• Devlet Bahçeli: ''Ülkücüyüm diyen...''
  • Erdoğan'dan yine olay olacak ''Hayır'' çıkışı
  • PKK'ya darbe üstüne darbe ! 33 terörist öldürüldü
  • 3 milyon mülteci Türkiye yolunda !
  • Adil Gür'den referandum anketi
Burcu Demir

Tekerrür

Bir yazı yazacağım. Biliyorum, hem Ak Partilileri hem de HDPlileri kızdıracağım. Neden diye sorarsanız; Demirtaş'ın (ve dolayısıyla HDP'nin) günümüzdeki tablosunu, Erdoğan'ın hikayesindeki ilk günlere benzeteceğim. Tahmin ediyorum öncelikle iktidarın neferleri çıkışacak; 'Ama benzemez kimse ustaya' diyenler çok olacak. Ardından; HDPliler söz alacak, eş başkanlarıyla beraber anmak için neden bu denli otoriter bir ismi seçtiğim sorulacak. Ben de gözlemliyorum; tezat ideolojilerden ilham aldıklarını lakin aynı zamanda adım gibi biliyorum, siyaseten farklı kulvarlarda koşmanın söylem ve yöntem bakımından paralellik göstermeye engel olmadığını.

Neyi kast ettiğimi hala ve ısrarla anlamayanlar için geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıkmak en güzeli;
-İkisi de tabanı dışına açılmasına çok zor gözüyle bakılan hareketlerin liderliğine (siyaset için genç sayılabilecek) yaşlarda soyundular.
-Kitlelerin dikkatini üzerlerine çekmeyi hitabet yetenekleri sayesinde başardılar.
-İlk önemli sınavlarında (gerek aday listeleri gerekse teşkilat için) kadınlarla gençlerin çoğunlukta olduğu kadrolar öngördüler ve çalışmaya metropollerin yoksul mahallelerinden başladılar. Nitekim geçtiğimiz birkaç ay boyunca İstanbul'u karış karış gezen HDPli kadınlarla, Erdoğan'ı İBB başkanlığına taşıyan Refah Partisi'nin kadın kolları arasında heves ve çalışkanlık bakımından zerre kadar bile fark bulmak mümkün değildi.
-Onun dışında, birçok olumsuz önyargı ve baskıya maruz kalmış kulvarlarını 'Türkiyelilik' söylemiyle merkeze taşımaya çabaladılar. Lakin, 'Türkiyeli olmaktan' ne kadar sık bahsederlerse bahsetsinler ne Ak Parti'nin MHP kökenli oylarını ne de HDP'nin Kürt milliyetçilerden aldığı desteği rakiplerine kaptırmadılar.
-En mühimi, çıkış söylemlerini özgürlükler ekseninde inşa ettiler. Konuşmalarında kendi tabanlarının maruz kaldığı baskılardan örnekler seçmelerine rağmen, yaşamı kısıtlanmış tüm kesimlere hitaben dönüşüm sözü verdiler ve önceki yönetimlerin muhalefetini de en az iktidarı kadar eleştiri yağmuruna tuttular. Hatırlayacak olursak; 2002 Seçimlerinde Erdoğan, tüm meclisi, yakın tarihli koalisyon denemeleriyle beraber hedef almış ve sadece muhafazakarlara değil (solcular dahil) 2000 öncesi Türkiye statükosunun bunalttığı tüm kesimlere değişim sözü vermişti. Hatta diyebiliriz ki liberalleri fethetmesi bu konuşmaları sayesinde oldu. Bugün Demirtaş'ın, Ak Parti'nin yeni bir statüko inşa ettiğini ve CHP'nin muhalefet görevini layıkıyla yerine getirmeyerek bu duruma katkıda bulunduğunu, oysa HDP kanadının yalnızca Kürtlere değil mevcut ortamın baskıcı ve gergin havasından kaygı duyan herkese siyaset üreteceğini vurgulayan konuşmalarını anımsayalım. Mevcut iktidarın on üç yıl önceki propagandası ile tuhaf benzerlikler taşımadığını kim iddia edebilir?
-Son olarak, birinin şiir okuma diğerininse saz çalma becerisiyle seçmenin ince zevklerine hitap ettiğini, dahası merkez sağ ve sol partilerden gıptayla karışık yorumlar aldıklarını hatırlatma gereği duyuyorum. Çünkü 2002 seçimleri süresince ANAP ve DYP tabanının "keşke Erdoğan vasıflarında bir lider, Refah Partisi yerine merkez sağ kulvardan çıksaydı" cümlesiyle; geçen birkaç ay boyunca sosyal demokratların 'Demirtaş iyi, hoş, başarılı ama keşke HDP yerine CHP'nin başında olsaydı' şeklindeki temennilerini birbirine benzetmeden edemiyorum.

Neticede, diyebiliriz ki, 2000 öncesi Türkiye muktedirlerinin dışladığı iki siyasi yapı, benzer yöntemler eşliğinde,onar yıl arayla güçlenerek büyüdü ve birbiriyle yarışır hale geldi. Oluşturdukları yeni sistem önce merkez sağı eritti, ardından CHP ile MHP'yi kendi kısıtlı tabanlarına hapsetti ki yazının başından beri sıraladığım detayları göz önünde tutarsak bunların hiçbiri tesadüfen gerçekleşmedi. Diğer yandan, madem 'tarih tekerrürden ibaret' şekillendi, HDP için, Ak Parti'nin geçmişinden çıkartılacak birçok ders birikti. Özgürlük söylemleriyle başlayan her hikaye gibi HDP'nin duruşunun da güçlendikçe değişmeyeceğini umuyorum. Başka bir deyişle; Demirtaş'ı ilerki yıllarda kadın ve genç kadrosunu seçilemez sıralara kaydırırken, destekçilerini yerleştirdiği YÖK'ün varlığını savunurken ya da iç güvenlik paketleri hazırlarken görmeyeceğimi tahmin ediyorum. Bu arada konu, iktidarın ustalık döneminde yaptığı hatalardan açılmışken her birini detaylıca ele almak niyetindeyim. Fakat bu kısmı haftaya bırakacağım ki o 7 Haziran mevzuunu bir haftada kapamayayım ve o sıkıcı eleştiriyi duymayayım; 'yazar, seçime dair gözlemlediği ne varsa tek makaleye sıkıştırmış' cümlesine maruz kalmayayım.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS