Burcu Demir

Siyasi Olgunluk Testi

Gabriel Marquez en sevdiğim yazarlardan biridir. Latin Amerika'nın askeri darbeler, iç savaşlar ve yoksulluk hikayeleriyle dolu tarihini anlatırken her coğrafyadan insanın yakından tanıdığı tecrübe ve duygulardan hareket eder. Ünlü kitabı Yüzyıllık Yalnızlık'ı tariflerken, 'Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım.' der. 'Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım; kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.'

Marquez'e sonuna kadar katılır ve eklerim; favori diyaloğum kitabın 156. sayfasında Albay Buendia ile Albay Marquez arasında geçen ve siyasi kavgaları hicveden cümlelerdir. Tüm coğrafyalara ve zaman dilimlerine uyarlanabilen konuşmanın günümüz Türkiye'sinin herhangi bir siyasi ortamında karşıma çıkabilme ihtimalini düşünür, heyecanlanır ve kendi kendime itiraf ederim; bu bahsettiğim his, okuma eyleminin en keyifli kısımlarından biridir.

Bir gece Albay Aureliano Buendia, Albay Gerineldo Marquez'e 'Sana bir şey soracağım, arkadaş,' dedi. 'Niçin savaşıyorsun?'

Albay Gerineldo Marquez, 'Niçin olacak?' diye karşılık verdi.'Yüce liberal parti için tabi.'
'Niçin savaştığını bildiğin için şanslısın doğrusu. Bana gelince, ancak şimdi kafama dank etti: Ben yiğitliğe kara çaldırmamak için savaşıyorum.'

Albay Gerineldo Marquez, 'Bu kötü işte,' dedi.

Albay Aureliano Buendia, onun bu tavrından hoşlanmıştı. 'Doğru,' dedi. 'Ama yine de, niçin dövüştüğünü bilmemekten iyidir.' Arkadaşının gözlerinin içine baktı ve gülümseyerek sözünü tamamladı: 'Ya da senin yaptığın gibi, hiç kimse için anlam taşımayan bir şey adına savaşmaktan iyidir.'

Bu iki karakter siyasi olgunluk testi yapmak isteyenlerimiz için de ilginç bir çıkış noktası teşkil edebilirler. Şöyle ki herhangi bir davanın Albay Marquez'inin rakip siyasi ideolojilerin Marquez'lerine nasıl davrandığı ciddi bir sınava karşılık gelir. 'Yüce' addettiği kendi davasına hassasiyet gösterilmesini talep ederken, farklı kulvarlara hakaret etmeden sözüne başlamıyorsa, sınıfta kalmış demektir.

Diğer yandan, bir davanın Albay Marquez'iyken başka bir davaya transfer olabilir, kendini yepyeni bir kulvarın Marquez'i ilan edebilir. Benzer biçimde, Marquez'likten istifa edip, tüm ideolojilerle arasına mesafe koyan Albay Buendia'lıkta karar kılabilir. İnsan, değişime müsait bir varlık olduğuna göre, bu ihtimallerin tümü mümkündür. Lakin böyle bir durumda bağlılık gösterdiği ilk davaya karşı nasıl bir tutum sergileyeceği itibarı açısından önem arz eder.

Zaman içinde inandığı doğrular değişim gösterdiğine göre; geçmişine ciddi eleştiriler yöneltecek ancak bunları yaşamının o dönemine saygısızlık etmeden dile getirebilecek midir? Vakti zamanında kendisine teslim edilmiş sırları rakip ideolojilerin hizmetine sunmadan durabilecek midir? Uğur Dündar'a konuk olmuş Abdüllatif Şener'i dinlerken aklımdan bu sorular geçti. Erdoğan'ın bir zamanlar Esed ile ne kadar samimi olduğunu somut kanıtlarla anlatan bir adamdan ziyade kendi yakın geçmişine haksızlık etmekten çekinmeyen bir figürü izlediğimi gördüm. Ak Parti'den ayrıldıktan sonra farklı siyasi oluşumlarda yeni bir gelecek inşa edememesinin nedenlerini tüm açıklığıyla keşfettim. Marquez'in dediği gibi;'Kaybedecek bir şeyi olmayanlardan korkmalı insan. Çünkü onlar, kazanmak için herşeyi yaparlar.' Lakin kaybedecek bir şeyinin bile kalmadığı o noktaya gelene kadar kim bilir hangi hataları geride bıraktılar?

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS