Serdar Durat

Teknolojiye Tutsak Olmuş Hayatlar

Değerli düşünür dostlarım,

Yaşamakta olduğumuz bilgi çağının dinamikleri eski alışkanlıklarımızı,yaşam biçimlerimizi ve iş yapma tarzlarımızı/süreçlerimizi kökten değiştirmeyi zorunlu kılmıştır. Dünya artık adeta çok daha süratli bir şekilde dönmekte, çevremizde muazzam bir değişim,erişilmesi-analiz edilmesi-anlaşılması ve bir şekilde kullanılması gereken devasa bilgi okyanusu vardır. Rekabetle başedebilmek ve ayakta kalabilmek, başdöndürücü hızla atmosferde uçuşan bilgileri zamanında ve doğru bir şekilde değerlendirerek reaksiyon gösterebilmekle mümkün olabilmektedir.
Her sabah güne başlarken ilk işimiz bilgisayarlarımızdaki-telefonlarımızdaki mailbox (posta kutusu) ta mevcut mesajlarımızı/postalarımızı/bildirimlerimizi kontrol etmek olmaktadır.
Posta kutumuzda çok sayıda elektronik posta varsa mutlu oluyoruz,az sayıda ise canımız sıkılıyor. Yakın çevremizde ve vizyonumuzun yettiği kadar tüm dünyada gelişen olaylardan haberdar olmak arzusu adeta tutku halini aldı.Bizim için ne kadar gerekli/faydalı olduğuna bakmaksızın sanal alemdeki hiç bir şeyi kaçırmamaya çalışıyoruz. Tabiri caizse hepimiz birer ‘’enformasyon oburu’’ olduk. Tweeter-Facebook-Linkedin üçgeninde koşuşturmaktan, birilerine laf yetiştirmekten, yerli ve yabancı basının web sitelerini izlemeye çalışmaktan yorgun düşüyoruz. Buna rağmen sms (kısa telefon mesajı) sinyali sesine bayılıyoruz ve iki elimiz kanda olsa bir an evvel okuyup ya siliyor veya cevap veriyoruz. Cep telefonlarımızı uyurken bile kapatmıyor,elimizin altında bir yerde tutuyoruz, her çaldığında cevap verme refleksi içinde mutlu mesut yaşadığımızı zannediyoruz. Günümüzde mesai saatleri ve çalışma ofisi gibi kavramlar artık anlamlarını yitirmiş durumdadır. Zaman ve mekan gereksinimi ortadan kalkmış,toplantı-konferans-seminer vs gibi aktivitelere dünyanın dört bir yanından eşzamanlı olarak sanal ortamda katılmak mümkün hale gelmiştir. Her yerde ve her zaman işlerimizi yapabilme,takip edebilme şansına/yeteneğine kavuştuk. Tatillerimizde bile kendimizi gerçek anlamda özgür bırakamıyor, sistemin geçici olarak dahi dışında kalmak istemiyoruz. Bu yüzdendir ki tabletlerimizi,cep telefonlarımızı elllerimizden düşüremiyor bedenimizin bir organı gibi onlarla yapışık yaşıyoruz. Bir süre hepsini kapatsak sanki dünya batacakmış da bizim haberimiz olmayacakmış gibi anlamsız bir endişe içindeyiz.
Bu arada sosyal medya sayesinde içimizde saklı tuttuğumuz ‘’şair-yazar-filozof-sanatçı’’ yeteneklerimizi de doyasıya kullanma fırsatımız oldu..!

Sevgili okurlar, yukarıda biraz ironik bir uslupla özetlemeye çalıştığım, bizi teknoloji bağımlısı yapan tutum ve davranışlarımız aslında bilimsel gerçekler doğrultusunda ruh ve beden sağlığı bakımlarından son derece yanlış ve zararlıymış meğerse. Daima bir şeylere/yerlere yetişmeye çalışmanın telaşı başta kalp olmak üzere bir çok ciddi rahatsızlıkları tetiklermiş, çok uzun saatler boyu wireless (Kablosuz internet) erişimi ve bilgisayar-cep telefonu gibi güçlü elektro manyetik sinyaller yayan cihazlarla haşır neşir olmak ta yine diğer hayati önemi olan hastalıklara zemin hazırlarmış. Bunlar orta ve uzun vadede etkisini gösteren tehlikeler ama bir de kısa vadeli hatta anlık olumsuzluklar sözkonusu. Örnek vermek gerekirse ABD de Virginia Tech.ulaşım enstitüsünün yaptığı araştırmadan bahsedilebilir. Bu kurum, ABD deki otomobil kazalarını araştırmak üzere yüzlerce otomobile kamera yerleştirmiş ve kazaların oluşumundan hemen önce şöförlerin davranışlarını incelemiş.Sonuç ibret verici;maddi hasarlı kazaların % 80 ninde kaza anından üç saniye öncesinde şöförlerin ya araç bilgisayarları,ya cep telefonları veya araç müzik sistemleri ile ilgilendikleri ve sürüş konsantrasyonlarını kaybettikleri, çevrelerindeki gerçek dünyada olan biteni kaçırdıkları görülmüş.

Değerli düşünürler, bilgi teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığı/güzelleştirdiği ölçüde belki de daha fazla hayatımızı zorlaştırdığı,özgürlüklerimizi sınırladığı ve hatta can güvenliğimizi tehdit ettiği artık bilinmekte/kabul edilmektedir. O halde ne yapmalıyız ? kendimizi bu risk ve tehlikelerden nasıl korumalıyız ? sorusuna cevap bulmamız gerekiyor.

Benim önerilerim aşağıda sunulmuştur.

1. Bireysel filtrelerimizi geliştirmeliyiz.Hayatımıza dokunan,işimiz-kariyerimiz ve sorumluluklarımız açısından bizi besleyen bilgileri/iletişimi kabul etmeli/içselleştirmeli,diğerleri arasından en azından bir kısmından vaz geçebilmeliyiz.

2. Önceliklerimizi tespit etmeliyiz. ‘’Zaman yönetimi’’ konusunda titiz davranmalı ve bize katkısı olmayacak gönderimleri/bildirimleri yoksayabilmeliyiz.

3. Her telefona ve/veya sms mesajına anında cevap vermek,gelen her elektronik postayı okumak ve anında yanıtlamak zorunda olmadığımızı unutmamalıyız.

      Önem derecesine,konusuna veya gönderenine bakıp özgürce silebilmeli veya okusak  
      bile cevabımızı erteleyebilmeliyiz.

4. Kendimize karşı dürüst olmalı ve şu soruların cevabını vermeliyiz.

      a. Ben neyi/neleri başarmak/elde etmek istiyorum ? Benim misyonum ne ?
      b .Beni mutlu eden faaliyetler neler ?
      c. Benim önem verdiğim öncelikli konular neler?

5. Etkili Zaman yönetimi için cevaplandırmanız gereken başka sorular da vardır.

a. Neler/kimler benim ilgi alanıma girmiyor ?
b. Neler/kimler beni mutsuz ediyor-iç enerjimi tüketiyor ?
c. Neler/kimler benim için önem teşkil etmiyor ?

Bilahare bu cevaplarınız doğrultusunda zamanınızı kendi tercihinizle seçtiğiniz, sizi zenginleştireceğine/ geliştireceğine inandığınız alanlara angaje ediniz, bilgiye erişebilme yeteneğinizi ve imkanlarınızı size bu fırsatı sunan teknolojinin esiri olmadan ve bireysel özgürlük alanlarınızı kısıtlamadan kullanmaya gayret ediniz.

Unutmayınız ki, ne kadar hırslı-çalışkan ve enerjik olursanız olun 8/25 çalışamazsınız, hayat 7/24 ile sınırlanmıştır zaten.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

31.05.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS