Serdar Durat

Tezkere ve topyekün savaş ihtimali

Değerli düşünür dostlarım,
Malumlarınız olduğu üzere Türkiye'ye yönelebilmesi muhtemel saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. 98 ret oyu alan Tezkere, 298 oyla Meclis'ten geçti. Her zamanki gibi ülkemiz için hayati önemi olan bu konu da ivedilikle olağanlaştırılması ve kamuoyunun dikkatlerinden uzaklaştırılabilmesi amacı ile telaş içinde tam da bayram öncesinde gerçekleşti. TBMM Başkan vekili sayın Bahçekapılı konuya ilişkin konuşmasında, 
"Terörün yarattığı bir insanlık dramı yaşandığını kaydetmiş, "Gördüğümüz fotoğraflar, aldığımız haberler canımızı acıtıyor. Türkiye'nin bu insanlık dramına seyirci kalması düşünülemez. Çünkü Türkiye'nin inancı, kimliği, düşüncesi ne olursa olsun her zaman mağdurun ve masumun yanında olmak gibi bir sorumluluğu vardır. İnancım odur ki gazi Meclis içinde hiç kimsenin terörün yanında olabilmesi asla mümkün değildir. Her şey barış içinde olmalı. Her şey kardeşlik hukuku yerine getirilerek olmalı. Teröre karşı konulmalı" demiş.
Sevgili okurlar her şeyden önce belirtmek isterim ki ; bir ülkenin savaş hali belirli koşullarla ve diğer tüm kanallar tıkandığında oluşur. Ulusal Bekasına yönelik doğrudan ve somut tehdit oluşması, toprak bütünlüğüne saldırı, egemenlik ve hükümranlık haklarının ihlali, milli menfaatlerinin kabul edilemez düzeyde zarar görmesi gibi şartlar
savaş nedeni sayılabilir. Bunun haricinde hiç bir ülke salt "Mağdurun ve masumun yanında olmak sorumluluğundan" dolayı bir başka ülkeye savaş ilan etmez.
Bu hanımefendi AKP zihniyetinin tamamen ideolojik retoriğinden çok etkilenmiş anlaşılan. Terörle ve teröristle mücadele başka bir eylemdir ve bunun kapsamında mahdut hedefli muharebeler olabilir ancak topyekün savaş bambaşka bir şeydir.
Atatürk'ümüzün dediği gibi "savaş kaçınılmaz ve zorunlu ise başvurulabilecek bir eylemdir ancak milletin hayatı tehlikeye girmedikçe savaş cinayettir" .
Değerli okurlar,
Açık kaynaklardan öğrenebildiğimiz kadarı ile bahsekonu tezkere metni aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
"Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı güvenliğinin idame ettirilmesini sağlamak, kriz süresince ve sonrasında hasıl olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin hükümetin belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 4.10.2014 tarihinden itibaren bir yıl süreyle izin verilmesini Anayasanın 92. maddesi uyarınca arzederim. Başbakan Ahmet Davutoğlu."

Sevgili düşünür dostlarım,
Bu metin kapsamında en kritik, tehlikeli ve riskli ifade; 
 "hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin hükümetin belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması" dır. Zira sonsuz bir hareket serbestisini iktidara sunmaktadır.
Bir çılgınlık, akıl tutulması halinde ve ütopik hayaller uğruna yaşadığımız coğrafyayı kana bulayabilecek gelişmelere gebedir.
Mevcut tehdit değerlendirmesi doğrultusunda Genel Kurmay Başkanlığının  silahlı çatışmayı da içeren sınır ötesi operasyon için Hükümet direktifine ihtiyacı vardır. Kendi vazifesini tespit edebilmek için potansiyel bir savaşın ve askeri harekatın maksadını bu direktifte net olarak anlamak zorundadır ki bahsekonu maksatlara erişebilmek için angaje olunacak fiziki hedeflerini planlayabilsin. 
Sizce hangi maksatla kahraman ordumuz savaşa sokulabilir dersiniz ? Esad' devirmek için mi ? güney sınırımıza bitişik jeopolitik değişimlere alet olmak için mi ? İkinci bir Kore kahramanlığı sergileyip ABD nin stratejik planlarında taşeron görevi yapmak için mi ?
Bu asil milletin ülkemizin hangi maksatlarla ve hangi hedefler için savaşa sürüklendiğini bilmek hakkı vardır. Allah böylesine bir felaketten ülkemizi korusun ama kısa zamanda ve çok canlar yanmadan kolayca çıkılamayacağı gün gibi aşikar olan büyük bir bataklığın eşiğinde olduğumuz algısı yadsınamaz.
 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS