• Bakan Soylu söz verdi ''Hesabını ödeteceğiz''
  • Sivillerin üzerine bomba yağdı: 200'den fazla ölü var
  • Avrupa Komisyonu Türkiye'nin AB Büyükelçisi'ni çağırdı
  • Hollywood filminde inanılmaz Erdoğan detayı
  • Lise cinayetinin ardından satanist örgüt çıktı
Nefise Seda Yanık

Siyah Çığlık

Bu zorlu topraklara bir kez kafa tutarsan, tuhaf bir şekilde seni daima kendisine çeker. Hiçbir şey insanoğlunun hayatta kalmak için verdiği soğuk savaşla kıyaslanamaz. Bu mücadele kendi dilinde konuşur ve ilham verir. DAN ELDON

Eğer bu yazıyı okumaya başladıysan sevgili okurum, devamını getirmeyi kendine bir borç bilmelisin. Çünkü, belki varlığından bile haberdar olmadığın insanların acılarını okuyacak ve onlara ortak olacaksın. 

Afrika kıtasındayız… Sudan da.. Benim için bu hikaye gazetede ufak bir haberi okuduğum zaman başladı. “LRY” isimli bir terörist gruptan bahsediliyordu. 30.000 çocuk kaçırıp, 3000 kişiyi öldürdüler yazıyordu. Araştırmak istedim konuyu ve internetten “invisible children” yani “görünmeyen çocuklar” adlı videoya ulaştım. Daha önce kulağıma gelen ufak tefek hikayelerin ardında nasıl bir dram yattığını öğrendim böylece. LRY’in açılımı “Lord’s Resistance Army”. LRY yüzünden 800.000 insan mülteci hayatı yaşıyor. 1.800.000 insansa kamplara alınmış durumda. Rakamlar durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor sanırsam.

Hikayemizin kötü adamı “Joseph Kony” maalesef hayali bir karakter değil, gerçek bir kötü karakter. Ailelerinden kaçırdığı çocuklarla kendisine bir ordu kuran ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin arananlar listesinde ilk sırada yer alan Uganda’lı bir terörist. 51 yaşında, 42 eşi ve 88 çocuğu var. Hikayemizin mağdurlarıysa; masum, minik, siyah çocuklar… Belki de kurbanları demeliydim!

Videoyu izlemeye başladığımda gördüm ki; bahsi geçen çocuklar evlerinde değil, hastane adı verilen köhne binalarda, otobüs garlarında toplu olarak uyuyorlar. Binlerce minik siyah çocuk, taş duvarların, ıslak zeminlerin üzerinde.. Evlerinde kalamıyorlar. Çünkü kötü karakter “Kony” gece evlere baskın düzenleyerek çocukları kaçırıyor. Kaçırdıkları çocuklara genellikle aileleri öldürtülüyor. “Kony” ve adamlarından “Asiler” diye bahsediyor çocuklar. İçlerinden bir tanesi en yakın arkadaşlarından birinin kaçırıldığını ve onun için üzüldüğünü, hatta sık sık ağladığını belirtiyor.

Bir çocuğun, bir diğeri için döktüğü göz yaşları!..

Aynı çocuk Amerika’ya gitmek isterdim diyor. Çünkü orada film izleyebilir ve videoları seyredebilirdim. Bizler için günlük hayatın sıkıcı rutinleri haline gelmiş bu aktiviteler onun için sadece bir hayal.. Bunları söylerken karanlık bir hastanenin, su basmış zemininde uyumaya çalışıyor. Göz yaşlarımı tutamıyorum videoyu izlerken..

Kaçırılan çocuklardan pek azı geri dönmeyi başarmış. Bunlardan ikisi şunları anlatıyor; Asilerin yanında ağlarsanız, size neden ağladığınızı sorarlar ve eğer evimi özledim derseniz sizi öldürürler.. Kaçmak isteyen çocuklara ise diğerlerinin gözü önünde işkence yapılır. Kız çocukları zaten seks köleleri olarak kullanılıyor. Bunları anlatan çocuklar daha sonra sırasıyla, öğretmen ve avukat olmak istediklerini fakat paralarının buna asla yetmeyeceğini dile getiriyorlar.

Şiddet yüzünden aklını kaçıran pek çok insan var. Pek tabi çocukların bizler gibi lüks oyunları da yok. Dışarıda oynadıkları oyunlar psikolojilerinin ne derece bozuk olduğunun bir göstergesi olmalı,  çünkü en çok oynanan oyunun adı “Saklan ve Bul”. Vahşet o kadar içlerine işlemiş ki; çizdikleri resimlerde bile hep asker, çocuk ve kan mevcut. Bakışlarında ise doğar doğmaz yetişkinliğe adım atan, çocukluğunu ıskalamış yetişkinlerin öfkesi var. Tabi aynı zamanda korku…

WE DONT WANT TO DIE- Ölmek istemiyoruz diyorlar. Hayat Tanrının bir hediyesidir. Korunmalı, savunulmalı ve devam etmelidir. . Herşeye rağmen!?.. Bizler oturduğumuz yerde bıktım ben bu hayattan diye sızlanırken, şükretmeyi unutmuşken, örnek bir mücadele teşkil ettiğine eminim bu sözlerin. .

Jacob adında bir çocuğun sözleri ise cidden yüreğine dokunuyor insanın; “Hiçbir şeyim yok, hayatta hiçbir şeyim yok” diyor. “Bir battaniyem bile yok. Gusco geçenlerde bir tane verdi bana. Üzerimdeki benim tek elbisem. (Eski ve solmuş kıyafetini gösteriyor) Bunu da Gusco verdi zaten diyor. Kimse bizi önemsemiyor, ölsek daha iyi. Bizi öldürürseniz bize iyilik edersiniz. Kardeşim asilerin elinde, belki de öldü. Onu tekrar görürsem, onu çok özlediğimi söylemek istiyorum.  Belki de Cennette onu görürüm.” Ağlıyor.. “Bizi unutacaksınız diyor. Unutacaksınız ama teybiniz var. Belki hatırlarsınız..”

Bu vahşetten haberdar olduktan sonra, unutabilecek miyiz peki?

Bu işkence tam 26 yıldır sürüyor. Obama halkın yoğun talebi üzerine en sonunda, ülkeye küçük bir birlik sokmuş. Yeterli destek gelmezse gönderilen askerler gerçi çekilecek. İnvisible Children kurucusu ve öncüsü Jason Russel’da Amerika’nın Sudan’a yolladığı 100 askerin geri çekilmemesi adına bir kampanya başlattı. Görünmeyen çocukları, görünür hale getirmek ve bu vahşete bir son vermek.. Bu anlamda hepimiz sorumluyuz. En az bilip, bilmemek arasında ki fark kadar önemli bu sorumluluk. 21 Nisan 2012 günü Dünya’nın pek çok ülkesinde “Kony’nin” posterleri asılacak. Amaç teröristi tüm dünyaya tanıtarak senelerdir atılan yardım çığlıklarına kulak vermek. Bu, şu ana kadar ki en büyük halk hareketidir. Amaç Sudan’da ki çocuklara çocuk olma şansını geri kazandırmak.  Birkaç gün önce Geroge Clooney Sudan Büyükelçiliğinin bahçesine izinsiz girerek Sudan’da olup bitenleri protesto etti. Tepkiler çığ gibi büyüyor. Sıra biz de sevgili okurum.

Daha dün akşam çok enteresan bir şey oldu. Yazımın yarısını yazmış, geriye kalanını akşama bırakmıştım. Bu arada bir film izlemek geldi içimden. Gerard Butler hayranı olarak onun içinde olduğu bütün filmleri konusuna dahi bakmadan alır ve izlerim. Dün akşam izlediğim filminin adı Machine Gun Preacher. Sudan’da ki çocuklara yardım için Sudan’a giden Amerikalı bir adamı oynuyor. Tam bu yazıyı ele almışken, bu filmin karşıma çıkması tesadüf olamaz bence.. Çünkü bilinçli olarak seçtiğim bir film değildi. Ne kadar faydası olur, kaç kişi okur ve haberdar olur bilemeyeceğim ama bana düşeni yapıp yazımı tamamladım.  Filmi sizlere de tavsiye ederim. Bunun haricinde yazımın sonunda vereceğim linki de, yarım saatinizi ayırıp izlerseniz sizin de konuya daha çok vakıf olacağınızdan eminim. 20 Nisan 2012 büyük gün.. Ve bu gün vicdanlı insanların, masum miniklerin sesini dünya ya duyurma günüdür.

İnsanın içini parçalayan bu insanlık dramının en kısa sürede son bulması dileğiyle.

Verdiğim linki lütfen kopyalayıp, adres çubuğuna yapıştırın ve izleyin. Türkçe alt yazılıdır:

http://yeniyetmegurme.wordpress.com/2012/03/09/hepimiz-ugandaliyiz-invisible-children/

Sevgi ve barışla kalın..

 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS