Osman Balcıgil

''Okuma''yı Biliyor musunuz? AKP Yöneticileri Bilmiyor da !

MetroPOLL’ün, Ocak 2015’de yaptığı araştırmaya göre, “DEVLET LAİK OLMAMALIDIR” diyenlerin oranı bir yılda yüzde 10 arttı.

Yüzde 9’dan, yüzde 19’a çıktı.

Bu yüzde 10’u nasıl okumalıyız?

En son söyleyeceğimi, en başta söyleyeyim:

Türkiye’den başka gidecek yerimiz yoksa, bu ülkede yaşamak, çocuklarımızı bu ülkede yetiştirmek zorundaysak, bu rakamları iyi, hem de çok iyi okumak zorundayız.

VAR SAYALIM Kİ KAPINIZ ÇALINDI

Diyelim ki anket yapan görevli bir şekilde size ulaşıyor ve bir çok soru arasında “Devlet laik olmalı mıdır?” diye soruyor.

Ne cevap verirsiniz?

Sizi bilmem ama ben, otomatik olarak “Evet, devlet laik olmalıdır!’” derim.

Çünkü, ölçme ve tartma yapabilmemi sağlasın diye beynimin bir köşesinde hep hazır ve nazır bulunan rönesans, reform, hümanizma gibi evrensel kavramlar harekete geçer ve cevabım kendiliğinden gelir.

Bu kavramların arka planında ise, ortaçağdan itibaren Avrupa’da, iki yüz yıl öncesinden bu yana da bizim topraklarımızda yaşanan acılar vardır.

Dini referans alan devlet modellerinin, bilimi, kültür ve sanatı, bir başka deyişle insan aklı ve kabiliyetlerini görmezden geldiğini, hiçe saydığını, aşağıladığını, hatta yok ettiğini bilirim.

İnsanlığın, engizisyon ve benzerlerine karşı ne büyük mücadeleler verdiğini hatırlar, çok büyük maliyetleri olan bu kazanımlardan geri dönülmesinin VAHİM sonuçlar yaratacağını düşünürüm.

IŞİD ÖRNEĞİ YANIBAŞIMIZDAYKEN

Aslında, tarihin tozlu sayfalarında kalmış ama altın harflerle yazılı kazanımlara geri dönmemize pek de gerek yok.

Bugün, nefes aldığımız şu anda, burnumuzun dibinde, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren IŞİD katliamlarına bakmamız bile yeterli. Uhrevi hayatı düzenlemek yerine ülkeyi yönetmeye soyunan bir din devletinin, insanlara neler yapabileceğini anlamak için alim olmamız gerekmiyor..

Son bir kaç gün içinde gazete sayfalarında gördüğümüz, televizyon ekranlarında izlediğimiz Ürdün’lü pilotun yakılması, genç Ezidi kızlarının anlattıkları bile yeterli.

Hasılı kelam “dini referans alan bir devlet”in yapabileceklerini kavramak aslında pek o kadar zor değil.

Tam da bu noktada, TÜRKİYE’NİN NABZI’nın alınmaya çalışıldığı bir araştırmada, DİN, ŞİDDET, ÖZGÜRLÜK başlığı altında “Devlet laik olmalı mıdır, olmamalı mıdır?” diye sorup da yüzde19 oranında “Olmamalıdır!” cevabını alınca, beynimizin alarm sinyalleri vermeye başlaması lazım.

Bu oran bir yıl içinde yüzde 9’dan yüzde19’a çıktıysa, yani yüzde10 oranında arttıysa, yani her on kişiden 1 kişi, bir yıl içinde fikrini değiştirip, laik yönetimi istememe noktasına geldiyse, beynimizin, alarm sinyallerini filan bir kenara bırakıp, tehlike çanları çaldırması gerekiyor.

Yüz yıldır, yüzde19 olsa paniğe kapılmaya belki gerek yok ama bir yılda yüzde 9’dan yüzde19’a çıkması, kelimenin tam anlamıyla dehşet verici!

On üç yıl (AKP iktidarı) içinde yüzde 9’dan yüzde19’a çıksa yine hadi neyse ama bir yılda yüzde 9’dan yüzde 19’a çıktıysa, “Aman Allahım!” demek lazım.

LAİKLİK VE SEKÜLERİZM ÜZERİNE

Laiklik ve sekülerizm, üzerine konuşmadığımız kavramlar değil.

Eminim, sizde benim gibi, kendinizi bildiniz bileli, bu kavramlar üzerine tartışıldığına tanık oluyor ya da bizzat bu tür tartışmalara katılıyorsunuzdur.

Olsun. Yine de (özellikle de MetroPOLL’ün araştırma sonuçlarını görünce) bu iki kavram üzerinde biraz durmamızda yarar var.

Hem laiklik, hem de sekülerizm din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına gelir. Buna karşılık, aralarında hiç fark yok da değil.

Laiklik söz konusu olduğunda, devlet, finans başta olmak üzere dini kurumları, çeşitli araçlar kullanarak kontrol altında tutar. Mesela din adamlarının maaşını öder, din adamı yetiştiren okulları kendine bağlı tutar, camii gibi ibadet yerlerinin masraflarını karşılar...

Sekülerizmde ise din ve devlet iki ayrı kurumdur. Devlet dini kurumlara para desteğinde bulunmaz ve yönetimlerine de müdahale etmez.

Fransa laikliğin, İngiltere ve Almanya sekülerliğin tipik örnekleridir.

AKP İKTİDARI NE YAPTIĞININ FARKINDA MI?

On üç yıl öncesine kadar laik sistemle yönetilmeye çalışılan Türkiye, tam da beklendiği gibi, AKP iktidarında, giderek artan biçimde laiklikten uzaklaştı.

Uzaklaşıp da ne yaptı? Tabii ki sekülerliğe doğru yelken açmadı.

Başta asker, polis olmak üzere, üniversiteler, yüksek yargı ve giderek tüm bürokrasiyi kontrol altına alan AKP, tek başına ve uzun süre iktidar olmanın verdiği rahatlıkla, dünyada başka örneği olmayan “tümüyle kendine özgü bir devlet-din ilişkisi sistematiği” kurdu.

Bu yeni düzen’e, ne laiklik ne de sekülerizm demek mümkün değil!

(Aslında, “düzen” de demek değil ya neyse...)

Peki, din ve devlet ilişkilerini konu alan, hayretle seyrettiğimiz, karşımızda bulunan “yeni düzen”, AKP’nin hayalini kurduğu tablo mu?

Bir başka şekilde soracak olursak, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, boyaları ve fırçaları eline alan AKP kurmayları, bugün karşımızda duran büyük resmin hayalini kurarak mı geçmişlerdi tuvalin başına?

İzin verirseniz, iki soru daha soracağım.

Türkiye toplumunun haldeki durumu, AKP kurmaylarının hayalleriyle ne kadar örtüştü?

Şu anda karşılarında duran resimden memnunlar mı?

Bu tür sorular siyasetçilere sorulmaz. Özellikle de seçime doğru giderken.

Öyleyse, cevabı kendi kendimize bulmaya çalışalım. Ve bu konuda bize yine MetroPOLL’ün Ocak ayında yaptırdığı araştırma yardımcı olsun.

“İSLAM ADINA ŞİDDET MEŞRU MU?”

Evet, soru tam da böyle sorulmuş.

MetroPOLL deneklerine “İslam adına şiddet meşru mu?” demiş ve şu cevabı almış:

“Toplumun yüzde 74’ü İslam adına şiddet kullanımını onaylamıyor!”

Bayanlar, baylar ve çocuklar, yanlış duymadınız!

Yüzde 26’sı, yani dörtte biri, İslam adına şiddet kullanımını meşru sayan bir ülkede yaşıyorsunuz.

Üstelik bu soru, geçen Eylül ayında yani  dört ay önce sorulduğunda, toplumun sadece yüzde 13’ü “olur” vermiş.

Dahası da var:

İktidar partisinin tabanında, İslam adına bazı durumlarda şiddet kullanılmasını onaylayanların oranı yüzde 34’e çıkmış.

Ben değil, MetroPOLL analistleri bu durumu şöyle yorumluyor:

“Şiddeti meşrulaştırabilen, azımsanmayacak bir kitle vardır bugün Türkiye’de. Böyle bir zihniyet dünyası, Türkiye’yi hızla Ortadoğu benzeri şiddet görüntülerine sürükleyebilir.”

İsterseniz dönelim en başa.

Türkiye laik bir ülkeydi. Din ve devlet işleri, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi birbirinden ayrılmıştı.

Mütedeyyin kesim açısından bakınca, dini yaşamaya dair özgürlüklerde kısıtlamalar yok muydu? Tabii ki vardı.

Tıpkı başka birçok kesim açısından olduğu gibi. Ne az ne fazla!

Üniversiteler daha mı özgürdü AKP iktidara geldiğinde?

Ya da azınlıklarla ilgili sorunlar yok muydu?

Bu türden, sayfalar doldurabilecek soruları çoğaltmanın gereği de manası da yok.

MÜTEDEYYİNLER BÖYLE Mİ OLSUN İSTEMİŞLERDİ?

Evet, mütedeyyin kesimlerin halledilmesi gereken meseleleri vardı.

Ve AKP iktidara, büyük ölçüde onların ve tabii birçok başka kesimin de sorunlarını çözmek sözünü vererek geldi.

Mütedeyyin kesim hariç (onu da yalan yanlış) hiçbir kesimin sorununu layıkıyla çözmedi.

Buna karşılık kabul etmek durumundayız ki laik sistemi alaşağı etti ve yerine ne olduğunu tam olarak tarif etmemiz mümkün olmayan bir rejim kurdu.

Kimileri İslami Faşizm filan dese de, AKP’nin şu anda uygulamakta olduğu nevi şahsına münhasır sisteme, bilim insanları, daha uzunca bir süre isim bulmakta zorlanacaklar.

***

Peki, az önce de sorduğum gibi, AKP, hayalini kurduğu rejime ulaştı mı?

Gönlünde yatan aslan tam olarak bu içinde bulunduğumuz “şey” miydi?

Hiç sanmıyorum.

Devlet yönetme bilgi ve beceresine sahip olmayan, her meseleye “Ben yaptım oldu!” anlayışıyla yaklaşan başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere kifayetsiz AKP yöneticileri, ülkeyi şu anda “içinde bulunduğumuz durum”a gerçekten de bilerek, isteyerek getirmiş olamaz!

“İçinde bulunduğumuz durum” ifadesini yetirince anlaşılır bulmayanlar için madde madde yazmaya çalışayım:

- Birbirini yiyen, bazılarının üzerinde bizzat İslamcı hükümetin tepindiği yüzlerce farklı İslamcı akım.

- Geleceğinden korku duyan en tabandan en tavana kadar birbirinden farklı gelir gurupları.

- Ayrımcılığa tabi tutulduğunu düşünen etnisiteler.

- Neyi, neden, nasıl yapacağını bilmeyen, başta güvenlik kuvvetleri olmak üzere darmadağın olmuş bürokrasi.

- Neredeyse tüm gelişmiş ülkeler tarafından teröre yardım ve yataklık ettiği düşünülen, suçlu koltuğunda bir ülke.

Maddeleri çoğaltarak zamanınızı almayayım.

BAYANLAR, BAYLAR VE ÇOCUKLAR

Canınızı sıkmak pahasına, MetroPOLL’ün tespitini bir kez daha tekrarlamak istiyorum:

Yüzde 10’u son bir yıl içinde laik yönetimden vazgeçmiş, yüzde 25’i İslam adına şiddet uygulanmasından yana olan insanların yaşadığı bir ülkede nefes alıyorsunuz. En azından, almaya çalışıyorsunuz.

Bunu unutmayın!

Maalesef, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu ülkeyi yönetmekte olan AKP kadrolarının bu rakamları okuma ve anlama kabiliyetleri yok.

Olsaydı, ülkeyi, kendilerini de vuracak bu noktaya getirmezlerdi.

Bu nedenle ve Türkiye’den başka gidecek yeriniz yoksa, bu ülkede yaşamak, çocuklarınızı bu ülkede yetiştirmek zorundaysanız, bu rakamları İYİ OKUMAK, şapkanızı önünüze koyup düşünmek, bir çıkış yolu üretmek zorundasınız.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS