Serdar Durat

Seçim Sonrası Durum Tespiti

Değerli düşünür dostlarım,

Seçim sonuçlarını demokratik bir olgunlukla hazmetmeye çalışırken, ülkemizin ve milletimizin bekası, iç barışımız ve millet olarak ayni topraklarda bir arada, hür - eşit yurttaşlar olarak yaşama azim ve irademizi yitirmemek gerektiği inancımı muhafaza ediyorum. Gayet tabidir ki sonuçlar politik ve  sosyolojik açılardan analiz edilmelidir.

Siyaset bilimi, psikoloji ve sosyoloji uzmanları bilimsel değerlendirmelerini yapacaklardır. Şu an için öncelikli ihtiyacımız gerek kültürel ve gerekse sosyo ekonomik bazda toplumumuzda oluşturulan sınıflar-zümre ler ve camialar arasındaki duygusal kopuşun, birbirlerinden uzaklaşmanın, kutuplaşmanın ivedilikle tolere edilmesidir. Bu gerginlik daha fazla uzarsa sosyolojik bağışıklık sistemimiz iyice çökecek ve toplumda zaten var olan kırılma-tahammülsüzleşme hali giderek geri dönüşü olmayacak düzeye gelecek ve nefrete dönüşebilecek kaygısındayım.

Birbirinden nefret eden bireylerin ,grupların oluşturduğu kalabalıklardan Millet yaratabilmek mümkün değildir. Ne yazıktır ki şu anda halkımızın genel durumu pek umut verici değildir. Halk otobüslerinde, metrobüslerde, dolmuşlarda sıkış pıkış ayakta yolculuk eden yurttaşlarımız yanlarından geçen lüks araç içindeki vatandaşlara adeta öfke ve kin içinde bakmakta, lüks araç içindeki vatandaşlarımız ise toplu ulaşım araçlarında ayakta sıkışık halde yolculuk eden vatandaşlarımızı tabiri caiz se yok sayma eğilimindedirler. Aralarında sadece bir kaç yüz metre mesafe olan iki uç yaşam standartı biribirinin gözü önünde sürdürülmektedir. Milyon liralar değerindeki konutlarla gecekondularda açlık sınırının altında yaşayanlar karşılıklı bağırsalar seslerini duyarlar.

Sevgili Okurlar,

Daha somut olarak ifade etmek gerekirse , ekonomik özgürlük ve eğitim seviyesi bakımlarından aralarında derin uçurumlar olan geniş kitleleri ortak değerler altında birleştirip barıştırmak, birbirlerini kabul edebilecek hoşgörüye sahip kılmak hiç kolay değildir. Bunu başarabilmek ancak gerçekten karizmatik, dürüst, kitleleri peşinden sürükleyebilecek vizyon ve paradigma sahibi olan güçlü liderle mümkün olabilir.

Dışlandıklarını, önemsenmediklerini , fırsat eşitliğinden istifade edemediklerini ve milli kaynaklardan hak ettikleri payı alamadıklarını düşünen kitleler aidiyet duygularını tatmin edebilmek ve kimlik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için arayış içinde olup satın alabildikleri yegane çare , kendilerine bu duygusal güveni veren siyasi partilere destek vermektir.

Bu dönemde toplumumuzun bu duygu ve inanç sahibi olan kesimlerinin taleplerini AKP karşılamakta veya en azından bu algıyı etkili bir şekilde pazarlayabilmektedir.

Hal böyle olunca, AKP sempatizanlarının seçmen davranışları özellikle 17 Aralık 2013 ten itibaren meydana gelen yolsuzluk ve rüşvet iddialarının kirlettiği ortamdan dahi etkilenmemiştir. Her türlü güven sarsıcı bilgiye rağmen AKP seçmeni kendisine en yakın parti olarak AKP yi görmeye devam etmiştir. Ya iddialara hiç inanmamış ya da AKP MV Burhan Kuzu'nun dediği gibi iddialar doğru bile olsa anlamamıştır..

Öte yandan özgürlükler konusunda AKP oydaşlarının pek sıkıntısı olmadığı da anlaşılmaktadır. Sosyal medya araçlarından Twitter ve Youtube'un idari tasarrufla kapatılması AKP oydaşları arasından bu araçları aktif olarak kullananların oranı % 5 seviyesinde olduğu için seçimlerde rol oynamamıştır.

Öte yandan AKP iktidarı ile üllkemizin en büyük spor kulüpleri arasındaki ihtilaf da zannedildiği gibi bu camiaların AKP ye oy vermemesi sonucunu doğurmamıştır.

Gezi Parkı eylemlerinin tetiklediği, çağdaş yaşam tarzlarını ve özgürlüklerini korumak adına yaşanan sivil hareket dahi ne CHP nin oylarını yükseltmiş ne de AKP ye oy kaybettirmiştir.Şehirler ve ilçeler bazında yorum yapmak istemem ama Reyhanlı'da AKP nin kazanmasının analizi benim müktesabatımı aşan ve bireysel değer stoklarımla açıklayabileceğim bir durum değildir.

AKP ye karşı ittifak görüntüsü vermeyi içlerine sindiremeyen siyasi partiler politik duruşlarını ve politikaları sürdürmeyi tercih etmişler ve kendi adaylarında ısrarlı olmuşlardır. Bu tercihleri istemeden de olsa AKP nin bayrağını zirveye taşımasına destek sağlamıştır. Özellikle İP nin siyasi tarihimiz boyunca elde edebildiği oy oranı malum iken konjonktürel bir heves ile diğer partilerle işbirliğine yanaşmayıp münferiden hareket etmesi ve hiç bir kazanma şansı olmadığı halde kendi aday ları ile seçime girmesi çok küçük farklarla AKP nin kazandığı yerlerde AKP nin değirmenine su taşımıştır.

Değerli düşünürler,

Hiç bir mazeret başarıdan daha üstün ve kıymetli değildir. AKP nin Türkiye geneli itibarı ile seçim başarısı yadsınamaz. Ne elektrik kesintileri, Sanal hayali oy söylemleri, Suriye'li göçmenlerin oyları, ne makarna kömür desteği ile oy devşirme serzenişleri, iktidar kaynaklarının parti leyhine kullanıldığı şikayetleri, ne de paralel yapı mağduriyeti bu başarıyı küçük görmeye yetmez ve son 12 yılda yapılan sekiz seçimde de AKP nin yükselen bir başarı grafiği sergilemesi tesadüf eseri olarak açıklanamaz.

AKP ye rakip - alternatif olabilecek siyasi partilerin politikalarını, söylemlerini, paradigmalarını ve halkla ilişkiler stratejilerini gözden geçirmelerinde büyük yarar olduğu kanısındayım.

Siz ne anlatırsanız anlatın iletişim beceriniz karşınızdakilerin anlayabildikleri ile sınırlıdır. İnanmış bir insandan daha güçlü bir silah henüz icat edilmemiştir.

Tam olarak ikna edebildiğiniz, inandırabildiğiniz kadar paydaş - oydaş yaratabilirsiniz.

Bunun ötesi retoriktir, saz çalan ozanı dinler gibi dinlerler ama türkünüz bittiğinde döner giderler..

Dünya da bizim kadar siyasi tandanslara göre parçalanmış, kesin hatlarla ayrılmış coğrafyası olan , bir başka deyişle her partinin kendisine kale olarak bellediği iller, ilçeler olan bir başka ülke varmıdır bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa ülkemizin ulusal bütünlüğü ve milletimizin refahı-iç barışı - huzuru için, halen olduğu gibi sadece coğrafi anlamda yedi bölge halinde kalmaya çalışmak zorundayız.

Aksi takdirde bu siyasi nüfuz mücadelesi ve kamplaşma böyle sürerse , ülkemiz zaten uluslararası etki odaklarınca gerekli koşulları oluşturulmuş bulunan , sadece bizim direncimizin yok olmasını bekleyen kara günlere gebedir.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS