Değerli okurlarım Türkiyede öyle garip şeyler oluyor ki,inanın aklı başında insanlar bile ne yapacağını şaşırıyor.Aşağıda okuyacağınız
Olayı nasıl değerlendirirsiniz bilemem amma…ben her gün bir yaşıma daha giriyorum şaşkınlıktan, ve usandım artık, bu tip ikiyüzlülükleri hem dinlemekten, hem okumaktan ve hem de yazmaktan.Ve kendi kendime soruyorum…,bir ülkede bu kadar yozlaşmanın sonu ne olur acaba…? Onur sahibi insanların yapacağı iş değil bunlar…
Okuyalım bakalım:
Yazacaklarım, dinlediklerim ya da okuduklarım değil, bire bir yaşadıklarımdır.
Yıl: 1994’ün Mart ayı.
TGRT’de Alternatif isimli haber programını yapıyorum.
O gün gündemde mahalli genel seçimler vardı.
Seçime iki hafta kala İstanbul Büyükşehir adayları Tayyip Erdoğan, İlhan Kesici, Zülfü Livaneli ve Bedrettin Dalan’ı canlı yayında karşı karşıya getirecektim.
Programdan birkaç saat önce patronum Enver Ören çağırdı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:
-Arkadaşlar söyledi, programına Tayyip’i çıkarıyormuşsun!
-Efendim sadece Tayyip Bey’i değil, bütün İstanbul büyükşehir adaylarını çıkarıyorum.
-Diğerlerini çıkar bir şey demem ama Tayyip çıkmayacak!
-Yapmayın efendim çok kötü olur, günlerdir ekrandan programın fragmanını (tanıtımını) yayınlıyoruz. Çıkarmasam zor durumda kalırım.
-Tayyip çıkmayacak!.
-Efendim sadece ben değil asıl siz zor durumda kalırsınız. Tayyip Bey’e ambargo koyarsak, teşkilatları ve adamları burayı basar!
-Offf niye beni zora soktun Sabahattin!
-Efendim ben izlenen bir program olsun istedim!
-Bak beni iyi dinle. Şimdi senin programını izleyip maazallah bir kişinin Tayyip’e gönlü kayarsa sen ve ben bunun hesabını ahirette veremeyiz! Cehennemde yanarız!
-İş o kadar ciddi mi?
-Ne diyorsun Sabahattin, bu iş iman mücadelesi! Ah,ah…. bu tayfayı bilmezsin sen…..!
-Ne bileyim efendim, bunlar her gün habire din, iman demiyor mu?
-Bırak onların dediklerini, Enver Abiyi dinle sen!
Sonuç, Enver Bey’i ikna ettim ve Tayyip Erdoğan’ı diğer adaylarla beraber programa çıkarttım.
Kuşkusuz bu diyaloğu eşyanın tabiatı gereği kayda almadım ama bu konuşulanların gerçek olduğunun kanıtı şudur:
1994 Mahalli Genel Seçimlerinde Tayyip Erdoğan’a İhlas Grubunun toplu olarak oturduğu Yenibosna’daki devasa siteden tek bir oy bile çıkmamıştır.
Öyle ki Tayyip Erdoğan bu sandık sonuçlarından hareketle başkanlık görevini devralır almaz hemen Enver Ören’in Boğaz’daki yalısında var olan kaçak katı anında mühürletmiştir.
Sunduğum bu fotoğraf düne dairdi.
Ve bugünkü fotoğraf:
Enver Bey kısa bir süre önce Yalova’daki evinde aralarında benim çok yakınım olan bir işadamının da bulunduğu gruba Tayyip Bey için adeta Mehdi Aleyhisselam benzetmesini yapıyor ve İslâm’a yaptığı tarihsel katkıları anlatıyor.
Bu sözleri işitince nedense 1994’ü yani yukarıda sunduğum sahneyi hatırladım...
Hayır hayır aslında bu şekilde davranan sadece Enver Ören de değil, diğer pek çok grup ve cemaat aynı şeyleri yapıyor..
AKP gelmeden önce Milli Görüş’e kimlerin kin kustuğu ve mesafeler koyduğu arşivlerdedir.
Tam bu noktada soralım, o zaman var olan bu kaypaklığı nasıl izah edeceğiz?
Tayyip Bey’in son on küsur yılına bakıyorum ABD’ye muhabbetinin depreşmesinin dışında bir farklılığı yok!
Sihir acaba Erdoğan’ın Amerika’yı keşfetmesi mi yoksa TOKİ’den oradan buradan alınan onlarca trilyonluk ihaleler mi bilmem ama bildiğim şey ikisinin de İslâm’da yeri olmadığı...
&&&&&&
Anlatan: Sebahattin Önkibar
Bir de şu şiir e bakın….ardaki farkı ,farkedin..…..
.....VATAN ÇİFTLİKLERİNİZSE,
Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
Vatan, mızraklı ilmühalse, Vatan, polis copuysa,
Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
Ben vatan hainiyim.
NAZIM HİKMET RAN