Ordu, askeri mahkeme ve darbe kelimelerinden ne denli nefret ettiğinizi gayet iyi biliyorum.
Türk Ordusunun, Danimarka ordusuna benzemesi gerektiğini ifade ederek, sürekli olarak, Danimarka vatandaşlarının, Danimarka Genelkurmay başkanının ismini bile bilmediklerini vurguluyorsunuz.
Sayın Altan,
Danimarka ordusu hakkındaki bilgi düzeyinizin seviyesini bilemiyorum. Ama, Danimarka Ordusunun, Türk Silahlı Kuvvetlerine benzemek için çok çaba sarfettiğini ben gayet iyi biliyorum. Bunu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"nde, Birleşmiş Milletler Barış Gücü Danimarka Sektörü nezdinde bir yıl görev yapmış bir irtibat subayı (P.Astğ) olarak rahatlıkla belirtebilirim.
Sayın Altan,
Belgeler ve gerçeklikleri konusundaki engin görüşlerinize sığınarak diyorum ki, keşke bizim hukuk sistemimiz de, Almanya"daki hukuk sistemine benzeseydi. Ya da, İngiltere"deki gibi, bakanları istifaya kadar götüren o basit gerekçe karşısında takınılan ahlaki tavırlara sahip olabilseydik. Almanya"da yaşamadığı halde, Alman yargısının ortaya çıkartmak için peşine düştüğü zihniyet ve uzantılarıyla Türkiye"de demokrasicilik oynayan sizin gibi Prof. ünvanlı kişilerin mevcudiyeti, bizim gerçek demokrasiye ulaşamamızın en büyük nedeni. Biliyorsunuz, Danimarka"da da, Hükümet seçimler öncesi halka üçlü kanape dağıtıyor.
Başyazarı olduğunuz Gazetenin de demokrasi anlayışını içinize sindirip, insanlara demokrasi dersi vermeye çalışmanızı anlamakta güçlük çekiyorum. Demokrasiyi savunmanın! bir bedeli vardır. Sanırım, siz bu bedeli peşin aldınız.
Askerin olduğu iddia edilen belgenin peşine düştüğünüz kadar, sivil belgenin peşine de düşebilseydiniz keşke! Üstelik, sivillerin belgesi, demokrasi kültürünün yerleşebilmesi acısından, askerlerin belgesinden daha vahim. Gazetenizin de yok saydığı bu sivil Alman belgesini, özgür ve demokratik bir şekilde gündeme getirememenizin üzüntüsünü yaşıyor musunuz?
İşte, "O" belge ile ülkemizde demokrasi tesis ediliyor, sayın Altan. Yaşadığınız bu üzüntü de, umarım bahsettiğim bedelle fazlasıyla tazmin edilmiştir.
Bu yazıya 14 yorum yapıldı.
ama pardon apo sayın olduysa o da olur
BeğendimBeğenmedimAldırmaz Nevzat’ın bunca taşına,
BeğendimBeğenmedimGöz diker yoksulun lokma aşına.
Güçsüze zalimdir, çöker başına,
Güçlüden merhamet dilenir bunlar
Halk Ozanı Karamanlı Nevzat
Utanmazlar gemi azıya aldı,
BeğendimBeğenmedimSersem mayın gibi dolanır bunlar.
Bataklık savunmak bunlara kaldı,
Gönüllü çamura bulanır bunlar.
Bunlar, doğru yoldan sapar utanmaz,
Namus defterini kapar utanmaz,
Isırmazsa eli, öper utanmaz,
Dudağı kirlense yalanır bunlar.
Kılıktan kılığa her şekle girer,
Doğruya yönelmez, ayağı direr.
Haşmetli eteğe yüzünü sürer,
Merdin paçasında bilenir bunlar.
Yalancı muhbirdir, ahlaken fakir,
BeğendimBeğenmedimİktidar yağlamak bunlarca zikir.
Zalimin önünde dualar okur,
Mazlumun ardından ilenir bunlar.
Devletin malına çekinmez dalar,
Birisi ‘höt’ dese, ...... yalar.
Her türlü toprağa kökünü salar,
Lağım suyu ile sulanır bunlar.
Şahsi çıkar için paralanırlar,
Her dönem birine kiralanırlar.
Eşeğin ardında sıralanırlar,
Deve kervanına ulanır bunlar.
medyayı bu kadar takip eden birisi olarak aydın beyin adını ve yazısını ilk kez okuyorum.mehmet altan gibi profları ülkemizdeki demokrasinin gelişiminin önündeki en önemli engeller olarak görmesi,sn.yazarın demokrasinin tanımını aristonun dönemindeki tanımına(halkın halk tarafından yönetilmesi)takılıp kaldığını gösteriyor.mehmet altan gibi bu ülkenin yüzakı değerlerine çatmak için biraz birikim sahibi olmak gerekmezmi aydın bey?
BeğendimBeğenmedim