Burcu Demir

Takdir-i İlahi

Kabe'de Liebherr LR11350 model vinç devrildi. 107 kişi öldü, 238 kişi yaralandı. İnşaatı yöneten Bin Ladin grubundan müslüman Arap bir yönetici 'Takdir-i İlahi' dedi. Kabe güvenlik amiri 'La İlahe İllallah' diye ekledi. Vincin üreticisi Alman Liebherr Şirketi'nin mühendisi ise 'Vincin denge ağırlıklarının hepsi takılmadan kullanılmış. Ayrıca şiddetli rüzgarda vincin devrilmemesi için BOM yere indirilir ancak kalabalığa daha çok yer sağlamak amacı ile BOM yere indirilmemiş' şeklinde bir açıklama yaptı.

Aradan on beş gün geçmedi ki Ege çanağının ünlü tatil beldesi (siyasilerin deyimiyle 'Türkiye'nin dünyaya açılan kapısı') Bodrum, şiddetli yağmur ve sel sularının gazabına uğradı. 450 otomobil ve 380 motosiklet sürüklenerek hasar gördü,1000’e yakın ev ve işyerini su bastı. 124 cadde ve sokakta asfalt yol çöktü. 8 köprü, kullanılamaz hale geldi. Neticede, 20 milyon liraya varan zarar oluştu, dahası 8 kişi yaralandı. Tüm yerel yöneticiler ağız birliği ederek 'doğal afetin karşısında durulmaz' dedi. Kendilerinin avukatlığına soyunmuş kalemşörler 'takdir-i ilahi' diye başlayan onlarca cümle kurdu. Özetle, Ege'nin rasyonalist sosyal demokratları Suudi  Arabistan'ın  kaderci yetkilileriyle aynı çizgide pek garip ve hızlı biçimde birleşti. Gelgelelim kendilerine muhalefet edenler, çok daha trajikomik bir tablo oluşturdu. Onlara sorarsanız, bölgede ortaya çıkan her iyi gelişme Allah'tan kaynaklıyor, ama kötü olan ne varsa mevcut seçilmişlerden geliyordu. Sel felaketiyle ortaya çıkan görüntüler, olsa olsa geride bıraktığımız birkaç yılda yapılan yanlışların ürünü olabilirdi.

İşin aslına bakarsanız, Bodrum'da yaşananların açıklaması basittir. Dere yatakları yeterli ıslah ve altyapı çalışması yapılmaksızın cadde ya da sokak olarak kullanılmaya başlanmış ve şiddetli yağmurlarda dağlardan gelen sular buraları doğal yol addederek önüne çıkan her şeyi sürükler hale gelmiştir. Ancak burada son bir yılın değil, 1980'lerin başından beri devam eden plansız şehirleşmenin bedeli ödenmektedir ve yaşananlarda 30 yıldır bölgeyi yöneten tüm atanmış ve seçilmiş yerel yöneticiler ile onları layıkıyla denetlemeyen haklın yani bizlerin az ya da çok payı mevcuttur. Yapılması gereken bölgenin yerel dinamiklerini iyi bilen ilçe ve büyükşehir belediyelerinin, yatırım gücünü elinde tutan merkezi hükümetle masaya oturarak turizm beldelerinin altyapı sorunlarını topyekun çözecek projeler üretmeleri, söz konusu projeler hayata geçene kadar yağacak şiddetli yağmurlarda sorunlu dere yataklarını kapatarak trafiği alternatif güzergahlara vermeleri olabilir.  Buna mukabil, bahsi geçen tarafların diyalog kurmak şöyle dursun birbirlerinin yüzüne bakmamak üzerinden ayrışmacı ve popülist politikalar ürettikleri düşünülürse bahsi geçen çözümün sanılandan da uzak olduğu anlaşılacaktır.

Uzun lafın kısası,  'Haydi Bismillah' konulu demagojilerin alıp başını gittiği,  Selahattin Demirtaş'ın rakiplerine 'Tövbe Estağfirullah' diye başlayacak alternatif sloganlar önerdiği, sosyal demokratların 'Takdir-i İlahi' deyimine sımsıkıya sarıldığı bugünlerde bir gaz lambası bulup 'Haydi İnşallah' diyerek üç kez tıklatmak ve içinden nur yüzlü dede görünümünde bir cin çıkartmak istiyorum. 'Günümüz siyasetçilerine 'Önce Tedbir Sonra Tevekkül' konulu bir konuşma yapsın. Olur da lafı dinlenmezse 'Fesuphanallah' diyerek geri gitsin. Hiç değilse denemiş sayılsın.'diyorum. Fena mı olur? Kim bilir? Belki bir faydası dokunur...

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS