• Sinan Oğan'ın toplantısında arbede çıktı
  • Devlet Bahçeli: ''Ülkücüyüm diyen...''
  • Erdoğan'dan yine olay olacak ''Hayır'' çıkışı
  • PKK'ya darbe üstüne darbe ! 33 terörist öldürüldü
  • 3 milyon mülteci Türkiye yolunda !
Serdar Durat

Savaşa Girmek İçin Silahına Değil Bilançona Bak

Değerli düşünür dostlarım,

Bir yılı aşkın süredir devam eden Türkiye Suriye ile savaşa mı girecek tartışmaları adeta paranoya halini aldı ve toplumsal bir kaygıya dönüştü. Böyle bir savaşın gerek bu iki ülke, gerek ortadoğu coğrafyası için ve gerekse küresel ölçekte nasıl sonuçlar oluşturabileceği konunun doğrudan ve/veya dolaylı aktörleri tarafından değerlendirilmektedir. Türkiye’de muhtelif emperyal empozeler ve sanal dış teşviklerin tesiri ile Suriye’ye askeri müdahale için çok hevesli olan şahinler bir yana aklıselim sahibi çok büyük bir çoğunluk kesinlikle böyle bir savaşa girilmemesi gerektiğine inanmaktadır.

Bir ülkenin başka bir ülkeye savaş ilan etmesi hiç kolay verilecek bir karar değildir.

Evvelemirde tüm diplomatik çözüm olanaklarının sonuna kadar,layiki ile denenmiş ve tıkanmış olması zarureti vardır. Uluslararası camiada mütecaviz (saldırgan) konuma düşmemek için çok haklı gerekçelere sahip olunmalıdır. Türkiye’nin cumhuriyet tarihinde; meşru zemini olmayan ve ulusal beka ihtiyaçlarının zaruri kılmadığı bir askeri müdahalede bulunmak geleneği yoktur. Yurt içinde kamu oyu diplomasisi itina ile yönetilmelidir. İşin hukuksal yönü aşıldıktan sonra da kendi gücümüz ile muhatabımızın imkan ve kaabiliyetlerini mukayese etmek durumundayızdır.
Eğer gözümüz kesiyorsa ve TBMM den onay çıkarsa milli seferberlik ilan edilir, hükümet tarafından Silahlı Kuvvetlere direktif verilir. Tabiatı ile bahse konu direktifte öncelikle harbin amacı belirtilir ve Silahlı kuvvetlerin bu görevi yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu kaynaklar emrine tahsis edilir.

Değerli düşünürler, esas mesele işte tam da burada kaynak temininde düğümlenmektedir. Lojistik destek harbin zaferle sonuçlanabilmesi için en hayati ve egemen parametredir. Bir başka deyişle silahla savaş, sürdürülebilir lojistik destek ister ve bu da ekonomik değer yaratabilme/üretebilme yeteneğini gerektirir.

Harp süreci %100 doğrulukla önceden hesaplanabilir bir şey değildir. Umduğumuzdan çok daha uzun zamana yayılabilir. Stok seviyelerimizin erimesine rağmen harbin bitmemesi ihtimali çok yüksektir. O vakit savaşa devam azim ve iradesini besleyebilecek kaynak temini ve tedariği belirleyici olacaktır. Harp silah araç ve gereçleri eğer milli olanaklarımızla üretemiyorsak temini için yabancı üretici ülkelere bağımlı olduğumuz ve çok büyük meblağlar ödememizi gerektiren malzemeler/sistemlerdir. Yerli savunma sanayiimizin durumu malumdur. Her türlü iyi niyetli çabaya rağmen henüz TSK  envanterindeki harp silah araç ve gereçlerinin ancak çok mütevazı bir kısmını üretebilmektedir. Türkiye’yi savaşa sokmak isteyen ve lojistik destek taahhütleri veren ülkeler , emin olunuz ki bölgesel ve küresel konjoktürün değişmesi halinde kesinlikle bu sözlerini tutmayacaklardır. Ayrıca halen ülkemizde bir kurtuluş savaşı destanı yazabilecek toplumsal psikolojik iklim de mevcut değildir. Zira doğrudan bir tehdit algısı yoktur. O halde özetle demem odur ki bu günün dünyasında ve bu koşullarda ancak paranız kadar savaşabilirsiniz..Peki bizim böyle bir savaş için harcayacak paramız var mı ? Gelin isterseniz bazı bilimsel-ekonomik verilere birlikte göz atalım ve bilahare karar verelim.

1. Türkiye, enerji kaynakları bakımından net ithalatçı ülke konumundadır. Türkiye ham petrol ihtiyacının yalnızca yüzde 6'sını, doğal gaz ihtiyacının ise ancak yüzde 4'ünü kendi kaynaklarından karşılayabilmektedir. 2011 yılı içinde Türkiye'nin ithal ettiği petrol ve doğalgaz faturası  yaklaşık 50 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Sektör aktörlerine göre, bu oranı minimuma indirgemek için Türkiye'nin 2020 yılına kadar yatırım ihtiyacı 130 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. EPDK analizlerine göre ise, Türkiye'de 2010-2030 döneminde yapılacak enerji yatırımlarının toplamı 225-280 milyar dolar.

2. Türkiye’de yaklaşık 13 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Buda ülke nüfusunun en düşük gelire sahip % 20 lik bölümünün en temel insani ihtiyaçlarını karşılayabilecek sınırların altında olduğunu gösteriyor.


3. Türkiye’nin cari açığı : Merkez bankası tarafından ,2012 yılı Ocak ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerine göre, 5 milyar 998 milyon dolar olarak açıklanmıştır.

4.  Türkiye 'nin toplam dış borcu gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 41'ine karşılık gelirken. Küresel ekonomiye yön veren 4 kuruluşun (IMF , Dünya Bankası, OECD ve Uluslararası İşlemler Bankası) ortak verilerine göre, Türkiye'nin toplam dış borcu 2011'in 3'üncü çeyreği itibariyle 309,6 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.

5. Terörle mücadele yolunda Milli savunmaya ayrılan bütçenin önemli bir kısmı tüketilmektedir. Bugüne kadar harcanan miktarın 400 milyar usd mertebesine ulaştığı bilinmektedir .( Ref :Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik)
    
Değerli düşünürler,devletin resmi kurumlarınca açıklanan bu istatistik gerçekler önümüzde dururken ve ülkemize doğrudan bir saldırı sözkonusu değil iken savaşa girmek ve TSK ne haydi bakalım gazanız mübarek olsun diyebilmek ne kadar rasyonel ve ulusal çıkarlarımıza uygun olabilir dersiniz ?

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

19.04.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS