Serdar Durat

Terörün önlenemediği yerde bacasız endüstri olur mu ?

Değerli Düşünür Dostlarım,

Ulusal Sorun Stoklarımızda çözüm bekleyen en hayati ve öncelikli derdimiz bir türlü önlenemeyen terör belasıdır. Kamu Güvenliğinin ve sosyal huzur ortamının tesis edilemediği ortamlarda özgürlük ve refah alanlarının genişletilmesi hayal dahi edilemez. Zaten terörün başat stratejik amaç ve hedefleri arasında milli güç unsurlarımızı zafiyete uğratmak, hayatın normal akışını olumsuz yönde etkilemek için korku ve kaos ortamı yaratmak vardır.

Turizm kapasitesi ve gelirleri , bir ülkenin  milli güç unsurlarından yüksek katma değeri olan, idamesi ve mütemadiyen geliştirilmesi gereken bir tanesidir. Turizm gelirleri günümüzde öylesine yüksek mertebelere erişmiştir ki terminolojide " Bacasız Endüstri" olarak anılmaya başlanmıştır. 

Nitekim Türkiye'nin yıllık turizm gelirleri yaklaşık 35 milyar USD dır. Bu miktar kolayca gözardı edilebilecek ve başka girdilerle ikame edilebilecek bir kaynak değildir. Dolayısı ile korunması ve kollanması milli menfaatlerimiz açısından şarttır.

Bütün bu gerçekliğe rağmen ne yazıktır ki ; ülkemizde halen mevcut gergin siyasi iklim, etnik ve inanç farklılığından beslenen ayrışma, yakın coğrafyamızdaki siyasi ve güvenlik kargaşası-emperyal güçlerin çıkar çatışmaları- mezhep kavgaları - moda tabiri ile vekalet savaşları, uluslararası ilişkilerimizdeki ısrarlı hatalarımız terörü sürekli kızıştırmakta ve bacasız endüstri üzerine kara bulut gibi çökmesine neden olmaktadır.

Sevgili Okurlar,

Dün İstanbul'da meydana gelen terör saldırısı ile gerçek anlamda kalpgahımızdan vurulduk. Yılda yaklaşık 12 milyon turist ağırlayan İstanbul dünya çapında cazip bir destinasyon olup gelen turistlerin çok büyük bir çoğunluğu Sultanahmet'i ziyaret etmektedirler. Dünya kültür mirası listesinde yer alan tarihi eserleri ile turistlerin öncelikli tercihi olan Sultanahmet meydanında dün bir canlı bomba faciası yaşandı ve 10 yabancı turist hayatını kaybetti 15 i de yaralandı. Bu acı olay anında tüm dünyada manşet haber oldu. Rusya ile yaşadığımız uçak düşürme krizinden sonra Rusya hükümetinin ve bizzat Putin'nin misilleme baskıları ve politikaları ile zaten kara listeye alınmıştık. Bu kapsamda Türk tur operatörlerinin lisansları iptal edildi. Türk marinalarında bulunan zengin Rus iş adamlarına ait yat ve tekneler çekilmeye başlandı. Rusya vatandaşlarına Türkiye'ye turistik gezi için gitmelerini yasakladı. Rus spor takımlarının Türkiye'de planlı kamp çalışmaları iptal edildi.

Rusya dan başka diğer bir çok ülke vatandaşları içinde turistik maksatlarla gidilmesi tercih edilmeyen, riskli ülkeler arasına girdik. Bu kapsam da  çok sayıda kruvaziyer gemi işleten yabancı şirketler liman ziyaret programlarından İstanbul'u çıkarttılar, hatta rotalarını Türkiye'den saptırdılar.

İran - Suudi Arabistan gerginliği kapsamında her ne kadar rengimizi belli etmemeye, tarafsız görünmeye çalışsak ta mezhep sempatizanı olduğumuz S.Arabistan'a olan gönüldaşlığımız ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın İran'ı hedef alan konuşmaları sayesinde İran'dan gelen turistler de bıçak gibi kesilmiştir. Geçen yaz ,nasılsa hepsi çekik gözlü fark etmez diyerek sokakta Çin'li sanıp Kore'li ve Japon turistleri evire çevire dövdüğümüz için onlardan da gelen sayısı azaldı. Neredeyse bütün dünya Türkiye'de savaş var zannediyor, terör tehlikesi ile vatandaşlarını ülkemize gelmekten caydırmaya gayret ediyorlar.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen AKP iktidarı 2016 yılı bütçesi için Diyanet İşleri Başkanlığına 6.4 miyar TL ayırırken, Turizm Bakanlığı'na 1.9 milyar TL yi yeterli görmüştür. Diyanet te bu cömertliğe karşı jest olsun diye son günlerde akıllara ziyan muhteşem beyanlarda bulunmaktadır. 

"Bildiğiniz gibi Diyanet'in en son fetvasına göre ; Kürtaj yaptıran cezasını ödemek için beş adet deve bağışlayacakmış. "

Değerli Okurlar,

Yabancı basında Rusya'nın Türkiye tarafından düşürülen uçağının intikamını almak ve misillemede bulunabilmek için PKK terör örgütünü el altından destekleyerek azmettirebileceği değerlenedirmeleri yer almaktadır. Washington Post gazetesi dünkü sayısında çok çarpıcı ve iddialı bir analize yer vermiştir. Bu kapsamda CB Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun Suriye politikalarındaki hatalarını, Suriye iç savaşındaki muhalif güçlere gizlemeye çalışarak el altından yaptıkları desteklerle çok tehlikeli bir oyun içinde yer aldıklarını belirtmekte , Sultanahmet saldırısı ile Türkiye'nin gerçek düşmanını anlamak zorunda olduğunu vurgulamaktadır.

Netice olarak ; Bu politika ile ülkemizde terörün sonlandırılmasını, iç barışın ve huzur ortamının tesis edilebilmesini beklemek dolayısı ile bacasız endüstrimizin canlanmasını ummak biraz fazla hayalperestlik olacaktır.

Unutulmamalıdır ki dünyaca çok kanlı ve tehlikeli bir terör örgütü olarak kabul edilen İŞİD'e,  İŞİD demeyip AKP zihniyetinin ağız birliği yaparcasına arapça karşılığı olan DEAŞ demekle terör tehlikesi ortadan kalkmıyor.

Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS