Serdar Durat

Şah-Fırat Operasyonunun Ardından

Değerli Düşünür Dostlarım,

Malumlarınız olduğu üzere bu hafta için özel imalat gündem maddemiz "Şah Fırat" tahliye operasyonudur. TSK nin , 22 Şubat 2015 pazar gecesi , Suriye sınırları içinde bulunan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’na gerçekleştirdiği operasyon gerek ulusal ve gerekse yabancı basında manşet haber oldu. Bu eylemin hem askeri ve hem de siyasi yönü önem arz etmekte olup çok farklı değerlendirmeler ve yorumlar yapılmıştır. Ülkenin yaklaşık yarısı adeta zafer gibi sevinçle karşılarken diğer yarısı da milli gururumuzu inciten hezimet olarak algılamıştır. 

Özellikle AKP zihniyetinin sempatizanı ve koşulsuz destekçisi olan ( yandaş demek istemedim) medya tarafından büyük bir askeri ve siyasi başarı gibi pazarlanan bu tahliye bize göre övünülecek bir zafer de değildir utanılacak bir hezimette değil. Siyasi bakımdan bakış açınıza bağlı olarak takdir ve/veya tenkit edebilecek hususları bulmak mümkündür. 

Askeri yönden stratejik ve taktik değerlendirmesine girmekten kendimi zor da olsa geri tutmaya çalışıyorum aksi takdirde köşeme sığdıramayacağım kadar uzun ve kurmay usluplu değerlendirmelerle dikkatlerinizi dağıtmaktan korkarım. Tarafsız ve özet bir yorum yapmak gerekirse ; Siyasi bir karar olduğu ve  planlanan maksat doğrultusunda Askerin vazifesini yerine getirdiği söylenebilir.

Sevgili okurlar,

Bu aslında çok büyük ve öngörülemeyen riskleri içinde barındıran süreç yönetiminde yapılan bariz hatalar vardır. Somut olarak aşağıda belirttiğim hususlar kamuoyunda tedirginlik ve endişe yaratmıştır.

1. Operasyon öncesinde TBMM de grubu bulunan siyasi partiler ile istişare edilmemesi, muhalefetin bilgilendirilmemesi , buna karşılık bölgedeki terör grupları ile görüşülmesi doğru olmamıştır.

2. Genel Kurmay Başkanlığı Harekat Merkezinden servis edilen harita masası önündeki fotoğraf ( ortada Başbakan, yanında Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ) çok fazla reklam içerikli, Beyaz Saray özentisi zorlama bir poz olarak algılanmış ve eğreti durmuştur.

3. Bülent Arınç'ın " Çok şükür operasyonun her anı Türkiye Devleti'nin izzetini, azametini, varlığını, egemenliğini ortaya koyacak biçimde yapılmıştır. Bir defa toprak kaybetmedik" sözleri abartılı olarak değerlendirilmiştir.

4. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TBMM deki grup toplantısında Genel Kurmay Başkanı Org.Özel'in Vatan sevgisine ilişkin eleştirel sözleri pek şık olmamış, hakaret sınırlarını zorlamıştır.

5. CB Erdoğan'nın Genel Kurmay Başkanını Devlet Bahçeli'nin eleştirilerine karşı himaye edişi ve bu kapsamdaki sözleri de bir o kadar siyasi nezaketten uzak ve Bahçeli'ye hakaret sınırlarını zorlayan bir uslup olarak yorumlanmıştır.

Ayrıca CB Erdoğan'nın Genel Kurmay Başkanını koruma ve kollama refleksi ironik olarak algılanmış, acaba daha önce haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüklerinden, sağlıklarından ve onurlarından olan şerefli askerleri korumak ihtiyacını neden hissetmedi sorusunu akıllara getirmiştir.

6. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural'ın TBMM de Milli Savunma Bakanı için kullandığı "Sıvışma Bakanı" sözü de şık olmamış, maksadını aşmıştır.

Bakan Yılmaz'ın "Süleyman Şah Türbesi ni yürüme mesafesine getirdiklerini belirterek bir fatiha okumak için herkesi davet ediyoruz" şeklindeki sözleri de dini değerlerimizi siyasete alet etmek örneklerinden biri olarak algılanmıştır.

7. CB Danışmanı İbrahim Kalın'ın olayı " Nakli Kubur Operasyonu" olarak tanımlaması pek hoş olmamıştır. 

8. Mehmetçik'in Şah İsmail türbesinin ve tabutların naklinde, kuran okunmasında konu mankeni gibi çok ön planda görüntülenmesi manidardır.

9. Saygı Karakoluna bölgedeki çatışmalar nedeniyle aylardır lojistik destek yapılamıyordu. Karakol adeta IŞİD tarafından kuşatılmış, içerisindeki 38 askeri personelimiz bir anlamda rehin kalmıştı.

Tahliye Operasyonu ile askerimizin can güvenliği sağlanmış, kutsal emanetler kurtarılmıştır. Bu kısmı ile operasyon Taktik bir başarı gibi görülebilir. Ancak stratejik açıdan bakıldığında Türkiye’nin toprakları dışında sahip olduğu tek vatan toprağını en hafif tabiri ile askeri bir geri çekilme operasyonuyla terk etmesi bölgede ve dünyada zafiyet algısı yaratmış, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcılığına zarar vermiştir.

Değerli düşünürler,

Süleyman Şah türbesinin konumu son derece stratejik önemi haizdi. 

Türkiye sembolik koruma birliğini bölgeden çekerek, Esad rejimi aleyhinde yoğun propoganda yapmasına ve sürekli üst perdeden en sert tonla kınamasına rağmen uluslararası kamuoyuna aslında Suriye ile olası bir çatışmayı göze almadığı mesajını da vermiş oldu.

İç politika kapsamında ise genel seçimler arefesinde AKP’nin elini güçlendirecek bir eylem olarak Şah - Fırat operasyonu yapıldı ve Süleyman Şah riskinden kurtulundu. Bu arada olan Türkiye Cumhuriyeti’nin uzun vadeli etki ve ilgi alanına oldu. İktidarı idame etmek amaçlı siyasi çıkarlar uğruna milli menfaatlerimizden ve ulusal itibarımızdan taviz verildi.

Başbakan Davutoğlu'nun, ‘Stratejik Derinlik’ konsepti bölgedeki gelişmeleri doğru okuyamayan, akıl ve bilimden , küresel gerçeklerden uzak, duygusal tutkular ve ruhsal saplantılar ile yürütülen bir dış politikayı yaratmıştır. Bu hırs ise artık ulusal güvenlik krizi haline dönüşmüş ve stratejik skandal olmuştur.

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS