• Devlet Bahçeli: ''Ülkücüyüm diyen...''
  • Erdoğan'dan yine olay olacak ''Hayır'' çıkışı
  • PKK'ya darbe üstüne darbe ! 33 terörist öldürüldü
  • 3 milyon mülteci Türkiye yolunda !
  • Adil Gür'den referandum anketi
Serdar Durat

Tiryakilik ve Bağımlılık

Değerli düşünür dostlarım,

Kimi zaman hayatımızın daha keyifli,sorunlarımızın daha katlanılabilir,sıkıntılarımızın aşılabilir,sosyal ilişkilerimizin daha fazla paylaşılabilir olması ve kimi zaman da bireysel korkularımızla / hezeyanlarımızla / üzerimizdeki baskılarla baş edebilmek ve yalnızlıklarımıza göğüs gerebilmek adına çeşitli refleksler geliştirir ve alışkanlıklar ediniriz. Günlük yaşantımızda bu alışkanlıklarımızın faydasını veya zararını pek düşünmek istemeyiz,sadece oyalanma / avunma yolu ile kendimizi görece daha iyi hissetmeye çalışırız. Farklı zaman dilimlerine değişik anlamlar yükler,monotonluğun boğucu baskılarını tolere etmeye ve hayatımızı daha renkli kılmaya çalışırız.
Sabah kahvesi-akşam beş çayı- aperatif saati vs gibi.

Bu kapsamda tiryakilik oluşur ve tercihlerimiz doğrultusunda davranışlarımız şekillenir.Tiryakilik temelinde düşük yoğunluklu madde bağımlılığını barındırır,bahse konu maddelerin tüketilememesi gerginlik ve huzursuzluk yaratır.

Vazgeçebilmek için ise kararlılık ve iç disiplin gerekir.

İnsan sadece doğru ve yararlı olan alışkanlıklar geliştiremiyor ne yazıktır ki, güçlü ve zayıf yönleri ile her insan kendine özel / apayrı bir yaradılışa sahip. Her insanın kişiye özel bir hikayesinin varlığına, tümdengelim ile kategorize etmenin,yönlendirmenin ve benzer sorunlar için tek bir reçete yaratmanın pek mümkün olmadığına inanırım.

Tiryakilik ile bağımlılık arasında çok ince bir çizgi vardır ve bir zaaf anında bu çizgi kolayca aşılabilir. Bir defa aşıldığında ise kurtulmak için çok ciddi terapi ve tedavi süreçlerine ihtiyaç olabilir. Her insan gerek fiziken ve gerekse ruhen çok kuvvetli olamayabilir, iradesi belirli baskılar altında çökebilir.

Tiryakilik başlangıçta belirli gıda maddeleri,çay-kahve-sigara ve hafif alkollü içecekler ile ortaya çıkabilir ve zamanla verdikleri sanal / geçici rahatlama hissi yetersiz kalmaya başlar. Bu durumda önce bu maddelerin daha yoğun bir şekilde tüketimine geçilir ve tutkulu bağımlılık sınırları zorlanmaya başlar. Kritik eşik geçildiğinde, tatminsizlik kendini hissettirmeye başladığında ise yeni arayışlara girilir ve çok daha tehlikeli maddelerin kullanılması süreci başlar. Daha somut ifade etmek gerekirse obesite-alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı belirir. Dünya çapında ünlü ,sevilen ve/veya kimsesiz/ evsiz barksız olan çok sayıda genç insan bu şekilde adeta intihar edercesine yaşamlarına son vermişlerdir.

Nedir bu insanları bu yola iten etkenler diye düşünecek olursak sanırım iki ana sebep karşımıza çıkacaktır. Birincisi maddi zenginlik,yüksek refah ve şöhretin getirdiği doyuma ulaşma hissi / materyalist anlayış ve daha ileri tatmin / rahatlama arayışı denilebilir. Bir yandan ateşli hayran kalabalıklar arasında el üstünde tutulurken öte yandan içsel yalnızlıklar ve tatminsizilikler artmaktadır.Bu gözde / popüler kalma halinin sürdürülebilir olmadığı anlaşıldığında, gerek yaşlandıkça ve gerekse modası geçtikçe sıradanlaşma ve gündemden düşme gerçeğini kabullenmek mecburiyeti taşınamayacak kadar ağır gelmektedir. ‘’ I will always love you’’ (Seni daima seveceğim) adlı şarkısı ve Bodyguard (Fedai) filmi ile bir dönem gönüllerimizde taht kuran Grammy ödüllü şarkıcı Whitney Houston’un ani ölümünün aklıma getirdikleri işte bunlardan ibaret. İkinci neden ise tam tersine maddi ve manevi anlamda yetersizlik, sevgisizlik, aidiyet eksikliği, yalnızlıktan beslenen aşırı kaygı / endişe hali olarak tanımlanabilir. Bu grup için örnek olarak tinerci çocuklar gösterilebilir.

Her iki halde de sorunun kök nedenleri ile baş edilemediği takdirde sonuç felakettir.

Değerli düşünürler, tiryakilik sadece madde bazlı gelişmez. Güçlü olmak,kitleleri yönlendirmek ve yönetmek arzusu tutku halini aldığında güce tapınma ve manevi tiryakilik başlar. Kontrol edilemeyecek derecede hırs / ihtiras düzeyine ulaştığında ise manevi bağımlılık şekline dönüşür.

Bizim kültürümüzde ‘’Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var’’ ve ‘’Ne oldum değil ne olacağım demeli ‘’ gibi çok anlamlı atasözlerimiz vardır. Başarıyı ve gücü hazmedebilmenin ve zirvede iken bile tevazu ve tevekkülden uzaklaşmamanın önemi ve değeri hiç akıldan çıkarılmamalı, bu gün için sahip olunan konjonktürel gücün zahiri şehvetine, zafer sarhoşluğuna kapılmamalıdır. Bir gün güç ve şöhret bittiğinde çevrenizdeki hayran kalabalıklardan eser kalmayacaktır emin olunuz.

İşte o şartlar altında da huzurlu ve mutlu yaşayabilmek için; gerçekten meziyet , yalnızlığa karşı dirayet ve  hiç bir erk’in kalıcı / sürekli olmadığına dair farkındalık gerekir.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS