Serdar Durat

TBMM'nin geleneksel bütçe görüşmeleri

Değerli düşünür dostlarım,

Bu günlerde TBMM de 2013 yılı bütçe görüşmeleri yürütülmekte ve  siyasi parti liderleri -temsilcileri arasında klasik olağan çekişmelere sahne olmaktadır. Kimbilir kaçıncı kez ayni geleneksel yaklaşımı izlemekteyiz.

Ekonomist olmadığım için ortaya konan sayısal veriler hakkında çok iddialı yorumlar yapmaktan çekinirim ancak en azından bir kaç sömestr bile olsa iktisat- istatistik okumuş sıradan bir vatandaş olarak tarafların makro ekonomik ve finansal tabanlı rakkamları nasıl da eğip bükerek kendi politikaları doğrultusunda dile getirdiklerini gözlemleyebildim. Ayrıca stratejik planlamanın önemli ayaklarından birisi bütçe planlaması olduğundan bu görüşmeleri ilgi ve kısmen de olsa müktesebat alanım dahilinde gördüğüm için yakından izlemeye çalıştım ve fikirlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Sevgili okurlar, ne yazıktır ki verilen örnekler genelde hep ayni basmakalıp ve az gelişmişlik göstergesi örnekler. Efendim , 2002 yılında asgari ücret ne imiş ve o zaman bu ücretle kaç ekmek - kaç kilo süt alınabiliyormuş ? 2012 yılında agari ücret ne olmuş ve ayni ürünlerden ne kadar satın alınabiliyormuş ? Borç para bulabilme olanağımız ve şartlarımız eskiden ne imiş ?bu gün ne olmuş ?

Bu gün doğan her bebek 4360 usd borçla dünyaya geliyormuş,
İcra dosyaları sayısı 20 milyonu aşmış, bu iktidar döneminde 7 kez mali af çıkarılmış, katma değeri yüksek ürünlerimizin toplam ihracat içindeki payı ancak % 3 kadarmış, 2011 yılında 77 milyar usd ile dünyanın ikinci en büyük cari açık veren ülkesi olmuşuz , bu yıl ilk 10 aylık dönem için cari açık ise 41 milyar usd olmuş ve bu açığı dışarıdan gelen olağanüstü yüksek faizli sıcak para ile karşılamaya çalışmışız. Halen dünyanın en pahalı benzinini kullanan ikinci ülkesi biz mişiz, mevcut üretim politikası ile 2023 hedeflerini yakalamak mümkün görülmüyormuş..günde sadece 4 usd harcama yapabilen insan sayımızda büyük düşüş varmış ki bu durum fukara sayımızın azalması manasında bir refah artışı olarak görülmeliymiş..( halen iki milyon insanımız bu durumda yaşamak zorunda olduğu için utanmamız gerekirken bu geçeklikten başarılı sonuç çıkarabilmek akıl ve izan sınırlarını zorlayan maharet ister)

Değerli düşünürler, daha fazla sayılarla kafalarınızı karıştırmak istemediğim için bu kadarı ile bırakıyorum.  On gün bahse konu bütçe tartışmaları sürecek izlemek isteyenler meclis tv den takip edebilirler.

AKP iktidarının,  şeffaf yönetim ilkesini, samimiyetini ve özgüvenini  sergileyebilmek adına Sayıştay raporlarını TBMM ne getirmesinde ve tüm milletvekillerinin incelemelerine sunmasında çok büyük yararlar vardı ama malesef bundan kaçınıldı. Hükümetin bu tasarrufu en azından toplumun bir kesiminde bütçenin netameli olduğu algısını yaratmaktadır. Bu asil milletin yok canından ödediği vergilerinin ne maksatla ve ne şekilde kullanıldığını bilmek hakkı vardır. Ayrıca borç para bulabilmekle övünmek kanımca çok düşündürücü ve üzücüdür. Bunun yerine keşke borç para verebilecek duruma gelmek üzere plan ve program açıklanabilseydi. Süt ve ekmek gibi temel gıda maddelerini ölçek almak  yerine gelişmiş ülkelerdeki insanların refah düzeylerinin ölçüldüğü referans zaman birimlerinde kaç günlük gazete-dergi-kitap satın alınabildiği-okunanabildiği, kaç gün tatil yapılabildiği, ne marka araba kullanıldığı, ayda kaç kez tiyatro-konser-sergi vs izlemeye gidilebildiği, kişi başına ne kadar enerji tüketilebildiği, bilgiye ve sağlık hizmetlerine erişim hızları gibi uygarlık işareti insani değerler mehaz alınsaydı diye geçirdim aklımdan.

Gelir dağılımındaki eşitsizlik ülkemizin kronik bir sorunudur . özel sektörde üniversite mezunu ortalama bir çalışan personel ile genel müdür-üst düzey yönetici arasında 12 kat maaş farkının olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Gelişmiş ülkelerde bu fark en çok 4-6 kat imiş. Ülkemizin doğusu ile batısı arasındaki alt ve üst gelir düzeyleri arasında ortalama 200 misli fark varmış. Bu ürkütücü farka rağmen her iki grup içindeki vatandaşlar dolaylı vergi olarak ayni vergiyi ödemek durumunda kalmaktadırlar. Örnek vermek gerekirse  KDV ve ÖTV bazında en fukara vatandaş ile holding patronu ayni vergiyi ödemek zorundadır. Bu durumun adil olduğunu düşünmek olanak dışıdır.
Resmi verilere göre %9 olan işsizlik oranının gizli ve/veya iş aramaktan vazgeçmiş olanları da katıldığında %13 civarında olduğu belirtilmektedir. Yaklaşık 22milyon kişinin konut ve tüketici kredisi kullandığı ve bunun %11 kadarının geri ödeme yapamaz halde olduğu bilinmektedir. İstihdamı besleyen milli üretim gücümüzü arttıramadıkça, teknoloji satabilen konuma gelmedikçe sürdürülebilir bir ekonomik büyümeden bahsetmek hayal kurmaktan öteye geçemez.  Finansman giderleri ne kadar cazip olursa olsun borçlanarak para temin etmek taşıma su ile değirmen döndürmeye benzer. Unutulmamalıdır ki Hazıra dağ dayanmaz..

Netice olarak değerli düşünürler, meclis tv nin izlenirlik oranı ve gazete tirajları dikkate alındığında, internet tabanlı sosyal mecralarda geçirilen zaman ve teşviki mesaisi-teatisi yapılan konular incelendiğinde, muhteşem dizilerin yayınlandığı saatlerde kanalların izlenme rekorları kırdığı gerçeğinden hareket edildiğinde ; Halkımızın genel temayül ve ilgi profilinin kolayca tespit edilebileceği ve 2013 bütçe müzakerelerinin toplumun büyük bir çoğunluğunun umurunda bile olmadığı  görülebilir kanaatindeyim.

İnsanların kaderlerini ve yaşantılarını doğrudan etkileyecek olan gelişmelere duyarsız kalmaları, daha sonra da başlarına gelenlerden yakınmaları ne yaman bir çelişki değilmi ?
Ne diyelim ? Yeni Bütçemiz hayırlara vesile olur inşallah !

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist
12.12.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS