Tunceli'de bazı açıklamalarda bulunan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın Dersim olayları konusunda, Dersim’lilerle alay eder gibi acıların hafife alındığını belirterek ve Başbakan Erdoğan hakkında bazı sözler söyledi. Eminim bu sözlere cevap hem başbakandan hem de çoğu gazeteciden gelecektir.
Ben aynı konuşmada yapılan bir başka söze takıldım. Diyor ki Demirtaş; Hiç kimse Kürt halkına silahı bırakın dememeli! Ve ekliyor: Kürtler dağa nasıl gidilir biliyor!
Ağzını her açtığında demokrasi kahramanlığına soyunan Demirtaş bu sözleriyle silah ve şiddetin yanında olduğunu kendi ifadeleriyle tespit etmiştir. Bu aynı zamanda tescil ifadesidir.
Türkiye’de yaşanan can kayıplarının ve terör olaylarının son bulması ve normal hayata dönüşün önünde bazı engeller var. Hükümet ağır aksak da olsa bu engelleri kaldırmaya niyetli. Bayağı yol da alındı. Fakat Kürt siyasetçiler de barış ve gerçek demokrasi için elini taşın altına sokmalıdırlar.
Yollara döşenen mayınlardan, dağdan, karanlıktan atılan kurşunlardan, uzun namlulu silahlardan, öngörüsüz siyasetçilerin deli saçması açıklamalarından dolayı barış bu ülkeye gelemiyor ki!
Özellikle Kürt Milliyetçisi siyasetçiler, BDP PKK’nın döktüğü kanı meşru göstermektedirler.
Anlaşılan o ki; BDP’nin bu kanın durmasıyla pek ilgisi yok. Çünkü bu açıklamalar sürdükçe PKK silah bırakmaz, asker-polis katletmeye, suçsuz sivilleri öldürmeye devam eder. Karakollar bombalanır, yollara mayınlar döşenir.
Peki, askerler vurulup, karakollar bombalanırken askerin eli armut mu toplamalı?
Bir aklıselim PKK’ya yeter demeyecek mi?
Başka insanların canları üzerinden siyaset yapmak doğru değildir.
Türkiye’de 1984 yılından beri çok can kayıpları yaşandı. Yitirilen insan sayısı küçük bir il sayısı kadar. Bu alenen bir savaştır ve savaş bir strateji oyunu değildir. Oyun hiç değildir.
Savaş oyunu bilgisayarlarda oynandığı gibi değildir.
Birden fazla “can” savaş oyunlarında olur.
Gerçek hayatta “can” toprağa düşerse yeşermez bir daha.
BDP’li siyasetçiler Kürtleri dağa çıkarmaya teşvik edeceklerine hep birlikte barış içinde yaşamanın yolunu aramalıdırlar.
Sevdiğim bir şarkı sözüdür. Bütün dünya buna inansa, bir insansa hayat bayram olsa… İnsanlar el ele tutuşsa birlik olsa uzansak sonsuza!
Kürtlere doğum kontrolü
Prof. Anıl Çeçen, Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nda “Neden bugün Türklere yönelik bir doğum kontrolü yapılırken Doğu Anadolu’da yoksul Kürtlerin 10 tane çocuğu var? Ben araştırdım. Baktım ki, Dünya Bankası fonlarından bunlara para yardımı yapılıyor. Burada bir plan var” diyor.
Lütfen söyler misiniz?
Haksız mı?
Bu yazıya 4 yorum yapıldı.
her şeyi konuşa da biliyorsun.yalan gerçek demeden dinliyoruz da. bu durumda hala neden öldürüyorsunuz.türk milletini mi bitireceksiniz öldürerek. türk milleti siz dağ çıkmayasınız diyesizetahammül ediyor ken. dağa ancak ayılarçıkar.ama onlar bile sadece karnını doyurmak için öldürüyorlar.
BeğendimBeğenmedimSevgili misafir. Ana dil için kürtler Türkleri mi öldürüyor. madem öyle çerkezler lazları vursun. oldu mu. böyle olur mu. bu söylediklerin ayrı bir devletin unsurları sende biliyosun. bu mümkün mu.
BeğendimBeğenmedimYuvarlak eleştirilerle değil somut önerilerle gelseeniz okuyucunun karşısına.Yıllarca bu sözler söylendi bu eleştiriler yapıldı ve bunlar hakkında bir sürü yazılar yazıldı ama somut önerilerden kimse söz etmedi mesela siz bu sorunun bitmesi için ne yapmalı türk hükümeti.mesela anadilde eğitim girmelimidir MEB müfredatına Yada mahkemelrde kürtçe yargılama yada savunma olmalımıdır yada tapuda trafikte her memur kürtçe veya başka bir dil öğrenmek zorundamıdır.En bariz istekleri budur çünkü.
BeğendimBeğenmedimPatates gibi çoğalıyorlar hemde, tek farkları patateslere kimse maaş vermiyor...
BeğendimBeğenmedim