SAYIN SAVCIM,
Biliyorum imzasız ihbar mektuplarına da itibar ediyorsunuz ama ben adımı, adresimi yazımın altına yazacağım. Bence böylesi daha ahlâklı, daha doğru olur. Hem suçladığım kişiler beni tanır, hem sizler, Adaletin mümtaz temsilcileri tanır, hem de kamuoyu daha iyi tanımış olur.
Sayın Savcım;
Birinci şikâyetçi olduğum kişi Fethullah Gülen’dir. Kendisi ABD Utah’ta yüzlerce dönüm bir çiftlikte, onlarca bakıcısı ile yaşamaktadır. Hem de yıllardır yaşamaktadır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde okulları vardır. Türkiye’de, gizli medya patronudur. Samanyolu TV, Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi ve Aksiyon Dergilerinin gerçek sahibidir. Örgütünde kendisinden başka ikinci adam bilinmemektedir. Gazete ve Dergilerin büyük kısmı bedava olarak dağıtılmaktadır. Kendisi Bağ-Kur emeklisidir. Emekli maaşı ile bu işlerin yapılması mümkün olmadığına göre bu servet nereden gelmektedir? Bu soruları Hocaefendi’nin gazete ve tv deki adamlarına sordum. Cevap veremiyorlar. Onlar, kendilerini sorgulamak ve Demokrat olmanın olmazsa olmaz şartı “Şeffaflık” yerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne vurmakla, çamur atmakla meşguller. Benim düşüncem, bu kadar gizlilik ve basındaki yazılanlara göre 25 milyar Dolara ulaşan bir servet ancak gizli bir örgütü finanse etmekte ve yönetmekte kullanılabilir. Bu örgütün, “Mehmetçik Vakfı” veya “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” olmadığı açıktır. Sayın Savcım, bu sebeplerle ihbar ediyorum, Sayın Hocaefendi gizli bir örgütün hem 1 numarası, hem de kasası olabilir mi?
Sayın Savcım;
İkinci Şikâyetçi olduğum kişi Remzi Gür’dür. Geçenlerde Sayın Başbakan ile Sayın Remzi Gür’ün telefon görüşmeleri basına yansıdı. Sayın Başbakanı çok eskiden beri tanıyan biri olarak, gönül huzuru ile söylüyorum ki Sn. Başbakan ABD’de yaşayan kızına 25 Bin Dolar para gönder derken, Remzi Gür’ü denemek istedi. Tuzağa düşen Remzi Gür, Başbakanımızın kızına zorla 25 bin Dolar göndermiştir.
Sayın Savcım, bu sebeple ihbar ediyorum. Sn. Remzi Gür, Sn. Başbakanımızın kızına zorla RÜŞVET vermiştir. Gereğinin yapılmasını arz ederim.
Sayın Savcım;
Üçüncü Şikâyetçi olduğum kişi Sn. Deniz Baykal’dır. Kendisi CHP’nin Genel Başkanıdır. Başka işi yokmuş gibi devamlı olarak, Atatürk’ü, Lâik Cumhuriyeti, Vatanın bölünmezliğini savunur. Benim şikâyet konum bu değildir. Ben Sn. Baykal’ın DENİZ FENERİ ile ilgilenmesine, gündemde tutmasına ve Almanya Yargısının, “Yüzyılın Yolsuzluğu” dediği bu olayı Türkiye’nin önüne getirmesine kızıyorum. Bazı gazeteler bile yazıyor. Deniz Feneri davası “DEVLET SIRRI” oldu diye. Hepimiz anladık bir tek Sn. Baykal anlamadı. Hâlbuki her şey milletin gözü önünde oluyor. Daha geçen ay, Deniz Fenerinin depoları, dava açıldıktan sonra 12 ay gibi kısacık bir sürede arandı. Tüm paparazzi muhabirleri bile çağırıldı ve kendilerine kuru ve ıslak pasta ikram edildi.
Sayın Savcım, bu sebeple ihbar ediyorum. Sn. Baykal bu işin üstüne giderek, cemaatin tüccarlarının, Deniz Feneri Derneğine mal satmalarını engellemiştir. Gereğini arz ederim.
Sayın Savcım;
Son ve en büyük şikâyetçi olduğum kişi, Sayın Süleyman DEMİREL’DİR. Bildiğiniz gibi kendisi 9.Cumhurbaşkanımızdır. Dünya’da yaşayan en tecrübeli liderdir. Allah uzun ömür versin. Bu temennim şikâyetçi olmamı engellemez.
Sayın Demirel, Sayın Cindoruk’a talimat vererek, Merkezde bütünleşmenin gerçekleşmesi sağlamıştır. Bu Siyasi hareketin büyük çapta bir deprem etkisi yaratacağını, yandaş medyanın kızgınlığından anlıyoruz. Bu siyasi hareket Demokrat Parti’yi çok öne geçirecek ve Aklı Karışıklar Partisini alaşağı edecek ve hesap verme dönemi başlayacaktır.
Sayın Savcım, bu sebeple ihbar ediyorum. Sayın Demirel bu hareketi başlatmakla AKP’yi düşürme ve Yüce Divan sürecini başlatmıştır. Gereğini arz ederim.
Sağlık ve başarı dileklerimle.
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
Yazardan not:
Sayın Serdaroğlu ,bu dilekçesine, halktan da destek isteseydi
Kaç imza toplardı acaba…?
Savcı mı ne yapmış…….? Henüz bilmiyoruz…belki, Anayasa Referandumunu bekliyordur…..! belki de,henüz ıslak mı, kurumu onu kontrol ediyordur…..!