- IMKB

- 54.810
- Dolar

- 1,8425
- Euro

- 2,3065
- Altın

- 619,17
- Ankara : 13 °C
- İstanbul : 16 °C
- İzmir : 13 °C
- Adana : 16 °C
- Antalya : 15 °C
- Diyarbakır : 13 °C
Şanlıurfa Baro Başkanı Güven 3. Yargı Paketini Değerlendirdi
Şanlıurfa Baro Başkanı İrfan Güven yaptığı yazılı açıklamada, 3. yargı paketi, küçük yaşta evlendirilen çocuklar ve Dink davası gibi bazı konularda açıklamalarda bulundu.
Başkan Güven yaptığı açıklamada yargı paketine değinerek, "Adalet Bakanlığı tarafından açıklanmış bulunan 3. Yargı paketinde katıldığımız olumlu düzenlemelerin yanı sıra katılmadığımız ve çekincelerimizin bulunduğu kısımların da bulunduğunu, kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Paketin bir yönüyle oluşan yüksek beklentileri karşılamaktan uzak, 'Reform' olarak adlandırılacak derecede ağırlığının bulunmadığını, çalışmayla bazı yargılamalardan vazgeçilerek yargıda biriken dava dosyalarının eritilmesinin
amaçlandığını söyleyebiliriz. Hukuk çevrelerinin beklentisi olan uzun tutuklama sürelerinin kısaltılması, TMK'daki hukuka aykırı düzenlemeler ile düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanması konusunda arzulanan çözümlerin pakette yeterince bulunmadığını da belirtmek isteriz" dedi.
Yargı paketinin detaylı incelendiğini ifade eden Başkan Güver, "Paketle yargıyı hızlandırayım derken olası ekonomik sonuçlarının yeterince düşünülmediğini ve sadece Adalet Bakanlığındaki yargıçların gözüyle yasa tasarısı hazırlığının buna yol açtığını düşünüyoruz. Özellikle ekonomik, siyasal ve sosyal sonuçlar doğurmaya aday konulardaki yasa çalışmalarının hakim ve savcılardan oluşan yargı bürokrasisi üzerinden yürütülmesi, isabetli bir tercih değildir. Bu nedenle toplumun nabzını tutabilmesi için Adalet
Bakanlığının sadece yargıçlara açık olan kadrolarına iktisatçı, sosyolog, iletişimci ve avukatları da katması gerekir. Karşılıksız çek keşide edenlere yönelik hapis cezasının kaldırılması yargıdaki iki milyon dosyayı işlemden kaldırmakla yargının yükünü epey hafifletecek gibi görünüyor. Şanlıurfa Barosu olarak ekonomik nedenlerle bireylerin cezalandırılmaması gerektiği düşüncesini hukuki ve doğru bulduğumuzu belirtmek istiyoruz. Ancak karşılıksız çek keşide etmenin cezalandırılmasından vazgeçilirken
uygulamada bir dolandırma aracı haline gelen çek kullanım biçiminin engellenerek alacaklıların korunmasını sağlayacak düzenlemelerin eş zamanlı olarak yapılmamış olmasının kötü niyete prim vermek gibi sonuçlar doğuracağı dikkate alınmamıştır. Türkiye her şeyin kayıt altında olduğu bir AB ülkesi değildir. Kötü niyetli borçlular rahatlıkla varlıklarını gizleyebilmekte alacaklıdan malını kaçırabilmektedirler. İcra dairelerinde her türlü nakdi tahsilat banka aracılığıyla yapılacak. Bu kapsamda vekalet ücretinin
1136 sayılı Avukatlık yasasındaki karinenin aksine bir durum yoksa vekile ait olduğu gözetilmeden bankada alacaklı hesabına yatırılması da yasaya aykırıdır. Ayrıca bu durumda vekil ile asil arasında savunma mesleğini yıpratacak ihtilaflar meydana gelecektir. Tutuklama süreleriyle ilgili ve tutuklama kararlarına ilişkin çalışmalar yeterli değildir. Uzun tutukluluk süreleri hakkında herhangi bir değişiklik yapılmazken, tutuklamanın gerekçelerinin belirtilmesinin istenilmesi konuya çözüm getirecek bir yenilik
değildir. Mevcut yasada da zaten tutuklama halinde gerekçe zorunlu iken hakimler tarafından buna uyulmamaktadır. Sorun yasal değil zihniyet ve iş yükü sorunudur. Bu konuda tutuklamayı yapan hakimlerin yaptırım gerektirecek şekilde performans kriterine tabi tutulmaması halinde istenen sonuç alınamayacaktır. Dosyadaki gizlilik kararının 3 ay ile sınırlandırılması ve bir daha arttırılamaması olumlu bir adımdır. Ancak şüphelinin tutuklamaya sevk edilmesi halinde mutlaka savunmasını yapabilmesi için sevkle
birlikte, alınan gizlilik kararı da o anda hiçbir işleme gerek kalmadan ortadan kalkmalıdır. Aksi halde hürriyetinden yoksun bırakılma tehdidiyle karşı karşıya kalan şüphelinin etkin savunma yapma hakkı elinden alınmış olacağı gibi adil yargılanma hakkı da ihlal edilmiş olacaktır. Ayrıca uygulamada istisnai olması gereken şüpheli ve müdafiinin dosyaya erişimini engelleyen gizlilik kararlarının keyfi bir şekilde genelleştirilerek, hemen hemen her dosyada savunma hakkını ortadan kaldıracak şekilde alınıyor
olmasını engelleyici bir düzenleme yapılmaması, en azından bu konuda suç tiplerinin daraltılmaması da ihtiyaca cevap vermemektedir" açıklamasında bulundu.
Başkan Güven, adaletin hızlandırılması çabasının anlamlı olabilmesi için kalıcı çözümlere ihtiyaç duyulduğunu da hatırlatarak, "Bunun yolu bireylerin bütün hak ve özgürlüklerinin yargılama konusu yapılmaksızın verilmesinden geçer. Yani tam bir Hukuk Devleti olmak gerekir. Bu açıdan bakıldığında, göstericilere daha ağır ceza vererek gösterileri sona erdirme çabasının sonuç vermeyeceğini, aksine gösterilerin ancak hak arama biçimi olmaktan çıkarılması, varsa gösterilerin altında yatan haklı taleplerin
önceden belirlenerek vatandaşlara anayasal eşitlik temelinde sunulması, yani önleyici tedbirlerin gerçek anlamda alınması halinde yasaların anlamlı olacağı aşikardır. Ancak o zaman bir adalet reformundan bahsedilebilir. Bu bakımdan yeni suçların tanımlanması, cezaların artırılması kaygı vericidir"
Düzenlemeyle molotof kokteyli, patlayıcı madde bulundurma suçunun düzenlendiği TCK'nun 174. maddesi kapsamında 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağını anlatan Başkan Güven açıklamasını şöyle sürdürdü, "Molotof'un bir örgüt adına kullanaılmasından vazgeçilirken uygulamada bir dolandırma araılması durumunda ise ceza yarı oranında artırılacaktır. Hukuk kurallarını koyanlar öteden beri çözümü, ceza sisteminde aradılar. Suçun işlenmesine neden olan saikleri ortadan kaldırmayı hiç
sorgulamadılar. Şüphesiz insan yaşamına yönelen her eylem ve araç kabul edilemez ve bunlar ceza hukukunun ilgi alanına girer. Özellikle İstanbul'da şehir içi otobüsüne atılan molotof sonucu yaşamını yitiren genç kızın geride bıraktığı hazin öyküsü kamuoyunu ciddi bir şekilde rahatsız etmişti. Ancak bu düzenleme yine çocukları vuracak gibi. Kamuoyunda taş atan çocuklar diye tanımlanan davalardaki gibi uzun tutukluluk sürelerinin bir benzerinin çocuklar için yaşanması riski söz konusu. Eylemlerde suçun
anlam ve önemini kavrayamayacak olan çocuklara molotof attırılması halinde ise can kaybı yaşanmasa da orantısız bir ceza öngörülüyor olması da endişe verici. Ayrıca molotofun bulundurulması suç olarak kabul edildiğinden silah amacıyla bulundurulacak olan molotofun örneğin evlerde bulunan benzin şişesiyle nasıl ayırt edileceği de uygulamada ciddi sorunlar yaratacaktır"
Basın davalarında erteleme, hafif suçlarda tutuklama yerine adli kontrolün uygulanması gibi değişiklikleri olumlu gördüklerini vurgulayan Başkan Güven, "Suç işlemiş kişilerin çalışma koşullarını ömür boyu zorlaştıran onları toplum dışına iten dolayıyla tekrar suç işlemelerine neden olan adli sicil kayıtlarının belli bir süre sonunda silinmesi yönündeki çalışma olumludur. Diğer taraftan idarenin görev alanına giren konuları yargıdan alıp zaten asli görevleri arasında olan idari makamlara vermek yargının
yükünün hafifletilmesi kapsamında olumlu bir gelişmedir"
Başkan Güven Dink davası ve çocuk istismarı konularına da değinerek açıklamasını şöyle tamamladı: "Yapılması düşünülen düzenlemeyle küçük yaşta zorla evlendirilip, cinsel yönden istismar edilen şiddet gören doğum için hastaneye giden çocuklar veya şiddet gören kadınlar hastaneye başvurduklarında, doktorların bu suçları adli makamlara bildirmemeleri durumunda verilen hapis cezası ortadan kalkıyor. Bu düzenlemeyle suçu bildirme zorunluluğu kalktığından çocuklar ve suç mağduru kadınlar daha da korumasız
kaldı. Bu açıkça çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetle mücadelede bir geri adımdır. Şanlıurfa Barosu olarak bir hukuk kurumu olmanın bilinciyle süren yargılamalarda görüş belirtmemeye özen gösteriyoruz. Ancak kamuoyunda geniş yer tutan ve mahkeme başkanı dahil herkesin düşünce ve yorumda bulunduğu Hrant Dink davası ile ilgili olarak esas hakkında olmamakla birlikte yargılama usul ve sonuçları hakkında birkaç cümle ile görüşlerimizi belirtmek zorunlu hale gelmiştir. Baştan belirtelim ki, hayal kırıklığı
yaşıyoruz. Çünkü 5 yıl boyunca özverili çalışma yürüten Dink ailesi ile avukatlarının ve aydınların, insan hakları savunucularının ısrarlı takibine rağmen davanın arka planının aydınlatılmaksızın bu şekilde sonuçlanmasını şaşırtıcı buluyoruz. Halen görevi başında olan ve vicdanen rahat olmadığını beyan eden mahkeme başkanının açıklamalarını da şimdiden hukuk tarihine not edilmiş bir garip açıklama olarak nitelendiriyoruz. Cinayetin hemen ardından gösterilen duyarlılığın yargılama sürecikdlmasından
vazgeçilirken uygulamada bir dolandırma arande yeterince gösterilmemesini kamu görevlilerinin bunca imkana rağmen yargı önüne çıkarılmamasını manidar buluyoruz. Korumacı reflekslerle devlet içinde gömülü birimlerin adalete teslim edilmemesi tamamen irade eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan da yukarıda yargı paketi için bahsettiğimiz sözü tekrarlamak istiyoruz. Sorun yasal değil, sorun zihniyet sorunudur. Şayet bu davada bir çocuğa tetik çektiren karanlık örgütsel yapı ortaya çıkarılamaz ise hiç
kimsenin hukuksal güvenliği olamayacaktır. Bu dava samimiyet testi açısından yani sistemin ötekileştirilenleri koruma iradesinin var olup olmadığının anlaşılması bakımından turnusol görevi görecektir".
- Bugün
- Dün
- Bu Hafta
- Bu Ay
- Eurovision'da Türkiye üzüldü, sevinen İsveç oldu !
- İsveç'in adayı muhaliflerle görüşünce...
- Bu polis Twitter'ı salladı !
- İzmir'de sapık baba dehşeti
- ATM’ye dokunan yanıyor
- "En düşük maaş 1.757 TL olacak"
- İsrail'den Türkiye'ye One Minute
- "Survivor’a katıldığım için çok pişmanım"
- Gökçek twitterı yine salladı
- Bu sözcükler takibe alınıyor !
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim








Sporun doğru adresi
Kadinlara çok özel bir haber
Medyanın 24 saat açık kafesi













































Bu habere ilk yorum yapan siz olun.