- IMKB

- 59.662
- Dolar

- 1,7675
- Euro

- 2,3245
- Altın

- 653,05
- Ankara : -3 °C
- İstanbul : 1 °C
- İzmir : 5 °C
- Adana : 8 °C
- Antalya : 7 °C
- Diyarbakır : -2 °C
''Sadece göğüslerimde silikon var''

Seksi sunucu Asuman Krause'den samimi açıklamalar..
17 Ocak 2010 / 10:39Mankenliği bırakan Asuman Krause, nelere el atmadı ki? Sinema, tiyatro hatta şarkıcılık derken şimdi de televizyon programı sunuyor. Wipe Out adlı yarışma programında en çok da kendisi eğleniyor.
ÇOCUKLUĞUM
Annem boşanınca babamla Almanyada kaldım
Annem, Almanyaya ilk giden, ilk dönenlerden. Dayım tokat atınca gururuna yedirememiş, öyle gitmiş. Önce Münihe, sonra Berline gidiyor, büyük firmalarda çalışıyor. Safra kesesinden rahatsızlanıyor. Babam da o hastanenin ofis bölümünde görevli. Annemin ay ay ay diye bağırması dikkatini çekiyor. Ay, Almancada yumurta demek. Anneme yumurta getiriyor. Derken bir aşk doğuyor evleniyorlar. Ben doğar doğmaz da boşanıyorlar. Ablamı babama, beni küçüğüm diye anneye veriyorlar. Annem Berlinin en iyi üç restoranından birini işletiyor o sırada. İlkokul birdeyim. Okuldan eve geldiğimde eşyaları bir TIRa yüklenmiş buldum, öylece döndük Türkiyeye. Ankarada konsolosluğun okulunda bir yıl okudum. Sonra çocukları ayırmayalım dediler. Tekrar Almanyaya döndüm. 93e kadar babam ve ablamla yaşadık. Anneminki değildi ama babamınki acayip aşktı, hep bekledi annemi. Rahmetli oldu birkaç sene önce.
ARJANTİNDE WIPE OUT
Palermodan ev alacağım
Wipe Out çok pahalı bir prodüksiyon. Arjantinin teknik ekibi bu tür realite şovlarda uzman. Avrupa ülkelerinden Almanya, İngiltereden bile gidip orada çekiyorlar. Wipe Outa seçerken her kesimden insan olmasına özen gösteriyoruz. Herkes yarışabilsin, yani kilolusu da, zayıfı da. Eğlenceli tipler de olsun. Geçen sezon bir cücemiz vardı. Park Ormanda seçmeler yaptık, inanamazsınız 100 binden fazlaydı gelen. Ama ben programda müthiş eğleniyorum. Tam bana göre bir programmış vallahi.. Çok başarılısınız falan diyorlar, kendim olduğum için aslında. Arjantini çok sevdim, yine gidiyorum. Şimdi Fear Fector Extreme 2yi yapacağız. O da Şubatın ilk haftası yayına girecek. Fiyatlar uygun oradan bir ev alacağım. Bayağı yerini de seçtim, Palermoda.
TEK KİŞİLİK ŞOVUM
Dişi Cem Yılmaz olacaktım
Kandemir (Konduk) Abi, Türkiyenin dişi Cem Yılmazı dedi bana. Bir projesi vardı. Biraz daha piş sahnede, sonra sana böyle tek kişilik bir şov yaptırayım diyordu. Çok üstüne gitmedik, öyle kaldı o proje.
AİLE KÖKLERİM
Kendiliğimden Müslüman oldum
Bizim aile çok karman çorman. Annemler aslen Adapazarından. Çerkez yani. Babam Alman. Ben kendimi daha çok Türk hissediyorum. Almanyada din derslerinde Hıristiyanlık anlattılar. Annemlerin baba tarafına çekersem diye bir korkuları vardı. Babamdan bir şey gelmedi, aksine yıllar sonra ateist oldu. Kendiliğimden Müslüman oldum. Yaz tatilinde gece yatarken Sübhaneke duası okumayı öğretti teyzem. Kuran kursuna da gönderdi.
NÜ POZLARIM
Oradaki çıplaklık çok masum
Çağatay Karaçizmeli dedi ki, böyle bir şey düşünüyoruz. Çekimin amacı zaten örnekteki fotoğraflardan da belli. O fotoğraflar para için yapılacak bir şey değildi. Bir, daha önce yapılmamış bir şeyi yapmak istedim. İki, çok ses getireceğini biliyordum. Üç güzel bir takvimim oldu. Zaten oradaki çıplaklık çok masum. Nedir ki yani bu çıplaklıkla alıp veremediğimiz bu kadar? Fakat o çekimden sonra röportajda, iç çamaşırı falan çekeceğiz dediler. Eee o zaman artık sokakta çıplak gezeyim, nasıl olsa böyle bir takvim çektim! Öyle saçma şey olur mu?
ŞARKICILIK MERAKIM
Albümlerimi radyolara isimsiz gönderdim
Mankenlikten sonra sunuculuk, tiyatro, sinema, şarkıcılık geldi. Hani bir önyargı durumu vardır ya işte manken diye... Albümü de insanlar dinlemeden konuşmasın diye, radyolara isimsiz gönderdik. Beğendiğin bir şeye Aaa bunu Asuman mı yapmış, o zaman beğenmiyorum diyemezsin. İki albüm de beklediğim yankıyı yaptı. İlerde konserler de olacak. Şarkıcılıkta ilerlemek istiyorum. Yani niye hem şarkı söyleyip hem program sunamayayım?
ANADİLİM
Almanca kalıbıyla düşünüyorum
Biri sordu konuşurken Almanca mı düşünüyorsun? Ben hiç düşünmeden konuşuyorum ya, zaten problemim de bu. Bazen Türkçe konuşurken cümleleri ters kuruyorum, belli ki kafamda Almanca kalıbı var. İngilizce konuştuğumda ya da Fransızca, çat pat bir şeyler söylediğimde de
Almancaya göre yapıyorum.
SOYADIM
Krause çok bilindik bir Alman ismi
Türkiyede çok havalı geliyor ama Krause çok bilindik, tipik bir Alman ismi aslında. Kıvırcık demek. Ekşi Sözlükte dedemin Viyana valisi olduğu, Hally Berryyle de akraba olduğumu yazıyor. Valla yazıyor yani. Demek onu yazan arkadaş benim bilmediğim bir şeyler biliyor, ben de mi araştırsam acaba? Tom Cruisela akrabalığınız var mı
diye soran bile oldu.
ANKARADAKİ HAYATIM
Havayolunda bilet kesiyordum
Lise bitince annem Alanyaya yerleşti. Ben de teyzemle Ankarada yaşamaya karar verdim. Alman havayolu şirketi Aero Lloyda girdim. Orada bilet kesmeyle başladım, sonra o bana yetmedi. Bilet kesmek için fazlayım yani. Üç kişilik ofiste raporları da yazdım. Havaalanına da gidip geldim, süpervizörlük yaptım.
KURSAĞIMDA KALAN HEVESİM
Basket maçı görünce burnumun direği sızlıyor
Büyüyünce basketbolcu olmak isterdim. Almanya Genç Milli Takımına girdim, Berlinin en iyi 10 oyuncusu arasındaydım. Basketbol hakemliği yaptım. Varım yoğum basketboldu. Bir gün annem geldi, yeter bu kadar dedi. Ablamı ve beni alıp Türkiyeye getirdi. 17 yaşındayım. Kendi çapımda protesto ediyordum. Yemek yemezsem beni geri götürür Almanyaya diye düşünüyordum. Bir daha Almanyaya dönemedim. Türkçe de bilmiyorum. Küçüklükten bildiğim kelimeler de çıkmıyor. Annem önce Ankara TEDe götürdü beni, almadılar. İzmir Özel Türk Kolejinde önüme bir gazete koydular oku dediler, okuyamadım. Bodrum Lisesine girdim. Okey ama basketbol oynamak istiyordum. Annem dedi ki, burada işler Almanyadaki gibi yürümüyor. Okula öncelik ver, oynama artık. Hakemlik yapmak istedim; dediler ki yaşın tutmuyor. İçimde kaldı. Şimdi maçlara gidemiyorum, sahada spor ayakkabısı gıcırtısı duyunca burnumun direğinin sızlıyor.
