• Erdoğan'dan sürpriz AB çıkışı
  • Terör örgütü İsviçre'de Erdoğan'ı hedef gösterdi
  • Merkel'i zorlayan Erdoğan sorusu
  • Bulgaristan, Milletvekili Aziz Babuşçu’ya ’giriş yasağı’ koydu
  • Yunanistan adalardaki sivillere silah eğitimine başladı
Burcu Demir

Sorumun cevabı bu değil

Türk yakın tarihinin en tartışılası figürlerinden biridir Süleyman Demirel. Menderes'in mirasından ilhamla ürettiği söylemler Anadolu insanının duygularına incelikle dokunmuş, tek başına iktidar olamasa da iktidara ortak olmayı her daim başarmıştır. Seçmenin dertlerine çözüm üretmekte Menderes kadar hızlı davranmasa da siyasi hayatımıza ondan çok daha fazla etki eden yeni propaganda yöntemleri kazandırdığı yadsınamaz.

Bana sorarsanız, 1991 seçimlerinde telaffuz ettiği o meşhur vaatten başlamak isterim; ne demişti? 'Herkese 2 anahtar vaat ediyorum; biri ev, diğeri araba.' Tahmin edeceğiniz üzere; söz konusu vaadi alkışlayan kitleye ne ev geldi ne de araba. Lakin, bu demek değil ki bahsi geçen çıkış, misyonunu yerine getirmedi. İki anahtarın yarattığı heyecan hem DYP'nin sandıktan birinci parti çıkmasını hem de Demirel'in başbakanlık koltuğuna -kim bilir kaçıncı kez- oturmasını sağladı.

Ancak işin daha ilginç kısmı; Demirel'in siyaseti bırakmasından yıllar sonra katıldığı bir televizyon programında yaşandı. Abbas Güçlü ile Genç Bakış'ta söz alan bir üniversite öğrencisi (okurlarım bağışlasın ne üniversitenin ne de öğrencinin ismini yıllar sonra hatırlamam mümkün değil) '1991'de herkesin 1 ev 1 de araba sahibi edeceğinize söz vermiştiniz. Fakat bu, hiçbir zaman gerçekleşmeyen vaatler arasında kalmadı mı?'deme cesaretini gösterdi. Herkes meraklı bakışlarını Demirel'e çevirirken kendisi gayet soğukkanlı bir üslupla söze başladı ve DYP iktidarı devralmadan önce ev ya da araba sahibi olan vatandaşların sayısıyla DYP iktidarı bıraktığı günkü sayı arasında ciddi artış olduğundan bahsetti. Dahası ülke refahını arttırmak adına nasıl fedakarlıklara giriştiğini öyle süslü ve duygulu cümlelerle ifade etti ki konuşmasını bitirdiğinde salondaki tüm dinleyiciler 'Baba'nın samimiyetinden şüphe duydukları için özür dileyecek kıvama gelmişlerdi. Bir kişi çıkıp ta 'herkesin ev ve araba sahibi olduğu; başka bir deyişle, toplu taşıma ve kira derdinin topyekun rafa kalktığı bir refah düzeyi öngördünüz. O öngörünün hayaliyle kitleleri coşturdunuz. Lakin o tabloya yaklaşmanın epey uzağındayız ve az önce anlattıklarınızın hiçbiri sorumuza cevap değil' demedi, diyemedi.

Derken aradan yıllar geçti ve Demirel'in en çalışkan öğrencilerinden Süleyman Soylu dikkatleri üzerine toplamaya başladı, çok geçmeden de iktidarın yeni sahibi Ak Parti'ye transfer oldu. Üstelik, Menderes ve Özal gibi merkez sağcı liderlere seçim afişlerinde geniş yer ayırmasına rağmen Demirel'le yıldızı hiçbir zaman barışmayan bu partiye Demirel'in yöntemlerini ithal etmekte hiçbir çekince göstermedi. Demokratikleşme paketi açıklandıktan hemen sonra Balçiçek Pamir'in programına konuk olduğu günü dün gibi hatırlıyorum. Konu dönüp dolaşıp Alevilere hitaben hiçbir açılım yapılmayışına gelmişti; 'Önümüzdeki paketlerde bu konuya da yer verilecek mi?' diye kısa ve basit bir soru geldi Pamir'den. Soylu, Demirel'i aratmayacak soğukkanlılığıyla başladı anlatmaya 'Biliyorsunuz, Alevi vatandaşlarımız kendilerini en rahat bizim dönemimizde ifade etmeye başladılar. Zaten Cemevi inşaatları da Ak Parti iktidarında ciddi artış gösterdi.' Balçiçek Pamir, Genç Bakış'taki üniversite öğrencileri kadar ikna olmasa da fazla üstelemedi. Kast ettiği şuydu;'Mesele kaç tane Cemevi inşa edildiği değil. İnşa edilen Cemevlerinin devlet desteği alıp almayacağı. Devlet aygıtının Alevi kimliğiyle yasalar nezdinde uzlaşma sağlayıp sağlamayacağı. Bu hususlara ilişkin adımlar atılacak mı? Atılacaksa ne zaman atılacak?'

Aslına bakarsanız; yukarıda sıraladığım örnekler Demirel ve öğrencilerini aşmış ve yıllar yılı onların karşıt kulvarında siyaset yapmış sosyal demokratlara bile sirayet etmiş durumda. Geçen yerel seçimler süresince projelerini sorduğum ya da projelerini yeterli görmediğimi belirttiğim CHP'li belediye başkan adaylarının tümünden aynı cevabı aldım; 'Biz temiz siyaset öngörüyoruz. Paralar sıfırlandı mı? dedikodularının olmadığı bir Türkiye istiyoruz. Yolsuzluklar tarihe karışacak diyoruz ya... Daha ne söyleyelim, efendim?' Bilmem kaçıncı kez tekrarlamak istiyorum efendim;'SORUMUN CEVABI BU DEĞİL.' 'CHP'nin belediyecilikteki tıkanmış imajını tersine çevirecek alt ve üst yapı projeleriniz var mı? 'Ak Parti, yol, baraj, okul, hastane yapıyor ama doğaya da ciddi zarar veriyor' diyorsunuz. Siz bunların hepsini ağaç kesmeden hayata geçirecek planlar üretebilecek misiniz? 'Üretmeyeceğim ama yolsuzluk ta yapmayacağım' demenizin halkı tatmin edeceğine inanıyor musunuz?' diye üsteliyorum ve ekliyorum; 2015 seçimlerinde karşısına geçip 'sorumun cevabı bu değil' deme gereği duymayacağım adaylar istiyorum.

Sonuç olarak, her partinin kamuoyu araştırmalarıyla meşgul olduğu, 'şu sloganla mı seçime girsek kazanırız?' 'bu adayı mı koysak oy arttırırız?' diye kafa yorduğu bu günlerde ülkeyi yönetmeye talip tüm Süleymanlara, Ahmetlere, Mehmetlere, Ayşelere ve Fatmalara hatırlatmak isterim; bazen geçmişin izlerini doğru okumak gerekir. Seçmenin beklentisi çoğu zaman samimiyetten ibarettir.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS