• İğrenç tuzak karakolda bitti
  • Son ankette MHP'li seçmen sürprizi
  • Osmanlı torunu Nilhan Osmanoğlu'ndan Atatürk çıkışı
  • CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
  • İğrenç olay ! Öğretmen erkek öğrencisiyle otomobilde yakalandı
Serdar Durat

Suriye İçin Casus Belli Mi?

Değerli düşünür dostlarım,

Casus Belli; Türkçe'ye "savaş nedeni" olarak çevrilebilecek Latince bir ifade olup, bir ülkenin savaşa girme nedenini belirtmek için kullanılır. Yakın tarihimizden örnek vermek gerekirse 1976 ve 1995 yıllarında Türkiye, Yunanistan’ın kara sularını 6 mil den 12 mile çıkarması halini savaş nedeni (Casus Belli) olarak sayacağını ilan etmişti. ABD'nin Irak işgalinin Casus Belli’si de Irak'ta bulunduğu iddia edilen kitle imha silahları idi. Son zamanlarda Suriye ile ilişkilerimizin süratle tırmandırılan statükosu, sınırda çatışma haberleri, sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın beyanatları toplumda Suriye ile savaşa mı giriyoruz endişesini yaratmıştır.

Değerli düşünürler, Suriye meselesi sınırlarının ötesine taşmış, artık bölgesel, hatta küresel bir boyut kazanmış ve süper güçler arasındaki yeni bir soğuk savaşın odak noktası haline gelmiştir. Bir yanda Rusya- Çin ve İran’ın desteğindeki Suriye diğer yanda ABD ve AB desteğindeki Türkiye-Katar-Suudi Arabistan kutuplaşması dikkat çekmektedir. ABD ve AB’ bölgedeki “Sünni güçleri, Rusya ise  İran’ın liderliğine soyunduğu “Şii gurupları manüple etmek gayreti içindedirler. Esad ise bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda çok zekice kullanmayı sürdürmektedir.

Bu günkü siyasi konjonktüre bakıldığında Suriye’ye karşı yapılabilecek uluslararası bir müdahaleye BM’den onay çıkması pek olası değilmiş gibi görülüyor.

Suriye’ye bir dış müdahale karşısında Rusya’nın Esad rejimini daha da açık ve kararlı bir şekilde destekleyeceğini, İran’ın da Moskova ile birlikte hareket edeceğini öngören ABD’nin; Kasım 2012 de yapılacak Başkanlık seçimlerini de düşünerek bu tür bir askeri müdahaleye doğrudan katılmak konusunda da pek istekli olmadığı aşikardır.

Bütün bu gerçeklere rağmen Türkiye, ama tek başına ama Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte bir koalisyon gücü oluşturup Suriye’ye müdahale etmeye kalkarsa ‘’Casus Belli’’ olarak hangi argümanları öne sürecektir acaba ?

Uluslararası meşruiyeti olmayan ve BM kararlarına dayanmayan hiç bir müdahalenin Türkiye için hiç bir yararı olamaz. Aşağıda belirtilen nedenlerle Türkiye’nin Suriye ile savaşa girebileceği rasyonel bir ‘’Casus Belli’’ öne sürmesi mümkün görülmemektedir.

a. Türkiye küresel ölçekte bir süper güç değildir.

b. BM halen kınama ve tavsiye kararları ile yetinmektedir.

c. Türkiye’nin ortadoğu coğrafyasında lider ülke konumuna gelmek hevesi ile kolluk kuvveti gibi misyonu olamaz.

d. Suriye’de yaşanan trajediye karşı Türkiye’nin diğer ülkelerden daha fazla müdahil olma hakkı yoktur. Sadece sınır komşusu olmanın verdiği sorumlulukları ve beka ihtiyaçları sözkonusudur.
e. Türkiye’nin Suriye rejimini ve lideri değiştirmek gibi bir hakkı yoktur.

f. Suriye’den Türkiye’ye karşı açık bir hasmane hareket sözkonusu değildir.

g. Batı medyasının tabiri caizse Türkiye’yi gaza getirip Suriye’ye müdahale etmesi yönünde aşırı cesaret verici yayınları şüphe ile karşılanmaktadır.

h. Uluslararası Hukuk ve mevcut antlaşmalar bu koşullarda Türkiye’ye müdahale etme hakkı vermiyor.

i. Her şeye rağmen henüz bütün diplomatik çözüm kanalları tıkanmamıştır.

j. Küresel devletler sisteminde Suriye'ye yönelik bir askeri müdahale için Türkiye’den başka istekli kimse yok. Libya'da gündeme getirilen "Koruma Sorumluluğu" ilkesini Suriye'de kimse telaffuz dahi etmiyor.

k. Türkiye ne kadar çaba sarfetse de , ne  Arap Birliği'ni ne de NATO'yu insani bir müdahaleye ikna edebiliyor.

l. Türkiye şu aralar siyasi söylem bazında Suriye rejimine en ağır şekilde saldıran ülke. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir hükümet komşu bir ülkenin    rejiminin ve mevcut liderinin değişmesi gerektiğini söylüyor ve bunu bir hedef  olarak ilan ediyor. Üstelik Rusya-Çin-İran başta olmak üzere bir çok ülkenin  Esad’ın iktidarda kalmasına açık destek verdikleri bilinirken ve ABD Başkanı  Obama’nın dahi bir ay öncesine göre Beşar Esad'ın iktidardan gitmesi  konusunda çok daha ihtiyatlı bir pozisyon alırken..

m. Bu arada Suriye Kürtleri de kendi siyasi kimliklerini geliştirmeye başlıyorlar. Suriye krizi bittiğinde muhtemelen onlar da kendi özerk yapılarını kuracak konumda olacaklar. Bu da gerçekleştiğinde Türkiye'nin güneyinde iki Kürt özerk bölgesi olacak. Kısacası Kürt meselesi de sınırları çoktan aştı.

      Bu durumda, "İkinci bir özerk Kürt bölgesi Kürt siyasetini nihai aşamasına yani   
      uluslaşma noktasına getirecek.Bunun gelecekte sınır değişikliği anlamına  
      geleceğini görmek için de dâhi olmaya gerek yok(Ref : Doç.dr Gökhan Bacık)
n. Suriye’de yaşanan kaos ve insanlık trajedisinin Türkiye’nin gerçek anlamda bir iç meselesi olduğu uluslararası platformlarda ancak bir retorik olarak görülmekte ve pek benimsenmemektedir.

Netice olarak ; Suriye meselesi asla Türkiye’nin tek başına bir angajmana girmemesi gereken çok boyutlu ve karmaşık bir bölge gerçeğidir.

Milli menfaatlerimiz açısından bir koyup üç alınabilecek bir durum da sözkonusu değildir. Türkiye soğukkanlı ve akılcı bir yaklaşım ile vakur duruşunu muhafaza etmeli gereksiz kahramanlık gösterilerinden sakınmalıdır.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

12.04.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS