Burcu Demir

#SOMA

Daha net fotoğraf çeken cep telefonları ya da daha hızlı öldüren kimyasal silahlar icat etmekte epey mahir davranan insanoğlu maden işçilerine daha güvenilir çalışma koşulları oluşturmak mevzu bahis olduğunda bayağı ağırdan alıyor. Neticede, bugün yaşadığımız tablo dünyanın farklı coğrafyalarında benzer ortamlar içinde çalışan tüm işçilerin ensesinde kılıç misali durmayı sürdürüyor. En ileri düzeyde önlemler alınsa dahi can kaybına sebebiyet veren patlamalar tümüyle engellenemiyor. Lakin; kayıpların bu denli çoğalmasını önlemek her daim mümkün...

Misal; Soma'dan arda kalan en mühim ders, konuyla ilgili yasaların yetersizliği. Misal, ilk basın açıklamalarında; geçtiğimiz Mart ayı içinde denetim yapıldığı ve iş güvenliği ilgili önlemlerde herhangi bir eksiklik tespit edilmediği belirtildi. Buna rağmen, böylesi büyük bir faciayla yüzleşildiğine göre; yasalarda öngörülen tedbirleri artırma gereğine dikkat çekmekte fayda var. Örneğin; Şili'de çok sayıda madencinin hayatını kalmasını sağlayan yaşam odaları Türkiye'de hala zorunlu değil! Durum böyle olunca;ne işletme tanesi 250000$ değerindeki bu sisteme yatırım yapıyor ne de denetleyen kişi, sistemin yokluğu nedeniyle işletmeye yaptırım uyguluyor. Aynı durum trafolardaki arızaları önceden haber veren sensörler için de geçerli. Neticede, bunlara benzer daha birçok detayın tartışılıp ivedilikle karara bağlanması icap ediyor. Ancak söz konusu süreçte tüm siyasi partilerin birbirlerine garezlerini rafa kaldırıp STKlarla ortaklaşa hareket etmesi gerekirken günümüzde yaşanan tablo bunun tam aksine karşılık geliyor. Farklı siyasi grupların birbirlerine karşı koz olarak kullanabilecekleri malzeme bulmak amacıyla Soma'ya yola çıkmalarının, en az kayıplar kadar tedirgin edici bir vaziyet doğurduğu aşikar.

Öncelikle, yangının özelleştirilmiş bir işletmede meydana gelmesi, hükümetin sorumluluğunu topyekun üzerinden atabileceği anlamını taşımaz.Şöyle ki; ''denetim'' kısmında ihmaller yaşanıp yaşanmadığını şeffaflık ve titizlikle soruşturması en hızlı biçimde atılması gereken adımlar arasında.

Diğer yandan; muhalefet cephesinin  payına düşen bazı hatalar var ki en az iktidarınkiler kadar vahim. Misal; hükümeti, kazanın tek sorumlusu ilan etmenin ardından, üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirmişçesine arkasına yaslanması, samimiyetten epey uzak bir tavır halini almış durumda. Bürokrasi ve işletme ayaklarında hangi hataların yapıldığını tespit etmesi ve benzer tabloların yeniden yaşanmaması adına alınabilecek önlemleri iktidarla beraber kararlaştırırıp uygulaması toplum adına çok daha faydalı bir tutum olurdu diye düşünüyorum.

Hatırlatmakta fayda var; 1999 yılında yaşanan depremler sonrasında birçok uluslararası siyasi meselede karşı karşıya gelen Türkiye ve Yunanistan; aralarındaki tüm buzları eriterek yaralarını sarmaya kanalize olmuştu. Haliyle; merak ve umut ediyorum,bugün aynı ülkenin iki farklı siyasi ideolojisi, birbirine rakip bu iki devlet kadar sağduyulu davranmayı başaramayacak mı?

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS