R. Bülend Kırmacı

Referandumdan Seçime..

Referandum seçimlerin provası halinde geçti. Türkiye, çok uzakta olmayan seçime uyanacak. İktidarın ve muhalefetin kendisine çeki düzen vermesi gereken yığınla konu var; onlar, bu yazıyı aşar…

Üzerinde durulması gereken; referandum ya da seçim olsun; bunların öncesi-işleyişi ve sonrasında uygulanma amacına ilişkin “hizmet kalitesidir”. ‘Umulan’ ile elde edilen toplumsal ‘yarar’ın sağlamasıdır.

Öncelikle; siyasetin kazanç hanesi ile toplumun kazanımları arasında makas açık olmamalıdır… Bir halkın oylamasından beklenilen yarar; “amaca en uygun” sonuçların elde edilmesine bakar. Bu anlamda referandum ‘referandum’a, seçim de seçime benzemelidir.

Buna karşılık son referandumda anayasa değişikliklerinin içeriğinden çok parti siyaseti tartışıldı... Referandum, seçim metamorfozuna uğradı. Önümüzdeki seçimlere kadar, “Başkanlık” tartışılırsa, bu kez de seçimin adeta bir tür referanduma benzemesi olasılığı var.

Kaldı ki yakınlarda yapılan bir düzenlemeye göre cumhurbaşkanını artık halk seçecektir. Bu kez başbakanı (yürütme başkanını) da mı halk seçecektir ya da “seçim yönteminin seçimi” bile gerginliğe yol açacak mıdır, bu belli değildir.

Oysa son referandumla vaaz edilen değişiklerin yasalarla uyum’u açısından ülke önemli bir deneyim yaşayacak. O süreçte, bu son referandum hararetinde pek dikkate alınmış olmasa da, hangi görüşten olursa olsun hukuk, akademi ve sendika çevrelerinin katkılarının alınması önemsenmelidir.

Siyasetin diline indirgersek; “yüzde kırk iki ile yüzde elli sekizin” kutuplaşmasına engel olmak, toplumsal uzlaşma kanalarının açık tutulmasına bağlıdır.

O kanalın içindeki bağların; toplum ve siyaset arasındaki kılcal damarların akışkanlığına en saydam katkılardan birini yapacak olan “basın özgürlüğü”dür ve daim çok önemsenmelidir.

Seçimin seçim kıvamı için bir başka önemli konu: Siyasal Partilerin işleyişi ve genel seçim barajına ilişkin düzenlemelerdir. Bu anlamda daha geniş katılıma olanak sağlayacak ve demokrasiyi ilkin kendi içinde hakkıyla taşıyacak bir partiler yasası düzenlemesi uygun olacaktır.

Öylelikle herhangi bir düşüncenin içsel tutarlığında sapmalara izin vermeyen ama yenileşmeyi de dışlamayan (önseçimli) kurallılık, o siyaset(ler)i, toplumla daha etkin olarak buluşacaktır.

O arada, dünyanın en yüksek (yüzde on) genel oy barajlarından birinin ele alınması ve temsilde adalet kavramıyla çelişmeyecek şekilde barajların düşürülmesi yararlı olabilecektir.

(Tek başına iktidarın koalisyonlara tercih edilmesi faydacı bir tarz olabilir ama bazen koalisyonlar da, kayda değer katkılar sağlayabilirler.)

Ancak, siyasal az’lık konumunda olan ama toplumda karşılığı da bulunan görüşlerin parlamento ve yerelde temsili, demokratik dönüşüm katsayısının artırılması bakımından önemlidir.

Dahası, dar bölge (dar bölgede iki turlu) seçim sistemi, vatandaş ile siyaset arasında o çok yakınılan kopukluğun aşılmasında ve Parti üst yönetiminin otoriter yapısının dizginlenmesinde etkili olabilecektir.

Tabii, Türkiye milletvekilliği gibi bir önerme ise, milletvekili aday listelerinin tercihli olmasını düşündürecek başka açılımlardandır. Diğer yandan, Senato oluşumu gibi tartışma ve kavramlar da Başkanlık sistemi gibi bu yazının konusunu aşar.

Önümüzdeki seçimlere gidilirken, siyaseti: partisiyle, finansman saydamlığı ve kürsü masuniyetinin sınırlarıyla, parti içinde demokratik işleyişiyle..

Seçimleri de: oy barajları, ‘istikrar’ ve ‘adalet’ dengeliliğiyle, denetlenebilen kütüklerle, halkın temsilcilerini seçmede ve onları belirlemede nasıl daha etkin olacağıyla, düşünmek gereklidir.

Seçim gibi seçim, referandum gibi referandum yapabilecek deneyim ve olgunluğa sahip olmamız, umudun ta kendisidir…

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS