç vermediİzmir-İstanbul Otoyolu müjdesi
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim