Serdar Durat

Siyasi Kredi Açılımı

Değerli düşünür dostlarım,

Yeni yılın ilk iç siyasi atağı; Terör ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin olarak İmralı mahkumu  ile görüşmelerin başlatılması şeklinde  gerçekleşti. BDP’ nin bu süreçte daha aktif  rol alarak çözümün bir parçası olmak yönündeki  iradesi dikkat çekti. CHP lideri Sn. Kılıçtaroğlu, bu konuda  hükümete yeni bir kredi açtıklarını belirtti ancak yapılacak tüm girişimlerin muhalefet partilerine bildirilmesini istedi, gizli kapaklı hiçbir görüşmenin yapılmaması şartını getirdi. Bu beyanata karşı Sn.Başbakan; hiç gecikmeden ve aşina  olduğumuz  uslubu  ile Kılıçdaroğlu’na/CHP ye ‘’Yahu sen kimsin de bize kredi açıyorsun, sen kendin himmete muhtaç  dedesin ‘’ mealinde karşılık verdi.

Sevgili okurlar, Türkiye’nin gerçek anlamda daha özgür ve  demokratik , ayni zamanda daha zengin ve huzurlu bir ülke olabilmesi için öncelikle aşması  gereken engeli  terör ve Kürt sorunudur.

Bu yadsınamaz gerçeklik  doğrultusunda  artık hiçbir kişi ve kurumun tek başına kahraman olmak ve başarıyı sahiplenmek gibi ilkel hesaplarının önemi kalmamıştır. Toplum yeterince yorgundur ve bu beladan ulusal mukaddeslerimize  zarar  gelmeden bir an evvel  kurtulmak istemektedir. Umutlarını yitirmeyen bu asil millet, daha müreffeh bir yaşam ı hak etmekte ve bu uğurda her türlü fedakarlığa katlanmaktadır. Beklenen olumlu sonuçların alınması zaten kısa vadede mümkün değildir  ve  bu günkü hükümetin iktidar dönemine yetişmeyebilir. Dolayısı ile uzun vadeli  milli stratejilere  ve devlet politikalarına ihtiyaç vardır.

Hangi siyasi parti iktidarda olursa olsun kendi  mezhebine ve siyasi anlayışına göre değil ulusal çıkarlarımız uyarınca bu adeta ‘’ metastas’’ yapmış kronik meselenin ha l yoluna girmesi için çaba sarf etmek mecburiyetindedir. Türkiye’nin  milli  enerjisini  tüketen ve iç barışını engelleyen bu meselenin tüm boyutları ile cesaretle tartışılması ve alışılagelmiş ezberlerden/ön yargılardan sıyrılarak yeni paradigmalar doğrultusunda ele alınması gerekmektedir.  Fark etmişsinizdir  yazımın başında Öcalan adını kullanmamak için İmralı mahkumu deyimini tercih ettim. Bu güne kadar terörist başı, bebek katili, cani sıfatları ile hitap etmeye alışık olduğumuz bir kişinin geçmişteki günahlarını unutmak ve bu sürece yapıcı katkı verebileceğine  inanmak benim  gönül ve fikir dünyama sığdırabileceğim bir şey değildir. Ancak bu gün Şehit ve gazi derneklerimizin dahi ‘’eğer bundan böyle  kan dökülmesine kesin olarak son verilecekse bu adamla bile görüşülmesini  içimize sindirebiliriz’’ anlamına gelen açıklamaları çözüm  için zaruri olan genel siyasi iklimin ve sosyolojik hoşgörü  ortamının mevcudiyetinden bahsedilmesini mümkün kılmıştır kanaatindeyim.

Değerli düşünürler, bu çok hassas ve riski yüksek sürecin yönetiminde olası menfi gelişmelerin önünü kesmek için sorumluluklar paylaşılmalıdır. Bunun için en doğru ve uygun platform TBMM dir. Terör ve Kürt sorununun çözüme kavuşturulması yönündeki gayretler kesinlikle müteakip yerel ve genel seçimler için yatırım konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Halkımız zannedildiği kadar fanatik yandaş ve vizyonsuz değildir. Can kayıplarının ve kan dökülmesinin önlenmesinde doğrudan ve/veya dolaylı olarak katkısı olanları da, süreci olumsuz yönde etkileyenleri de rahatlıkla değerlendirebilecek ve oy verirken bu durumu dikkate alabilecek fikir zenginliğine sahiptir.

Hal böyle iken siyasi parti liderlerinin artık ikrah ettiğimiz birbirlerini köşeye sıkıştırıcı, saldırgan söz düellolarına bir an önce son vermelerini, ortak akıl yöntemi ile ülkemizin bu dertten kurtulmasını sağlamak üzere birlikte çalışmalarını ısrarla talep ediyoruz.  Günahlarını da,  sevaplarını da hep birlikte paylaşarak.

Saygılarımla
Serdar DURAT
Stratejist
08.01.2013

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS