Sözle Siyaset

Güncelleme:

Gündem yine hızla değişiyor, Müjdat Gezen' in sözlerinden sonra bu sefer de  Süheyl Batum' un orduyu darbeye davet ettiği ya da, iddia edildiği gibi gücünü hafife aldığı ve Kağıttan Kaplan dediği polemikleri her büyük kanalda tartışma programlarından tutun köşe yazarlarının gündeminde yazılıyor, çiziliyor, dönüyor.

Tabii ki bu ilk değil, son da olmayacak. Laflar ve sözler üzerinde o kadar çok duruyor, öylesine sakız haline getiriyoruz ki, biz yazmaktan, halk dinlemekten muhtemelen sıkılıyor.

Röportaj yaparken bazen konuklarımın röportaj içinde sarf ettiği cümleleri manşete taşıyoruz. Bunu söyleyen de o anda farkına varmıyor ama sonra bir bakıyor ki, röportajın içeriğinden farklı gözüken bir cümle başlığa taşınmış, okunsun diye. Endişe ediyor, aslında ben öyle demedim, başka bir şey söylemedim diye.

Zaten röportajın tamamı okunduğunda aslında ne demek istediğini tam olarak, aynen söylediği gibi anlatıyor.

Bizim gündem konularımızda işte hep bu hesap gidiyor. Röportajı ya da haberi okutmak adına, sözlerin arasından bir tanesi manşete taşınıyor.

Artık onun üzerinden insanlar, düşünceleri yıpratılıyor. İş yapamaz hale geliyor.

Söylediği sözler, düşünceler yüzünden insanları bu kadar eleştirmek, yıpratmak, iş yapamaz hale getirmek ne kadar doğru bilemiyorum.

Sadece Süheyl Batum konusu için söylemiyorum, keşke siyasetçilerimiz, laflar, sözler üzerinde bu kadar durmasalar da, o işleri bizlere bıraksalar da, laf yerine iş üretseler daha iyi olmaz mı?