• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 59.332
  • Dolar
  • 1,7625
  • Euro
  • 2,3245
  • Altın
  • 650,62
  • Ankara : -18 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • İzmir : 2 °C
  • Adana : 7 °C
  • Antalya : 3 °C
  • Diyarbakır : -3 °C
Kuzey Irak'a hava harekatı
Üçüncü havaalanının yeri belirlendi
El Kaide: Türkiye'ye güvenmeyin
Türk olsaydım delirirdim
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Terör !

22 Haziran 2010 Salı
“Benim ülkem bu kafada yol almaya devam ettikçe ben mizah falan yazamayacağım. Henüz hayatının baharındayken, daha aile kurma hayalleri olan, belki yuvasını kurmuş çoktan çoluğa çocuğa karışmış olan, hatta eşi hamile olan bir sürü Mehmetçik göçüp giderken ben neyin mizahını yapacağım?” diye yazmıştı Ayşe Aral, (manevi ablam) pazartesi günü yayımlanan yazısında ve yazının başlığında da "Bu Ülkede Mizah Yazmak Mı?" diye sormuştu.
 
Düşündüm, kendimi sorguladım... Onca kötülük yaşanıyorken, bir baba Babalar Günü'nde evladının yerine tabutuna sarılmak zorunda bırakılıyorken ve bizler sıcacık evimizde ailemizle bu acı görüntüleri film izler gibi izliyorken ellerimizle kirlettiğimiz bu pis dünyada yaşamak ne kadar anlamlı? Kendimi şehit olan evladın babasının yerine koydum sonra... Elbette vatan sağ olsun da... Benim oğlum, ciğerim, gözümün nuru da sağ olsaydı! Benim oğlumun da düşleri vardı... Öyle büyük düşler de değildi hani, başkalarınınki gemicik alırken benim oğlum elden düşme bir motosiklet edinmeyi düşlüyordu... Yüreğim bunları söylüyor, babanın buğulu gözlerine baktığımda. Sonra... Askere giderken kurbanlık koç gibi oğlunun eline kına yakan annesi geldi gözlerimin önüne... Emine, Ayşe, Fatma... İsmin ne önemi var ki? Hepsinin adı aynı; Şehit Anası... Bir köşeye sinmiş, bir eliyle dizlerini döverken ötekisiyle akan gözyaşlarını siliyor. Belki de içinden; "birileri ananı da al git diye televizyonda bağırırken fırsat bu fırsat deyip uzak diyarlara kaçırsaydın beni keşke," diyordur, kim bilir!
 
Olumsuz düşünceler beynime tam gazla hücum ederken karşı çıkıyor temkini elden bırakmayan yanım. Teröristin istediği de bu zaten diyor. Bizleri yıldırmak, yaşamdan soğutmak, korku imparatorluğuna hapsolduğumuzu hissettirmek, kardeşi kardeşe kırdırmak ve o bölgedeki egemenliğini sürdürmek istiyor terörist. Bunun içindir ki durmaksızın gencecik fidanlarımızın üzerine bombalar, mermiler yağdırıyor.
 
Bugün tahriklere kapılırsak, teröristin ekmeğine bal sürersek terörü bitiremeyiz ve bu yüzden yirmili yaşlardaki gençlerimizin ardından çok gözyaşı dökeriz. Devlet yetkilerinin yapmasını beklemeden birbirimize kenetlenmeliyiz, hem de her zamankinden çok, sıkı sıkıya... Öyle bir yanıt vermeliyiz ki teröriste, kendisini yalnız hissetsin ve ne yaparsam yapayım kimseye zarar veremeyeceğim hissine kapılsın. Bu his terör örgütünde çözülmeye, parçalanmaya, varlığını sorgulamaya yol açacaktır.
 
Peki, yalnızca bireysel gayretlerle terörü bitirmek olası mı? Elbette ki hayır... 2002 yılında neredeyse tükenme noktasındaki terör bugün doksanların başındaki konumuna yaklaşmayı hedeflemektedir. Görüldü ki içi boş laflarla dolu açılım hiçbir işe yaramamıştır. Etnik kimlikler öne çıkarıldığında neler olabileceğini daha dün Kırgızistan'da görmedik mi? Tarihte yaşanmışlıklardan ders çıkartamazsanız ileride olacakları önleyemezsiniz. AKP iktidarı sekiz yılın yorgunluğundan olsa gerek yarını bırakın bir dakika sonrasını bile planlayacak durumda değilmiş gibi gözüküyor. Oysa her şeyi günler öncesinden hesaplayan, koltuk sayısıyla eşdeğer güce sahip bir hükümete öyle çok gereksinimimiz var ki şu günlerde. Tuttuğunu koparan hükümet önce işsizliği ve yoksulluğu bitirici hamleler yapacak, ardından da demokrasiyi ve özgürlüğü nasıl istenilen seviyeye çekebileceğine kafa yoracak. Tüm bu atılım ve açılımları yorulmuş, hatta hayatından bezmiş bir iktidarın gerçekleştirmesi oldukça zordur. Muhalefetin haykırışlarına kulak verilmeli, seçim sandığı bir an önce halkın önüne konulmalıdır diyorum.
 
Bir sözüm de sevgili ablam Ayşe Aral’a; sen kaleminden dökülen sözcüklerle bizleri hem düşündürüp, hem de güldüreceksin ki moralimiz düzelsin. Dost da düşman da bizi gülerken görsün. Haydi ablacığım, kalemine kuvvet...
Bu yazı toplam 1849 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim