En son Aydın’dan, ondan önce Bitlis’ten, Manisa’dan, Sivas’tan, Artvin’den ve Van’dan gelen haberlerle, son 10 yılın en iğrenç olaylarını soğukkanlılıkla okuyor, izliyor ve hayatımıza devam ediyoruz. Markette kasiyer, çarşıda domates-biberci, resmi kurumda memur, öğretmen hatta müezzinler çıkıyor meydana ve ilkokul çağında, 8–10 yaşındaki çocuklara sırayla tecavüz ediyorlar.
Sözcük kerhanesinin ilk sermayesi: Namus kelimesi oldu. Bunlar namus deyince ‘erkek adamdır, yapar’ diyerek böbürlenen, kadın azıcık sağa-sola baktı mı ağzını burnunu kıran insanlardır. Bunlar namusu kadının yarım metre eteğiyle ölçüp, iki karış türbanıyla biçen insanlardır. Bunlar sözcük kerhanesinin en yapış yapış muhabbet tellallarıdır. Bunlar sabahtan akşama kadar elleri şeylerinde gezinip, ‘fortçusundan’ ‘dikizcisine’ hep aynı kerhanenin patronlarıdır: Sözcük kerhanesi.
Tertemiz ‘Namus’ kelimesini kendilerine göre eğip, büküp biçimlendirdiler. Namus ‘hoş görülen çapkınlıkla’ kirlendi. Namus ‘Dekolte giyersen tecavüze davet edersin’ diyen bir ilahiyatçının sözleriyle yaka-paça edildi. Namus yekûn Ruslara ‘Nataşa’, cümle mini eteklilere ‘fahişe’, bütün mayo-bikini giyenlere ‘sermaye’ gözüyle bakanların elinde başka bir hal aldı. Namus; ‘Ben hocaya danıştım; 15’lik kızın nikâhı helaldir ‘ diyenlerin elinde ‘erkeğin gönlüne göre’ herhangi bir şey oldu.
Polisin tekmeyele tekmeleye bebeğini düşürttüğü bir ülkenin başbakanı, panzerin üzerine çıkmış bir başkasına ‘Kadın mıdır, kız mıdır bilmem’ dediyse, Sözcük Kerhanesi’nin %50’si kimdir diye sormayacaksınız…
Herhangi bir ürünün son kullanma tarihi silip, istediğiniz tarihi basan makine yakaladılar. Türk Yapımı. ABS mecburiyeti olan okul servislerine sahte ABS kutusu yapıp lamba takan sanayi ustaları geziyor her yerde. Koskoca Silifke Belediye başkanın diploması sahte çıktı, yapıldığı yer: Batman. Bebeklerin organlarını çalmak için kaçıran şebeke var; lideri bir doktor… Sözcük kerhanesinin muhabbet tellalları yeni bir sermaye düşürdüler ağlarına: Doğruluk kelimesini alıştıra alıştıra ırzına geçtiler. Liseyi kopya çekerek geçmek iftiharlı bir iş, vergiyi binbir hileyle kaçırmak sıradan, elektrik sayacıyla oynamak ve kaçak kullanmak olağan, kırmızı ışıkta geçip yayaya çarpmak ve olay yerini süratle terketmek basit… Sorun soruşturun; etrafınızda askerden kaçmak için sahte rapor, özürlü maaşı almak için sahte rapor, TOKİ’den hülleyle ev almak için sahte muhtar kağıdı, evinin vergisini düşük göstermek için göstermelik noter beyanı, otomobilde özürlü indirimi için özürlü akrabasının üzerine ruhsat çıkaran galerici, işçisinin kıdemi birikmesin diye gir-çık yaptıran patron, aklınıza ne gelirse her tür ..bneliği ezberlemiş birilerini göreceksiniz. Bütün bir sıra halide Doğruluk kelimesinin ırzına geçtiler, ağzını yüzünü yalaya yalaya yaptılar bunu. Bugün Doğruluk kelimesinin karşılığı: ENAYİ MİSİN? Sorusudur.
Siirt’ten seçim iptal ettirilip hileyle zar-zor TBMM’ye girmiş, döneminde Alman kriminal tarihin en büyük yolsuzluk dosyası olan Deniz Feneri davasında bütün deliller tek tek aklanmış, Hizbullah bırakılmış, Zina suç olmaktan çıkarılmış, Türkiye yolsuzlukta Avrupa 1. si olmuş bir ülkenin Başbakanı malvarlığını bağımsız bir denetimden kaçırıp duruyorsa, Sözcük Kerhanesi’nde kim bu %50 diye sormayacaksınız…
Altında bilmem kimin mezarı var diye Ucube ilan ettiği heykeli yıktırıp, yerine Kaşar heykeli diktiren bir zihniyetin DİNİ, sözcük kerhanesinin en makbul kelimesidir. DİN sözcüğüyle akan sular durur. İnsanın inancı, imanı ve itikati oynamaya o kadar müsaittir ki; ‘Ekmek 5 lira olsun alırım, bunlar hiç olmazsa Müslüman’ diyebilen insanlarla aynı kahvede çay içmek zorunda kalırsınız.
Sözcük kerhanesinin muhabbet tellaları DİN kelimesini de aldılar. Alladılar pulladılar ve vitrine koydular. En pahalı sermayeleri olan DİN’in başında örtü oldu mu, camekândan izleyen güruh için makbul sayıldı. Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Lübnan’da, Suriye’de öldürülenler Müslüman değil, öldürenler de Hristiyan değiller ya; bir Mavi Marmara gemisiyle ‘Müslüman’ oldular. Bir Cuma çıkışı gazetecilere simit dağıtıp İslam’ı seçtiler. Bir Hac ibadetiyle Hacı kesildiler. O kadar Müslümanlar ki; Madımak’ı cayır cayır yakanların avukatları, bugün partilerinin milletvekili oldu. 5 vakit namazını kılıp tezgâhın arkasında sahte peynir üreten bunlar, ayarı düşük altını satıp faturasını ‘hurda altın’ diye kesen bunlar, yüzbinlerce taşeron işçiyi patronların elinde köle eden bunlar, faizin en babasını ‘kar payı’ diye yutturup Bank Asya’yı kuran bunlar ve bunlar DİN kelimesini kerhanelerin en güzide yerinde pazarlayanlardır.
Irak’taki askerlerin evlerine sağ-salim dönmesi için duacı olduğunu söyleyen, bütün Ortadoğu’nun parçalanması için eşbaşkanlık vazifesini baştacı edip sürdüren ve kafasında çuvalla gezen Mehmetçik’in hakkıyla ahirete kadar yolu olan bir Başbakan kalkıp da; ‘Helalleşmekten’ bahsediyorsa, benim hakkım haram olsun kardeşlerim. Bilal’in villasına, gemisine bakıp ‘O kadar olur’ diyenlerin diniyle camiye gidenler var; bu sözcük kerhanesinin %50’si kimdir diye sormayacaksınız.
Bunların kerhanesinde Namus, Doğruluk ve Din pazarlanıyor. Elbette kendilerine göre namus, doğruluk ve din… Seksen yıllık Cumhuriyet’in satılmadık tek kurumunu, tek metrekare arazisini, tek madenini, sahilini ve ormanını bırakmayanlar, ‘satmaya’ o kadar alışmışlar ki; akarsularla, derelerle ve tarlalarla son gaz devam ediyorlar. 10 yıl idare ettiler. Şimdi sıra geldi Mehmetçiği pazarlamaya… BOP’un devamı için sırada bekleyen Suriye ve İran için pazarlanacak olan Mehmetçik’tir. Hava’sı, Kara’sı, Deniz’i bütün ordu tasfiye edilirken, izleyen güruh elinde çekirdekle seyrediyor haberleri. Bir millet boynuna tasmayı bu kadar mı gönüllü takar; akıl almıyor. Ancak Irak tezkeresi TBMM’den geçsin diye her bir yanları yırtılanlar hala iktidarda kalabildilerse, kim bu boynu tasmalı %50, sormayacaksınız.
Angelina Jolie’nin gittiği her yerde, 6 ay sonra BM askeri görürsünüz. İşte sıra Hatay sınırında… Sözcük kerhanesinin muhabbet tellaları şimdiden başladılar: Emperyal Türkiye, Neo-Osmanlı, Suriye’nin Türkiye’ye dâhil edilmesi diye diye, %50’yi peşlerine takmış gidiyorlar. AB ve ABD işgalinin ismi; Barış Projesi olacak.
Tecavüz, yolsuzluk, rüşvet, sapıklık, cinayet, hırsızlık, haysiyetsizlik ve münafıklık bir toplumda bu kadar sıradanlaşmış, kabul görmüş ve pohpohlanıp en tepeye kadar yerleşmişse, o tasmayı boynunda gururla taşıyanları izlemeye devam edeceğiz.
Ha; sözcük kerhanesinde ‘Tasma’ kelimesinin de bir karşılığı var: ‘Türkiyelilik.’
Boynu tasmalı zavallı Türkiyelileri izliyoruz.
Bu yazıya 5 yorum yapıldı.
Ben de mi bir gariplik var acaba diye kendimi sorguladığım bir dönemde böyle bir yazı yazarak kendimi normal hissettirdiğiniz için öncelikle tebrik ederim!Duygu ve düşüncelerinizi canı gönülden paylaşıyorum!Kral çıplak diyenler!...
BeğendimBeğenmedimBirileri hala doğruları söyleyebiliyorsa ne mutlu. 10 köye kadar kovalanan o kadar doğrucu tek tek sustular. Yazarlar kovuldu, sendikalar kapatıldı, yargının eli kolu bağlandı, ordunun kanadı kırıldı. Halk TVler aptallaştırıldı, Din-Allah diye diye soyup soğana çevirdiler, Tavuk gibi ortaya yem atıp peşlerinden koşturulan bir halk yarattılar. Sadakaya mercimeye oy verenler yüzünden bu hallerdeyiz. Yazıklar olsun AKP oy verenler.
BeğendimBeğenmedimBaranbozbey zorunamı gidiyor %50'den olmak?Olma o zaman???
MURÇ GİBİ ÇAKA ÇAKA YAZMIŞSINIZ TEBRİKLER.
BeğendimBeğenmedimbaranbozbey arkadaşım. burada yazarın anlatmaya çalıştığı %50 lik kesimin saydıkların olması değil bu işlemi yapanlara ve yapılmasına göz yumanlara açanak tutuyor olmasıdır. Ayrıca gerçekten güzel bir yazı olmuş emeğe saygı duyalım
BeğendimBeğenmedim%50 tecavüzcü,hırsız,rüşvetçi,sahtekar,yalancı mı oluyor yani..?
BeğendimBeğenmedimBu yazı halkı bölücü,isnat ettiği vasıflar sebebiyle onur kırıcı,hakaret edici ve iftira dolu bir yazıdır ve okuyan savcı ve avukatları bir vatansever olarak göreve davet ediyorum.Nice Anneler babalar gençler var o %50'de ki neredeys hepsi kahraman Anadolu insanıdır.KINIYORUM ki tuttuğu kalem dahi böyle bir yazARSIZ daha mutlu olacaktır.