GÜZELLİK YARIŞMASI
Salak ikinci oldun denilince uyandım
Elemelere çağırdıklarında inanamadım. Önümden zarif kızlar geçiyor, ben seçilemem diye düşünüyordum. Fakat zeka düzeyi olarak muhteşem değillerdi. Mehmet Ali Erbil sunuyordu yarışmayı. Provamıza geldi. Kızlardan biri dedi ki, Mehmet Ali Bey beni hatırladınız mı? Bilmem ne zaman Hilton Otelinde aynı asansörde çıkmıştık. Allahım burada ne işim var dedim. Sonra seçildim ama ne seçildiğimi bilmiyorum. Buket Saygıya dedim ki, ben ne oldum ya? Salak ikinci oldun deyince orada uyandım! Kafamda mankenlik falan yoktu. Bir-iki hafta sonra bir telefon aldım, Uğurkan Erez dedi ki, Ankarada bilmem ne defilesi var, hadi bakalım. Nasıl yapacağım, eğitim almadım? Diyor ki, tam aradığımız senin yürüyüşün. Haldur huldur, salak salak yürü. Şansıma o yürüyüş Fashion TVde moda olan sokak yürüyüşüymüş. Sonra da sistemin içine girdim. Demek hoşuma gitmiş.
YALNIZLIK KORKUSU
Ajda gibi kedi bakmak istemiyorum
Güzel bir program yapıyorum, bir albüm daha yapmak istiyorum derken bir bakmışım 40 yaşında olacağım. Bir gün Ajda Pekkan gibi yalnız olmak istemiyorum. Benim iki kedim var, Ajda Hanımda daha çok. O da yalnızlığın getirdiği bir şey. Bence bir çocuğu olsun isterdi. Ben evlenmek, çocuk da yapmak istiyorum. Ne zaman olur onu bilmiyorum ama çok yakında yapmak istiyorum yani.
ESTETİK
Sadece silikonum var
Kendimle ilgili haberlere gülerim, zaten magazin haberlere çok da inanmam. Magazin dünyasındaki isimler çok aşk değiştiriyor falan diyorsunuz ama bunlar göz önünde olduğu için yazılıyor. Bence normal yaşamın içindeki insanlar çok daha XXL, yani large, dejenere. Onların yaptığı görünmüyor. Mesela Türkiyenin Jennifer Lopezin kalçalarına en yakın isim diye yazmışlar beni. Bankaya gittim, bir de benimkini görselerdi diyor bankadan biri. Dedim ki, kim bilir görünmeyen neler var ama ben yıllardır o kadar gösterdim, bir mükafatı da olsun. Bu arada bende sadece silikon var, onları saymıyoruz artık. Peynir ekmek gibi herkes yaptırıyor. Başka yok ama.
İlk aşkım basketbolcuydu Almanyada. Platonik bir aşktı. Ona başka bir hayranlık besliyordum. Erkek takımın en iyi oyuncusuydu. Onunla teke tek maç yapınca çok mutlu oluyordum.
Taklit, bir hastalık. Engelleyemiyorsunuz. Oldum olası aile içinde taklit yapmışımdır. Derken, Sezen Aksu filan, haşır neşir olduğum herkesin taklidini yapmaya başladım.
Pişmanlıklarım yüzünden yatınca uyuyamıyorum. Geceleri bir Asuman öbür Asumanla o kadar sıkıntı yaşıyor ki, yorulmuş oluyor ve gün içinde gülmeye veriyor kendini.
Bu şan şöhret hoş ama sonu yok. Diyorum ki, şanslısın, güzel işler yapıyorsun, para kazanıyorsun, kıymetini bil. Çalıştığımı kenara koyarım. Çok şükür evimi, arabamı aldım, yatırım yapıyorum. Sonra bir araba çarpar sakat kalırsın.
Hürriyet / Faruk Bildirici
ÇOCUKLUĞUM
Annem boşanınca babamla Almanyada kaldım
Annem, Almanyaya ilk giden, ilk dönenlerden. Dayım tokat atınca gururuna yedirememiş, öyle gitmiş. Önce Münihe, sonra Berline gidiyor, büyük firmalarda çalışıyor. Safra kesesinden rahatsızlanıyor. Babam da o hastanenin ofis bölümünde görevli. Annemin ay ay ay diye bağırması dikkatini çekiyor. Ay, Almancada yumurta demek. Anneme yumurta getiriyor. Derken bir aşk doğuyor evleniyorlar. Ben doğar doğmaz da boşanıyorlar. Ablamı babama, beni küçüğüm diye anneye veriyorlar. Annem Berlinin en iyi üç restoranından birini işletiyor o sırada. İlkokul birdeyim. Okuldan eve geldiğimde eşyaları bir TIRa yüklenmiş buldum, öylece döndük Türkiyeye. Ankarada konsolosluğun okulunda bir yıl okudum. Sonra çocukları ayırmayalım dediler. Tekrar Almanyaya döndüm. 93e kadar babam ve ablamla yaşadık. Anneminki değildi ama babamınki acayip aşktı, hep bekledi annemi. Rahmetli oldu birkaç sene önce.
ARJANTİNDE WIPE OUT
Palermodan ev alacağım
Wipe Out çok pahalı bir prodüksiyon. Arjantinin teknik ekibi bu tür realite şovlarda uzman. Avrupa ülkelerinden Almanya, İngiltereden bile gidip orada çekiyorlar. Wipe Outa seçerken her kesimden insan olmasına özen gösteriyoruz. Herkes yarışabilsin, yani kilolusu da, zayıfı da. Eğlenceli tipler de olsun. Geçen sezon bir cücemiz vardı. Park Ormanda seçmeler yaptık, inanamazsınız 100 binden fazlaydı gelen. Ama ben programda müthiş eğleniyorum. Tam bana göre bir programmış vallahi.. Çok başarılısınız falan diyorlar, kendim olduğum için aslında. Arjantini çok sevdim, yine gidiyorum. Şimdi Fear Fector Extreme 2yi yapacağız. O da Şubatın ilk haftası yayına girecek. Fiyatlar uygun oradan bir ev alacağım. Bayağı yerini de seçtim, Palermoda.
TEK KİŞİLİK ŞOVUM
Dişi Cem Yılmaz olacaktım
Kandemir (Konduk) Abi, Türkiyenin dişi Cem Yılmazı dedi bana. Bir projesi vardı. Biraz daha piş sahnede, sonra sana böyle tek kişilik bir şov yaptırayım diyordu. Çok üstüne gitmedik, öyle kaldı o proje.
AİLE KÖKLERİM
Kendiliğimden Müslüman oldum
Bizim aile çok karman çorman. Annemler aslen Adapazarından. Çerkez yani. Babam Alman. Ben kendimi daha çok Türk hissediyorum. Almanyada din derslerinde Hıristiyanlık anlattılar. Annemlerin baba tarafına çekersem diye bir korkuları vardı. Babamdan bir şey gelmedi, aksine yıllar sonra ateist oldu. Kendiliğimden Müslüman oldum. Yaz tatilinde gece yatarken Sübhaneke duası okumayı öğretti teyzem. Kuran kursuna da gönderdi.
NÜ POZLARIM
Oradaki çıplaklık çok masum
Çağatay Karaçizmeli dedi ki, böyle bir şey düşünüyoruz. Çekimin amacı zaten örnekteki fotoğraflardan da belli. O fotoğraflar para için yapılacak bir şey değildi. Bir, daha önce yapılmamış bir şeyi yapmak istedim. İki, çok ses getireceğini biliyordum. Üç güzel bir takvimim oldu. Zaten oradaki çıplaklık çok masum. Nedir ki yani bu çıplaklıkla alıp veremediğimiz bu kadar? Fakat o çekimden sonra röportajda, iç çamaşırı falan çekeceğiz dediler. Eee o zaman artık sokakta çıplak gezeyim, nasıl olsa böyle bir takvim çektim! Öyle saçma şey olur mu?
ŞARKICILIK MERAKIM
Albümlerimi radyolara isimsiz gönderdim
Mankenlikten sonra sunuculuk, tiyatro, sinema, şarkıcılık geldi. Hani bir önyargı durumu vardır ya işte manken diye... Albümü de insanlar dinlemeden konuşmasın diye, radyolara isimsiz gönderdik. Beğendiğin bir şeye Aaa bunu Asuman mı yapmış, o zaman beğenmiyorum diyemezsin. İki albüm de beklediğim yankıyı yaptı. İlerde konserler de olacak. Şarkıcılıkta ilerlemek istiyorum. Yani niye hem şarkı söyleyip hem program sunamayayım?
ANADİLİM
Almanca kalıbıyla düşünüyorum
Biri sordu konuşurken Almanca mı düşünüyorsun? Ben hiç düşünmeden konuşuyorum ya, zaten problemim de bu. Bazen Türkçe konuşurken cümleleri ters kuruyorum, belli ki kafamda Almanca kalıbı var. İngilizce konuştuğumda ya da Fransızca, çat pat bir şeyler söylediğimde de
Almancaya göre yapıyorum.
SOYADIM
Krause çok bilindik bir Alman ismi
Türkiyede çok havalı geliyor ama Krause çok bilindik, tipik bir Alman ismi aslında. Kıvırcık demek. Ekşi Sözlükte dedemin Viyana valisi olduğu, Hally Berryyle de akraba olduğumu yazıyor. Valla yazıyor yani. Demek onu yazan arkadaş benim bilmediğim bir şeyler biliyor, ben de mi araştırsam acaba? Tom Cruisela akrabalığınız var mı
diye soran bile oldu.
ANKARADAKİ HAYATIM
Havayolunda bilet kesiyordum
Lise bitince annem Alanyaya yerleşti. Ben de teyzemle Ankarada yaşamaya karar verdim. Alman havayolu şirketi Aero Lloyda girdim. Orada bilet kesmeyle başladım, sonra o bana yetmedi. Bilet kesmek için fazlayım yani. Üç kişilik ofiste raporları da yazdım. Havaalanına da gidip geldim, süpervizörlük yaptım.
KURSAĞIMDA KALAN HEVESİM
Basket maçı görünce burnumun direği sızlıyor
Büyüyünce basketbolcu olmak isterdim. Almanya Genç Milli Takımına girdim, Berlinin en iyi 10 oyuncusu arasındaydım. Basketbol hakemliği yaptım. Varım yoğum basketboldu. Bir gün annem geldi, yeter bu kadar dedi. Ablamı ve beni alıp Türkiyeye getirdi. 17 yaşındayım. Kendi çapımda protesto ediyordum. Yemek yemezsem beni geri götürür Almanyaya diye düşünüyordum. Bir daha Almanyaya dönemedim. Türkçe de bilmiyorum. Küçüklükten bildiğim kelimeler de çıkmıyor. Annem önce Ankara TEDe götürdü beni, almadılar. İzmir Özel Türk Kolejinde önüme bir gazete koydular oku dediler, okuyamadım. Bodrum Lisesine girdim. Okey ama basketbol oynamak istiyordum. Annem dedi ki, burada işler Almanyadaki gibi yürümüyor. Okula öncelik ver, oynama artık. Hakemlik yapmak istedim; dediler ki yaşın tutmuyor. İçimde kaldı. Şimdi maçlara gidemiyorum, sahada spor ayakkabısı gıcırtısı duyunca burnumun direğinin sızlıyor.
GÜZELLİK YARIŞMASI
Salak ikinci oldun denilince uyandım
Elemelere çağırdıklarında inanamadım. Önümden zarif kızlar geçiyor, ben seçilemem diye düşünüyordum. Fakat zeka düzeyi olarak muhteşem değillerdi. Mehmet Ali Erbil sunuyordu yarışmayı. Provamıza geldi. Kızlardan biri dedi ki, Mehmet Ali Bey beni hatırladınız mı? Bilmem ne zaman Hilton Otelinde aynı asansörde çıkmıştık. Allahım burada ne işim var dedim. Sonra seçildim ama ne seçildiğimi bilmiyorum. Buket Saygıya dedim ki, ben ne oldum ya? Salak ikinci oldun deyince orada uyandım! Kafamda mankenlik falan yoktu. Bir-iki hafta sonra bir telefon aldım, Uğurkan Erez dedi ki, Ankarada bilmem ne defilesi var, hadi bakalım. Nasıl yapacağım, eğitim almadım? Diyor ki, tam aradığımız senin yürüyüşün. Haldur huldur, salak salak yürü. Şansıma o yürüyüş Fashion TVde moda olan sokak yürüyüşüymüş. Sonra da sistemin içine girdim. Demek hoşuma gitmiş.
YALNIZLIK KORKUSU
Ajda gibi kedi bakmak istemiyorum
Güzel bir program yapıyorum, bir albüm daha yapmak istiyorum derken bir bakmışım 40 yaşında olacağım. Bir gün Ajda Pekkan gibi yalnız olmak istemiyorum. Benim iki kedim var, Ajda Hanımda daha çok. O da yalnızlığın getirdiği bir şey. Bence bir çocuğu olsun isterdi. Ben evlenmek, çocuk da yapmak istiyorum. Ne zaman olur onu bilmiyorum ama çok yakında yapmak istiyorum yani.
ESTETİK
Sadece silikonum var
Kendimle ilgili haberlere gülerim, zaten magazin haberlere çok da inanmam. Magazin dünyasındaki isimler çok aşk değiştiriyor falan diyorsunuz ama bunlar göz önünde olduğu için yazılıyor. Bence normal yaşamın içindeki insanlar çok daha XXL, yani large, dejenere. Onların yaptığı görünmüyor. Mesela Türkiyenin Jennifer Lopezin kalçalarına en yakın isim diye yazmışlar beni. Bankaya gittim, bir de benimkini görselerdi diyor bankadan biri. Dedim ki, kim bilir görünmeyen neler var ama ben yıllardır o kadar gösterdim, bir mükafatı da olsun. Bu arada bende sadece silikon var, onları saymıyoruz artık. Peynir ekmek gibi herkes yaptırıyor. Başka yok ama.
İlk aşkım basketbolcuydu Almanyada. Platonik bir aşktı. Ona başka bir hayranlık besliyordum. Erkek takımın en iyi oyuncusuydu. Onunla teke tek maç yapınca çok mutlu oluyordum.
Taklit, bir hastalık. Engelleyemiyorsunuz. Oldum olası aile içinde taklit yapmışımdır. Derken, Sezen Aksu filan, haşır neşir olduğum herkesin taklidini yapmaya başladım.
Pişmanlıklarım yüzünden yatınca uyuyamıyorum. Geceleri bir Asuman öbür Asumanla o kadar sıkıntı yaşıyor ki, yorulmuş oluyor ve gün içinde gülmeye veriyor kendini.
Bu şan şöhret hoş ama sonu yok. Diyorum ki, şanslısın, güzel işler yapıyorsun, para kazanıyorsun, kıymetini bil. Çalıştığımı kenara koyarım. Çok şükür evimi, arabamı aldım, yatırım yapıyorum. Sonra bir araba çarpar sakat kalırsın.
Hürriyet / Faruk Bildirici
Etiketler: Ankara, İzmir, Tokat, Alanya, Almanya, Türkiye, İngiltere, Hilton, Palermo, spor, Avrupa, protesto, foto, Sinema, Şubat, Türk, gece, Takvim, Taraf, Zaman, Yorum, Man, Genç, Hani, proje, Allah, lise, çıplak
5191
Günün Popüler Haberleri
Bu Kategorinin Diğer Haberleri
Son Dakika Haberleri
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim








































